40. “Aralarında ona inanan ve inanmayan vardır. Rabbin, bozguncuları daha iyi bilir.” Kimileri bu kitaba iman ediyorlar, kimileri de inanmıyorlar. Allah kullarını bu konuda serbest bırakmıştır. Hiç kimseyi bu konuda zorlamamaktadır. Hür iradeleriyle dilerler iman ederler dilerler küfrederler. Eğer böyle değil de Rabbimiz melekler gibi, cansız cemadat gibi doğuştan insanların boyunlarındaki iplerini elinde yaratsaydı elbette herkes mü’min olmak zorunda olacaklardı. Herkesi kendi iradesiyle baş başa bırakmış, isteyenler kâfirliği seçebileceği gibi dileyenlerde imanı tercih edebilmektedir. Niye bu böyledir? Allah neden böyle istemiştir? Bu konuda hiç kimsenin hesap sorma hakkı yoktur. Ancak kendi mantığını, kendi hevâ ve heveslerini din kabul etmiş, kendi hayatını, kendi bilgisini putlaştırmış ve kendilerince Allah’ın kitabında hata arayan kâfirler bu konuda Allah’ı sorgulama cehaletinde bulunabilmektedirler. Kendilerince temel kabul ettikleri küfürleri, şirkleri, yamuklukları ile güya Kur’an’ın ve sünnetin, Allah’ın ve Resûlünün hatalarını bulduklarını zanneden bu zavallılar bazen müslüman görünümlü bazen da kâfir kimlikli olarak İslâm’ı sorgulayacaklarını iddia etmektedirler. Müslümanın asla böyle bir derdi olamaz. Müslüman Allah’a teslim olan, seçimini Allah’tan yana kullanan kimsedir. Allah böyle dilemiştir o kadar. Allah hikmeti gereği dünyada biz kullarını imanı da küfrü de tercih edebilecek bir özellikte yaratmıştır ve bu tercihimizin sonucuna katlanacağımızı ortaya koymuştur. Ve Allah müfsitleri, bozguncuları bilmektedir. Hidâyette olanları da, dalâleti tercih edenleri de Allah bilmektedir. Herkesin neyi tercih ettiğini, herkesin nereye doğru gittiğini en iyi bilen ve tercihine göre herkesi en güzel biçimde değerlendirecek olan da Allah’tır. Herkesin yaşadığı hayata göre nereyi kazandığını, kimin gerçek müslüman, kimin kâfir ve müşrik olduğunu bilen ve yarın bunun kararını verecek olan da Allah’tır. Bu konuda yetki Ona aittir, yargı Ona aittir.