Yâsîn Suresine Dön

Yâsînيس

67. Ayet

67Yâsîn Suresi

وَلَوْ نَشَٓاءُ لَمَسَخْنَاهُمْ عَلٰى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ۟

Dileseydik onları, oldukları yerde başka varlıklara çevirirdik. Ne ileri gitmeye ne de geri dönmeye güç yetirirlerdi.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

67. “Dilesek onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler ve ne de geri dönebilirlerdi.” Yine eğer Biz dileseydik bu insanların şekillerini, biçimlerini, durumlarını, konumlarını değiştiriverirdik de oldukları yerde donup kalırlardı. Oldukları yerde onları donduruverirdik de onlar ne bizim yaptıklarımıza ilgisiz bir şekilde, bizim âyetlerimize karşı kör ve sağır bir şekilde geçip giderlerdi, ne de eski hallerine dönebilirlerdi. Kadın olduğunuzdan mı şikâyet ediyorsunuz? Allah istediği için kadın değil misiniz? Uzun boylu, kısa boyluluktan mı şikayetçisiniz? Zengin, ya da fakirlikten mi şikâyetçisiniz? Siyah renkli, beyaz renkli olmaktan mı utanıyorsunuz? Hastalık, sağlık mı derdiniz? Bunların tamamı Allah’ın takdiriyle değil mi? Farz edin ki bu şikâyet konularınızı, konumlarınızı öteki durumlarınızla değiştirdik. Bizi geçip gideceğinizi, Bizi diskalifiye ederek keyfinize göre bir hayat yaşayabileceğinizi mi zannediyorsunuz? Mümkün değildir bu. Mecburen Bizim dediğimize teslim olacaksınız. Bu âyet insanların ele geçirdikleri fırsatları değerlendirmeleri gerektiğini anlatır. İmkân varken o imkânları Allah’a kullukta değerlendirmeyenler o fırsatlara bir daha dönemezler. Gelin öyleyse ey insanlar gü-cünüz varken yapın. İmkânınız varken yapın. Söyleyin bu konumunuzun dışında başka bir konumla sizi imtihana çekmiş olsaydık ne yapacaktınız? Geçip gidecek miydiniz? Bizi takmayacak mıydınız? Eski durumunuza, şimdiki halinize dönebilecek miydiniz? İyi bilin ki asla, ömür verdik mi geri döner, çocuklaşırsınız. Eğer biz isteseydik onları bulundukları hal üzere, bulundukları konum üzere meshederdik. Yâni yüzlerini, kılıklarını bulundukları tavır üzere, işledikleri ameller üzere, mekânetleri üzere değiştiriverirdik. Bir önceki âyet-i kerîmesinde Rabbimiz, “istesek biz onların gözlerini sil-me eder, kör ederdik de onlar sırata, hidâyete, imana, kulluğa koşarlardı,” buyurmuştu. Burada da yine müthiş bir tehditle buyuruyor ki Rabbimiz, “biz isteseydik onları bulundukları hal üzere değiştiriverirdik.” Yâni hangi hal üzere bulunuyorlarsa. Meselâ maymunca bir hal üzere bulunuyorlarsa, hayvanca bir konum sergiliyorlarsa, onları o bulundukları hal üzere maymunlaştırıverirdik, hayvanlaştırıverirdik, kı-lıklarını hayvan kılığına değiştiriverirdik. Oldukları yerde onları bulundukları konum üzerine değiştiriverirdik. Meselâ bulundukları konumda bizim âyetlerimiz karşısında taş mı kesiliyorlar? Kör ve sağır bir duvar mı kesiliyorlar? Onları duvar ve taş haline getiriverirdik. Hilkatlerini değiştiriverirdik. Zalimce, sahtekârca bir tavır mı sergiliyorlar? Sahtekârlıkları, zalimlikleri yüzlerinden okunacak biçimde onların simâlarını değiştiriverirdik de yüzlerine bakan herkes onları bu alâmet-i farikayla görürdü. Irzlarını, namuslarını kıskanmadan domuzca bir hayat mı ya-şıyorlar? Bir fuhuş ortamında mı bulunuyorlar? Onları o anda içinde bulundukları hal üzere domuz gibi yapıverirdik. Şekillerini domuza döndürüverirdik. Yâni herkes nasıl bir hayat yaşıyorsa o hayatına uygun bir simâya, bir yapıya, bir sûrete getiriverirdik de, o zaman ne bir adım öne atıp bu durumdan kendinizi kurtarabilirdiniz, ne de gerisin geriye eski halinize, eski durumunuza dönme imkânınız olurdu. Ya tevbe edip imana dönemezdiniz, ya da eski insanlığınıza dönemezdiniz. Yâni ey Kâfirler, eğer şu anda Rabbimiz sizleri bu hale getir-miyorsa bilesiniz ki, bu O’nun güçsüzlüğünden, bunu beceremeyişinden değil cezaların âhirete tehir edilişindendir.