13. “Andolsun ki, sizden önce nice nesilleri, peygamberleri onlara belgeler getirmişken, haksızlık ederek inanmadıkları zaman yok etmiştik. İşte biz suçlu milleti böyle cezalandırırız.” Az önceki âyette zikredile zulüm özelliğini yaşayan, yâni işine geldiği yerde Allah’a kulluk yapıp işine gelmediği yerde Allah’ı unutuveren, ya da hayatının bazı bölümlerine Allah’ı karıştırıp öteki bölümlerinde başka rab’lere başka ilâhlara kulluk yapan nice toplumları Allah helâk etmiştir. Peki acaba bu helâk yasası nasıl olmuş? Nasıl gerçekleşmiş? Şimdi biz de tıpkı bizden öncekiler gibi zulmeder, zâlim konuma düşersek bu helâk yasası bize karşı nasıl işleyecek Rabbimiz bunu anlatıyor. Bakın şöyle oluyormuş bu iş: Onlara, o toplumlara Allah’ın elçileri apaçık delillerle, Beyyi-ne’lerle geldiler, sahifelerle, Tevrat’la, İncil’le, Zebur’la Allah’ın âyet-lerini ihtiva eden kitaplarla geldiler, yada Rab’leri tarafından kendilerine lütfedilen sözlü vahiylerle geldiler. Yeryüzünde her bir dönem her bir topluma Allah vahyini ulaştırmıştır. Rabbimiz yeryüzünü asla vahiysiz bırakmamıştır. İnsanlar buna lâyık mı değil mi buna hiç bak-madan Rabbimiz sürekli kullarına rahmet kapılarını açmış ve onları kendi bilgisiyle bilgilendirmiştir. Yeryüzünde hiç bir toplum yoktur ki Allah onlara kitap veya peygamber göndererek onlara vahyini ulaştırmamış ve onları uyarmamış olsun. Onun içindir ki dünya üzerinde hiç bir ferdin, hiç bir toplumun mâzeret hakkı kalmamıştır. Yâni yarın hesap kitap döneminde ya Rabbi biz duymamıştık, bizim böyle bir şeyden haberimiz yoktu, bize bunu anlatan uyarıcılar gelmemişti, bizim senden, senin mesajından, senin cennetinden, cehenneminden, kıyâmetten, hesaptan ki-taptan haberimiz yoktu diyerek bir mâzeret ileri sürülemeyecek biçimde Rabbimiz yeryüzünü uyarmıştır. İşte Rabbimizin bu âyetinde anlatıyor ki elçilerimiz onlara apaçık Beyyine’lerle, belgelerle geldiler de onlar iman etmediler. Peki her bir dönem her bir topluma Allah elçilerini ve kitaplarını göndererek onları uyardığı halde şimdi acaba rahmeti gereği kendilerini uyaran Allah mı suçlu? Büyük sıkıntılar çekerek onların yalanlamalarına göğüs gererek onlara Allah’ın mesajını götüren peygamberler mi suçlu? Yoksa her şeye rağmen kendilerine gelen elçiyi de, onun kendilerine getirdiği Allah mesajını reddederek keyiflerince bir hayat yaşamadan yana tavır sergileyen bu insanlar mı suçlu? Eğer Rabbimiz insanları yaratıp onları başıboş bıraksaydı, onlara peygamberler ve kitaplar göndermeyerek nasıl bilirseniz öylece yaşayın deseydi ve bu insanlar da ne yapacaklarını bilmedikleri için cehenneme doğru yollanmış olsalardı o zaman mâzeret hakları olabilirdi. Ya Rabbi ne yapalım sen bize elçiler göndermediğin için, bize kitaplar göndererek cennet ve cehennem yollarını göstermediğin için biz bu duruma düştük deme hakları olabilecekti. Ya Rabbi bana bir kitap gönderseydin, bana bir hayat programı gönderseydin, beni yarın başıma gelecek hesap ve kitap dönemiyle uyarsaydın elbette ben de senin istediğin gibi yaşardım deme hakkımız olabilecekti. Ama Rab-bimiz böyle bir mâzeretle karşısına çıkma imkânı bırakmayacak biçimde tüm insanlığı uyarmıştır. Her bir dönem insanını uyarmış ama bu uyarıya müspet cevap verip kabul etmek ve reddetmek de insanların kendilerinin bileceği bir şeydir buyurmuştur. İşte bu böyledir. Biz mücrim bir topluluğu, günâhkâr bir top-luluğu işte böylece cezalandırırız. İşte Rabbimizin yeryüzünde geçerli helâk yasası budur. Allah elçiler gönderiyor, Allah kitaplar gönderiyor, insanları başlarına geleceklerle uyarıyor, onlara hayat programı gönderiyor ve de Allah’ın bu uyarılarına müspet tavır takınanlar kurtuluyor reddedenler inkâr edenler de helâki hak ediyorlar. İşte Nuh toplumu, İşte Âd kavmi, işte Semûd, işte Lût kavmi hepsi de bu yasanın kurbanı oldular. Hepsi de helâk yasanına boyun büktüler. Ama meselâ bir Yunus kavmi az ilerde anlatacak Rabbimiz azabın kendilerine yaklaşmasını hissedince dönecekler, tevbe edecekler Rab’lerine ve Allah bu yasayı onlara uygulamayacak. Musâ (a.s)’ın karşısındaki toplum Firavun ve çevresindekiler bu helâk yasasına boyun büktü. Ama tercihlerini peygamberden yana kullanan, peygamber safında yer alan İsrâil oğulları bu helâk yasasından kurtuldular. İşte Allah’ın yeryüzünde işleyen yasası böyledir. Öyleyse ey insanlar işte şu anda da sizin karşınızda Allah elçisi ve onun size getirip sunduğu Allah kitabı durmaktadır. Siz bilirsiniz, ister tercihinizi Allah’tan yana, Allah yasalarından yana, Allah elçilerinden yana kullanarak kurtulanlardan olursunuz, isterseniz Allah’a âyetlerini Allah elçilerini yalanlayarak, Allah’ın kitabını reddederek helâk edilenlerin safında yer alır ve bu yasaya siz de boyun bükersiniz.