Yûnus Suresine Dön

Yûnusيونس

21. Ayet

21Yûnus Suresi

وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً مِنْ بَعْدِ ضَرَّٓاءَ مَسَّتْهُمْ اِذَا لَهُمْ مَكْرٌ ف۪ٓي اٰيَاتِنَاۜ قُلِ اللّٰهُ اَسْرَعُ مَكْرًاۜ اِنَّ رُسُلَنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ

İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra rahmeti tattırdığımızda, ayetlerimize karşı bir tuzak içinde görürsün onları. De ki: “Allah’ın (tuzağı bozmak için karşı) tuzak kurması daha hızlıdır.” Şüphesiz ki elçilerimiz/melekler, kurduğunuz tuzakları yazmaktadır.

Dipnot

Sıkıntıdan kurtulan insanın Allah’ın (cc) ayetlerine tuzak kurması; Allah’ın (cc) yardımını yalanlayıp alay etmesi, Allah’tan (cc) gelen yardımı Allah’a (cc) değil de başkalarına nispet etmesi, başarıyı kendi emeğinin sonucu olarak görmesi, bela anında Allah’a (cc) iman ediyor gibi yapıp rahata kavuşunca Allah’ı (cc) unutmasıdır. (bk. 10/Yûnus, 12; 11/Hûd, 9-10; 17/İsrâ, 83; 39/Zümer, 8; 41/Fussilet, 49-50)

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

21. “İnsanlara darlık geldikten sonra onlara bolluğu tattırdığımızda, hemen âyetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar; onlara de ki: “Hile yapanın cezasını vermekte Allah daha çabuktur. “Elçi meleklerimiz kurduğunuz tuzakları hiç şüphesiz yazmaktadırlar.” İnsanlara kendilerine dokunan bir zarardan sonra bir rahmet tattırdığımız zaman hemen o kimseler bizim âyetlerimize karşı bir tu-zak kurmaya kalkışırlar. Âyetlerimize dil uzatmaya yönelirler. Rabbimizin vaz ettiği bu insan tipi kıyâmete kadar her dönem-de, her zaman ve mekânda bulunabilir. Âyetin ortaya koyduğu tipleme karşısında herkes kendisini, kendi durumunu yargılamak, sorgulamak zorundadır. Acaba şu anda bizim de Allah’la ilişkilerimiz böyle mi değil mi? Bunu çok iyi sorgulamak zorundayız. Şimdi bir insan düşünün. Ya da bir köy halkı, bir şehir topluluğu düşünün. Bu topluluk kendilerinin üzerinde sürekli belâlar eksik olmadığı zaman, işleri sürekli kötüye gittiği zaman Allah’a dua ederler. İşlerinin düzeltilmesi için, rızıklarının açılması, kederlerinin giderilmesi, başlarında dönen belâların kaldırılıp huzura ve mutluluğa ka-vuşturulmaları için dua dua Allah’a yalvarıp yakarmaktadırlar. Nihâyet o kimse üzerinden, o toplum üzerinden Rabbimiz o belâ ve musîbetleri kaldırıp onları bolluğa ve mutluluğa kavuşturduğu zaman da hemen Allah’la ve Allah’ın âyetleriyle, Allah’ın sistemiyle savaşa başlayıverirler. Sanki o belâlar ve musîbetler döneminde güçleri olmadığı için Allah’a karşı gelemeyen bu insanlar ekonomik güce sahip oldukları anda, siyasal gücü ellerine geçirdikleri anda, sıhhatlerine kavuştukları anda Allah’ı da, O’na kulluğu da, O’na yalvarıp yakarmayı da unutuveriyorlar. Üzerlerinden felâketler kaldırılıp da işleri tıkırında gitmeye başlayınca Allah’ı da O’nun yasalarını da O’na kulluğu da unutup yan çizmeye başlayıverirler. İşleri düşünce Allah’ı hatırlıyorlar ama hayatları düze çıkıp da Allah’a ihtiyaçları kalmadığını zannettikleri zaman da Allah’ı unutuveriyorlar. İşte Rabbimiz bizim karşımıza bir insan tipi çıkarıyor ve bu insanın karakterini bize anlatıyor. Bize diyor ki ey müslümanlar! Sa-kın sizler de bu insanlar gibi olmayın. Sıkıntılı dönemlerinizde Rab-binize karşı farklı, iyi dönemlerinizde de farklı davranışlar içine gir-meyin. Veya ey müslümanlar! Bu tür insanları iyi tanıyın ve onlara karşı tavırlarınızı iyi belirleyin. Şunu asla hatırınızdan çıkarmayın ki: Kâfirler Allah’ın sistemine karşı, Allah’ın âyetlerine karşı ne kadar tuzak kurabilecekler? Üstelik onların tuzaklarının tümünün Allah biliyorken. Ama onlar Rabbinin tuzaklarını bilmezler, bilemezler. Rabbin onların kurdukları tuzakların nereye kadar gideceğini bilmek-tedir, ama onlar Rab’lerinin kendilerine karşı neler hazırladığını asla bilmemektedirler. Allah onların kendisine karşı, kendi âyetlerine ve siz müslümanlara karşı tüm niyetlerini, tüm komplolarını bildiği için size bunu haber verecektir. Vahyin geldiği dönemlerde Rabbimiz kendi safında yer almış kullarına onların tuzaklarının tümünü haber veriyor ve mü’minleri onların komplolarından koruyordu. Gerçi bundan sonra vahiy gelmeyecek ama Rabbimiz önce gönderdiği o vahiyleriyle müslümanlara öyle bir basiret, öyle bir feraset kazandırmıştır ki kendilerine nereden nasıl bir tehlike geleceğini mü’minler bilmektedirler. Çünkü Allah kâfirlerin tüm tuzaklarını yazmaktadır, yazmıştır. Şu anda irtica hikâyeleriyle müslümanları yok etmeye soyunanlar, Allah’la, Allah’ın âyetleriyle, Allah’ın sistemiyle savaşa tutuşanlar kiminle savaştığının farkında değildirler. Kiminle savaştığını dahi bilmeyen zavallı insanlardır bunlar. Zannediyorlar ki müslüman-lar zayıftır, zannediyorlar ki müslümanlar yalnız ve yardımcısızdırlar. Onların safında Allah’ın bulunduğunun farkında olmayan bu iman yoksunları yakında nasıl bir inkılapla sarsıldıklarını görecekler. Yakında tıpkı kendilerinden öncekiler gibi Allah’ın helâk yasasının mahkumu olacaklar.