27. “Kötülük işleyenlere kötülükleri kadar ceza verilir; onların yüzlerini zillet bürür; Allah'a karşı onları savunacak yoktur; yüzleri, geceden kara bir parçayla örtülmüş gibidir. Bunlar cehennemliklerdir, orada temelli kalırlar.” Ama kötülere, kötülük işleyenlere, kötülük kazananlara gelince onların cezası da işlediklerinin bir mislidir. Seyyienin cezası, seyyi-enin karşılığı, misli mislinedir. İyilik ve kötülüklerin karşılıkları farklıdır. İyiliklere kat kat mükâfaat veren Rabbimiz günâhın karşılığını tamtamına veriyor. Bir sevaba on mükâfat, bin mükâfat verilirken bir günâha bir ceza, iki günâha iki ceza verilmektedir. Yâni anlıyoruz ki günâhların ve sevapların kat sayıları farklıdır. İyiliğin karşılığı bazen bire on, bazen bire yedi yüz, bazen bire sonsuz mükâfat iken kötülüğün karşılığı ise sadece bire birdir. Rabbimiz ne kadar da merhametlidir bizim için değil mi? Hattâ bakın bir adam bir günâh işlemeye niyet edip azmetse, ama sonra da Allah korkusundan, âhiret endişesinden dolayı onu yapmaktan vaz geçse onun karşılığında bir sevap verilecektir. Evet günâhkârlara bire bir ceza verecek Allah. Ve onların yüzlerini bir zillet, bir meskenet, bir eziklik, bir perişanlık, bir horluk ve hakirlik kaplamıştır. Kayıplarından dolayı, ayıplarından dolayı zillet içindedirler onlar. Tabii cehenneme giden zelil olacaktır. Dünyada da zelil bir hayat yaşamışlardı bu adamlar. Ve artık Allah’tan hiç bir kurtarıcıları, hiç bir yardımcıları ve koruyucuları yoktur. Şefaatçileri yoktur onların. Onları dünyada yaşadıkları hayatın karşılığı olarak kendileri için hazırlanmış cehennem ateşinden koruyup kurtaracak hiç bir yol, hiç bir çare yoktur. Dertlerini dinleyecek, hatırlarını soracak, kendilerine sıcak bir kucak açacak hiç bir dostları yoktur onların. Utanç ve rezaletlerinden dolayı, kayıplarından dolayı sanki onların yüzlerini karanlık bir geceden bir parça kaplamış, yüzleri simsiyah kesilmiştir. Ama bu siyahlık şu anda kimi insanların derilerinin siyahlığı anlamına bir siyahlık değildir. Çünkü yüzünün derisi dünyada siyah olan bir müslümana bakarsınız ki yüzü parıl, parıl parlamaktadır. Yâni şu anda beyaz insanın egemenliğinin sürdüğü dünyada siyahlara mutluluk tanımıyorlar. Halbuki dünyada insanlar ancak İslâm’la mutlu olabilirler. İslâm’ın dışında mutluluk yoktur. Derileri siyah olanlar da, beyaz olanlar da ancak İslâm’la güzeldir. İster beyaz derili olsunlar, isterse siyah derili olsunlar insanlar küfürle, şirkle asla güzel değildirler. Küfür ve şirk mensupları çirkindirler, kötüdürler, kalpleri de yüzleri de simsiyahtır. İşte cehenneme giden insanların da yüzlerini siyahlık kaplamıştır. Kapkara olmuştur onların yüzleri. Sanki karanlık bir geceden parçalar gibi yüzleri simsiyahtır onların. İşte bunlar cehennemin ashabıdırlar, ateşin sohbetçisidirler ve orada ebedî kalıcı-dırlar. Evet dünyada Rab’lerinin rızası istikâmetinde bir hayat yaşayan, izzet ve şerefi Allah’ta görerek, izzet ve şerefi Allah’a kullukta görerek azîz ve şerefli bir hayata talip olan cennetlikler Rablerinin azîz ve şerefli kılmasıyla azîz ve şerefli bir cennet hayatına doğru giderlerken, dünyada izzet ve şerefi Allah’tan başka yerlerde arayarak bir hayat yaşayan cehennemlikler de zelil bir şekilde, horluk, hakirlik içinde, yüzleri de simsiyah, ebedî azap yerleri olan ateşe gitmektedirler.