Yûnus Suresine Dön

Yûnusيونس

14. Ayet

14Yûnus Suresi

ثُمَّ جَعَلْنَاكُمْ خَلَٓائِفَ فِي الْاَرْضِ مِنْ بَعْدِهِمْ لِنَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ

Sonra, nasıl amel edeceğinizi görmek için, onların ardından sizleri yeryüzünün halifesi yaptık.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

14. “Sonra onların ardından, nasıl davranacağınıza bakmak için sizi yeryüzünde onların yerine geçirdik.” Ondan sonra da sizi yeryüzünde yerleştirip halifeler kıldık. O helâk edilenlerin ardından yeryüzünü size verdik. Sizden öncekilerin hepsi gittiler. İyiler de gitti kötüler de gitti. İbrahim de gitti Nemrut ta. Musâ da gitti Firavun da. Nuh (a.s) da gitti toplumu da. Allah’ın Resûlü de gitti onun pırlanta ashabı da. Selçuklu da gitti Osmanlı da. Dedeleriniz de gitti babalarınız da. Her bireri imtihan dönemlerini doldurmuşlar, misyonlarını yerine getirip, rollerini oynayıp hepsi gitmişler dünyadan. Kimileri Allah’ın istediği biçimde bir hayat yaşayarak, bu imtihanı kazanarak kimileri de Allah’ın hayat programını reddederek kendi keyiflerince bir hayat yaşayarak dünyalarını da ukbalarını da kaybetmişler. İyi de bize ne bundan? Giden gitmiş, kazanan kazanmış, kay-beden kaybetmiş, bizi ne ilgilendirir bu? Rabbimiz niye anlatıyor bütün bunları bize? Bakın bu âyetinde Rabbimiz bütün bu kazananların, kaybedenlerin, peygamberlerin ve peygamber düşmanlarının sergü-zeşti hayatlarını bize anlatmasındaki sebebi, hikmeti ortaya koyuyor. Ey kullarım ben size sizden öncekileri anlatıyorum. Onlara karşı yeryüzünde işlettiğim ve şu anda da sizin tâbi olduğunuz yasalarımı anlatıyorum. Unutmayın ki onların ardından şu anda yeryüzünü size bı-raktım. Şu anda yeryüzünde onların yerinde imtihanda olanlar sizlersiniz. Dün onların üzerlerine doğan güneş şu anda sizlerin üzerinize doğmaktadır. Dün onlara hizmet veren gece bugün sizin hizmetinize koşmaktadır. Dün onları aydınlatan ay bugün sizi aydınlatmaktadır. Dün onları besleyen toprağım bugün sizin hizmetinizdedir. Dün onları doyuran hayvanlarım bugün sizin emrinizdedir. Dün onlara şarkı söyleyen kuşlarım bugün size nameler gönderiyor. Dün yeryüzünün egemenliğini onlara vermiştim bugün bu egemenlik sizdedir. Peki niye veriyor bütün bunları bize? Ya da niye egemen kılmış Rabbimiz şu anda bizleri yeryüzünde? Sebep buymuş işte. Bakalım sizler bütün bu nîmetler içinde nasıl bir kulluk sergileyeceksiniz? Bu şerefli konuma getirilen, bunca nîmetlerle kuşanan sizler bakalım nasıl ameller işleyeceksiniz? Nasıl yaşayacaksınız? Bu dünyayı, bu hayatı, bu imkânları nasıl değerlen-direceksiniz? size verilen bu hayatı verenin yolunda mı yaşayacak-sınız? Bu nîmetleri nîmetlerin sahibinin yolunda mı kullanacaksınız yoksa kendinizi bu nimetlerin sahibi bilip Allah’ı unutup bir hayat mı yaşayacaksınız? Allah buna bakıyor ve sonunda yaşadığımız bu hayatın türüne göre de bizden öncekiler gibi bizi ya helâk yasasıyla yargılayacak ya da kurtulanlardan kılacak.