23. “Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar! Geçici dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir. Sonra dönüşünüz Bizedir. Yaptıklarınızı size bildiririz.” Evet onları dua dua yalvarıp yakardıkları o kötü durumlarından kurtardığımız zaman da yeryüzünde azmaya, azgınlık yapmaya, Allah’a kafa tutmaya başlayıverirler. Evet dün ne olur ya Rabbi bizi bu durumdan kurtar, Sana kul olacağız, Seni dinleyeceğiz, Sana şükredeceğiz, hayatımızı Senin için yaşayacağız dedikleri halde işleri bitince de bir bakarsınız ki ne sözleri kalmış, ne şükürleri, ne kullukları, ne itaatleri! Her şeyi unutmuşlar yine eski küfürlerine, yine eski şirklerine, eski isyanlarına, eski hayatlarına dönüvermişler. Sanki hiç bir şey olmamış gibi yine eski ilâhlarına, yine eski tanrılarına ve tâğutlarına kulluğa dönüvermişler. Bakın bu tip insanlara Rabbimiz diyor ki: Azgınlık ve taşkınlığınızın zararı sadece kendinizedir. Sizler bu azgınlıklarınız ve taşkınlıklarınızla asla Bana zarar veremezsiniz. Yeryüzündekilerin tamamı Allah’a savaş açmış olsalar bile Allah’a ne zarar verebilecekler de? Tüm insanlar Allah yasalarına, Allah sistemine karşı ağız birliği edip düşmanca bir tavır sergileseler bile Allah’a karşı ne yapabilecekle? İnsanlar Allah’a hiç bir şey yapamazlar, ancak yaptıklarının cezasını kendileri çekecektir. Unutmayın ki: Dünya metaı azıcık bir metadır. Dünya hayatı geçici bir metadır. Benim katımda hiç de değeri olmayan o dünyayı size veririm. Malınız mülkünüz artmaya başlar. Ekonomik sıkıntılarınız giderilir. Size güç kuvvet, makam mansıp yetki ve saltanat veririm. Bana isyanlarınız devam ederken bile bunları Ben size veririm. Benden başkalarına kulluk ederken bile sizin istediğiniz hiç bir şeyi sizden esirgemem. Bana savaş açarken bile sizin güneşinizi, havanızı, suyunuzu kesmem. Ama unutmayın ki bütün bunlar Benim katımda değersiz birer dünya metaıdır. Eğer bütün dünyanın Benim katımda sineğin kanadı kadar bir değeri olsaydı ondan kâfire bir yudum su bile vermezdim. Öyleyse ey kullarım! gelin bu geçici ve basit şeylere aldanıp da Bana kulluktan gafil olmayın. Gelin yarına intikal etmeyecek basit bir dünyanın peşinde koşarken Benim sizin için razı olduğum, size lâyık gördüğüm ve sizin için hazırladığım cenneti göz ardı etmeyin. Unutmayın ki: Sonra dönüşünüz Banadır. Yaşadığınız bu hayatın bitiminde Bana dönecek ve yaptıklarınızın tümünden hesap vereceksiniz. Unutmayın ki hayatın hesabını Bana ödeyeceksiniz. Attığınız her adım, alıp verdiğiniz her nefes sizi Bana doğru yaklaştırmaktadır. Ölüme ve hesaba doğru koşuyorsunuz. Her an hayata değil ölüme koşu içindesiniz. Bir gün burun buruna geleceğiniz gerçek ölüm ve hesaptır, bunu unutmadan yaşayın. Bir de unutmayın ki hayatın da ölümün de sahibi Benim. Benden başkasına hesap vermeyeceksiniz. Öyleyse Benden başkalarına minnetiniz olmasın, Benden başkalarına kulluğunuz olmasın, Benden başkalarını dinlemeyin, Benden başkalarını hayatınızda egemen tanımayın. Evet dönüşünüz Banadır ve: Gelin akılarınızı başlarınıza alın. Madem ki sizi yaratan Benim, madem hayatınızı veren Benim, madem ki sahip olduklarınızın tümünü Bana borçlusunuz, madem ki sonunda hiç kimseye değil de sadece Bana hesap ödeyeceksiniz, madem ki attığınız her adımla ölüme doğru, hesaba kitaba doğru gidiyorsunuz öyleyse bu şaşkınlığınız neyin nesi? Bu serkeşliğiniz, bu itaatsizliğiniz neyin nesi? Rabbiniz olarak Beni bırakıp da kendiniz gibi âcizlere kulluk edişiniz, onları razı etmek için çırpınışlarınız neyin nesi? Şu siyasî hayatın karmaşası içinde Allah’tan başkalarına egemenlik haklarını vermeniz neyin nesi? Şu ekonomik hayatın bunaltıcı koşturmaları arasında Benim âyetlerimi gündeme almayışınız neyin nesi? Bu kendi hevâ ve heveslerinizi veya şu anda din diye, hayat programı diye size sunulan şu bilimi Allah yerine oturtmanız neyin nesi? İşleriniz iyi gidince, ekonomik hayatınız rayına oturunca, karınlarınız doymaya başlayınca tamam artık bizler cennet hayatına ulaştık diyerek dünyayla tatmin oluşunuz neyin nesi? Âhireti unutuşunuz neyin nesi?.. Hiç düşünmez misiniz?