68. “Uzun ömürlü yaptığımızın hilkatini tersine çevirmişizdir. Akl etmezler mi?” Bununla beraber biz kimi uzunca yaşatır, uzun ömür verip yaşatırsak, onun hilkatini, yaratılışını tepe taklak getiriyoruz. Yaşayanı, yaşattığımızı yaratılış bakımından eksiltiyoruz. Yaşlanmaya başladıkça insanın hücrelerinden, güçlerinden, kuvvelerinden, kuvvetlerinden bir şeyler kaybediyor. Bu, Rabbimizin insan için koyduğu bir yasadır ve bu yasanın dışına çıkabilen hiç kimse yoktur. Herkes gittikçe yaşlanıyor ve yaratılışında, hilkatinde noksanlaşmalar meydana geliyor. Kendisine bakan herkes aslında bunu çok rahat görebilmektedir. İnsanın bu hali kendisine her an Rabbinin bu yasasını, Rabbinin kendisi üzerinde egemenliğini haykırmaktadır. Onun içindir ki, gençliğinde Allah’a isyan içinde bir hayat yaşayan insanlardan pek çoğunun yaşlanıp ta bedeninde Allah’ın işleyen bu yasasını gördükçe, Allah’a kulluğa döndüğünü görüyoruz. Öyleyse kesinlikle bilelim ki, biz kendimize sahip değiliz. Biz bizim değiliz. Bizim üzerimizde bizim sözümüz geçmiyor. Hayatımız bizim değildir. Bizim üzerimizde bir sahip vardır. Bizim bir sahibimiz, Mâlikimiz vardır ki, bizim üzerimizde sürekli O’nun tasarrufu işlemektedir. Sonunda gidip huzurunda hesap vereceğimiz bir yaratıcımız, bir Rabbimiz vardır. Hayatın kaynağı O’dur. Hayatımız O’ndandır. Veren de O’dur, alan da. Yaratan da O’dur öldüren de. Hayat da O’na aittir, ölüm de. İlkbahar da O’na aittir, sonbahar da. Eğer bu dünyada gözümüz görüyor, aklımız eriyor, elimiz tutuyor, ayağımız yürüyorsa, şu anda hayattaysak, bilelim ki bunu bize Allah verdi. Allah’tandır bunlar. Yarın bunlar işe yaramaz bir hale geleceklerse, bu da Allah’tandır. Çocukken âcizdik, küçüktük, güçsüzdük, şimdi büyüdük, güç kuvvet sahibi olduk. Eğer bütün bunlar Allah’tan değil de kendimizden, bizden olsaydı, o zaman yaşlandıkça, ihtiyarladıkça daha güçlenmeli değil miydik? Halbuki ihtiyarlayınca bunları kaybediyoruz, geriye sayma başlıyor. Yaratılış geriye dönüyor sanki. Başta yok idi, sonunda da yine yok oluyor her şey. Başta Allah vermişti, sonunda da O alıveriyor verdiklerini. Tüm otlar, bitkiler, ağaçlar gibi. Demek ki bütün bunlar bizden değil, O verdi bütün bunları. Madem ki gücümüz, imkânlarımız Allah’tan, öyleyse bütün bu sahip olduklarımızı onları bize veren Allah yolunda kullanmak zorundayız. Hâlâ anlamayacak mısınız? Hâlâ akl etmeyecek misiniz? Akıllarınızı kullanmayacak mısınız? Hâlâ hayatınızın içinde olan, bizzat kendi bedenlerinizde işleyen Rabbinizin bu yasalarını görmezden gelmeye devam mı edeceksiniz? Bütün bunları hak olan bir kitaptan öğrenip Hak olan Rabbinize kulluğa yönelmeyecek misiniz? Evet bütün bunları Rabbimizin bu kitabından öğreneceğiz. O kitabın pratiği olan, tebyîni olan Rasulullah Efendimizin sözlerinden öğreneceğiz. Çünkü: