Yâsîn Suresine Dön

Yâsînيس

8. Ayet

8Yâsîn Suresi

اِنَّا جَعَلْنَا ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالًا فَهِيَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ

Biz, onların boyunlarına çenelerine kadar olan demir halkalar geçirdik, başları dik vaziyettedir.

Dipnot

Bu, bir benzetmedir. Kâfirlerin boyunlarında, onları hayırdan engelleyen ve hakka karşı dik başlı, inatçı olmalarına neden olan manevi bir halka vardır. Ayrıca bk. 6/En’âm, 25

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

8. “Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir, bunun için başları yukarı kalkıktır.” Biz onlara azap olsun diye boyunlarına çıkmamacasına, kurtulmamacasına lâleler, tomruklar, bağlar, boyunduruklar, kelepçeler, bukağılar takmışız ki, onların çeneleri kaldırılmıştır. Kafaları, çeneleri yukarıya doğru kalkmış, gözleri aşağıya doğru sarkmış somurtur bir durumdadırlar. Âhirette böyle olacaklar, ama bu dünyada da kafalarını dikiyorlar, kibirleniyorlar, müstekbir davranıyorlar, insanlara tepeden bakıyorlar, insanları horlamaya, ezmeye çalışıyorlar. Bir kibir hali… Allah’a boyun bükmemenin, Allah’a secde etmemenin, Allah’a teslim olmamanın, Allah’ın emirlerini yerine getirmemenin tasviri. Aslında doğuştan boynunda bir iple dünyaya geldiği halde, yâni doğuştan Allah’a kul olmaya müsait yaratılmış olduğu halde Allah’a vermesi gereken bu ipin ucunu elinde tutarak kendi hevâ ve heveslerini, kendi tutkularını putlaştırmış kimseler... Ya da boynundaki kulluk ipinin ucunu Allah’tan başkalarına veren kimseler. Boynundaki Allah’a kulluk ipinin yanına başka ipler takarak onları da başkalarına vermeden yana, başkalarını da dinlemeden yana olanlar… Biz onların boyunlarına ağlâl geçirdik, diyor Rabbimiz. Öyle köpeklerin boyunlarına geçirilmiş tasmalar cinsinden değildir bunlar. Tüm boynu kapatan bir ğıl’dir. Bunlar madde planında insanı zorlayıcı, hayatı zorlaştırıcı, yorucu bağlar olabileceği gibi, modern kültürün boyun bağları şeklinde onlara kazandırılan kötü alışkanlıklar, adi huylar, çirkin tiryakilikler de olabilir. Veya onların boyunlarına dolanmış, onların vazgeçilmez özelliği olmuş küfür ve şirk tutkuları da olabilir. Tüm boyunlarını öyle bir sarmış ki, ağlâl, çenelerini yukarıya doğru kaldırmış. Artık önlerini bile görmezler. Hep ileriye doğru bir hırs ve doyumsuzluğun içindedirler. Önlerindeki ölümü, kabri, hesabı, kitabı, haşrı, neşri göremiyorlar. Aynı zamanda arkalarını da göremiyorlar. Geçmişi de değerlendiremiyorlar. Geçmişte bir Nuh kavmine, bir Lût kavmine, bir Hûd kavmine ne yaptı Allah? Bunu da göremiyorlar. Kendilerinden öncekilerin, babalarının, dedelerinin başlarına nelerin geldiğini de hesap edemiyorlar, göremiyorlar. Geçmişlerinden ibret alamıyorlar, geleceklerine iyi bakamıyorlar. Önleri karanlık, arkaları karanlık. Her taraflarında bir barikat var. Ama ne yazık ki bu barikatları kendi kendirine kurmuşlardır. Kendi kendilerini bağlamışlardır. Dünya boyunlarına öyle bir dolanmış ki, dünyalık toplama tutkusu gözlerini öyle bir kör etmiş ki, ekonomik güce ulaşma derdi öyle bir kıbleleri olmuş ki, ekonomik yönden şişme duygusu gecelerine gündüzlerine öyle bir musâllat olmuş ki, bir an durup düşünecek, durumlarını değerlendirip Allah yoluna girecek, Allah’a kulluğa yönelecek zamanları kalmamış. Allah’ın kitabını, Resulü’nün sünnetini öğrenecek, Allah’ın haram helâl yasalarını tanıyacak zamanları kalmamış. Çocuklarının dini eğitimleriyle ilgilenecek zamanları kalmamış. Aman diyorlar dünya! Aman diyorlar para! Aman diyorlar kadın! Aman diyor-lar ev! Aman diyorlar diploma! Aman diyorlar makam, koltuk, şan, şöhret, alkış! Hep bunların peşinde koşuyorlar da, daha iyi Müslüman olalım, daha salih kul olalım, daha iyi makam elde edelim diye bir dertleri yok. Cennette daha yüce makamları elde edelim, daha güzel kulluk yapalım diye bir endişeleri kalmamış. İşte görüyoruz, önlerini ve arkalarını bile göremeyecek bir biçimde, geçmişlerini ve geleceklerini değerlendiremeyecek bir biçimde öyle bir iman zaafına uğramış ki insanlar, müthiş bir hırs, korkunç bir doyumsuzluk duygusu içinde hep dünyalıklar konusunda hep büyüme endişesi veya küçülme korkusuyla, aç kalma korkusuyla yanıp yakılmaktadırlar. Yazmak lazım müdürlerin koltuğuna: Senden önce burada birileri oturuyordu. Yazmak lazım zenginlerin kasalarına: Sizden önce bu para birilerinin kasasındaydı. Hani birinin mezar taşına yazmışlar ya: “Zavallı, hayatı boyunca hep toplar ve çarpardı, hiç bölmeyi ve çıkarmayı bilmezdi, ölünce mirasçıları onu yapıverdiler” diye.