63, 64. “Bugün, inkârcılığınıza karşılık oraya girin. İşte bu, size söz verilen cehennemdir. Bugün, inkârcılığınıza karşılık oraya girin.” İşte küfürlerinize, zulümlerinize karşılık size vaad edilmiş cehennem. Haydi dünyada örtüp, örtbas edip gündemlerinize almadığınız o ateşe salının, yaslanın ona. Her bir dönem Allah elçilerinin ve onların yollarının yolcularının sizi sakındırdığı, sizi uyardığı cehennemle karşı karşıyasınız, haydi buyurun girin bakalım oraya. İnkâr et-mekte oluşunuzdan, hesaba katmayışınızdan dolayı haydi tadın bakalım o azabı. Kâfirliğinizin karşılığıdır o ateş. Kâfirlerin cezası cehennemdir. Çünkü onlar yeryüzünde her şeylerini bitirmişlerdir. Halbuki dünyada kendilerine söylenmişti cehennem. Kitapları ve elçileri vasıtasıyla uyarmıştı Rabbimiz onları. Fıtratlarında da cennet ve cehennem bilgisi, ceza ve mükâfat bilinci vardı. Suç işleyen kimselerin mutlaka cezalandırılmaları gerektiğini, iyilik yapanların da mutlaka mükâfatlandırılmaları gerektiğini savunuyorlardı. Vicdanlarında iyilik ve kötülüğün dürtüsü vardı. Bir insanın, ister mü’min olsun, ister kâfir, işlediği bir suçtan, bir günâhtan dolayı kendisinin cezalandırılmayacağını umması, düşünmesi mümkün değildir. Bir kâfirin küfür, zulüm ve günâh içinde yaşadığı bir hayatın sonunda, kendisine ceza verilmeyeceğini düşünmesi, aslında gözlerini yumup hayatı gör-memesi, görmezden gelmesi demektir. Evet onlar cehenneme yu-varlanacaklar ve: