Yûnus Suresine Dön

Yûnusيونس

41. Ayet

41Yûnus Suresi

وَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقُلْ ل۪ي عَمَل۪ي وَلَكُمْ عَمَلُكُمْۚ اَنْتُمْ بَر۪ٓيؤُ۫نَ مِمَّٓا اَعْمَلُ وَاَنَا۬ بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَ

Şayet seni yalanlarlarsa de ki: “Benim yaptıklarım bana, sizin yaptıklarınız size. Siz benim yaptıklarımdan berîsiniz, ben de sizin yaptıklarınızdan berîyim.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

41. “Ey Muhammed! Seni yalanlarlarsa, "Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız sizedir; siz benim yaptığımdan sorumlu değilsiniz, ben de sizin yaptığınızdan sorumlu değilim" de.” Ey peygamberim! Seçimini Allah’tan yana kullanmış, iradeni Allah’a teslim etmiş bir mü’min olarak eğer seni yalanlıyorlarsa, senin dinini, senin yolunu, senin hayat programını, senin tercihini kabul etmiyorlarsa sen onlara de ki benim amellerim benim olsun, sizinkiler de size ait olsun. Benim yaşam biçimim, benim hayat anlayışım, benim amellerim benim olsun, sizin hayat programlarınız da sizin olsun deyiver onlara. Sizler benim amellerimden, benim yolumdan, benim hayat programımdan teberrî edip uzaklaşıyorsunuz, ben de sizin vebal dolu, hıyanet dolu şirk ve küfür dolu yolunuzdan, amellerinizden teberrî ediyorum. Sizin benimle benim de sizinle bir ilgim yoktur. Ne siz benim gibi sadece Allah’a kul oluyorsunuz ne de ben sizin gibi bir hayat yaşıyorum. Sizin dünyanız ayrı kâfirlerin dünyası tamamen ayrıdır. Kâfirin dünyası, kâfirin ekonomi anlayışı, kâfirin hukuk anlayışı, eğitim anlayışı, siyaseti, mala bakışı, istikbal anlayışı, ahlâkı her şeyi mü’minden farklıdır. Çünkü kâfir kendi keyfini, kendi mantığını kendi hevâ ve heveslerini din kabul etmiş, hayat programı kabul etmiş mü’-minse Allah’ın dinini hayat programı kabul etmiş kimsedir. Onun içindir ki kâfirle mü’min ayrı dünyaların insanıdırlar. Öyle değil mi? Meselâ bir köyde, bir kentte, bir mahallede kâfir de yaşar mü’min de yaşar ama dünyaları, hayatları farklıdır. Kâfir nefsi adına yaşar, keyfi adına yaşar, toplum adına yaşar, çevre adına yaşar, egemen güçler adına, putlar adına, tâğutlar adına, şeytan adına yaşar; mü’min hayatını sadece Allah adına ve Allah’ın belirlediği yasalar istikâmetinde yaşar. Kâfirin değer yargısı Allah’tan başka her şeydir, ama mü’minin değer yargısı sadece Allah’tan gelenlerdir. Birisi ebedî cehennemde ötekisi de ebedî cennette olarak ayrılacaklardır. Eğer kâfirler ve müşrikler bizim bu imanımızı, bizim bu dinimizi ve hayat programımızı kabullenmeyecek olurlarsa da onlara şöyle diyeceğiz: Sizin amelleriniz sizin olsun bizimkiler de bizim olsun. Sizin dininiz, sizin inanışınız, sizin hayat programınız, sizin kulluk anlayışınız sizin olsun bizimki de bizim olsun. Sizin amelleriniz sizin bizim amellerimiz de bizim olsun. Öldüğünüz zaman siz kendi amellerinizle, biz de bizim amellerimizle karşılaşalım. Siz sizinkiler-den sorumlu olun, biz de bizimkilerden. Siz sizin amellerinizin karşılığı olan cehennemden biz de bizim amellerimizin sonucu olan cennetten razı olalım. Yâni sizler hem Allah’a hem de putlara, hem Allah’a hem de Allah’tan başkalarına kulluk yaparak bir din, bir yol, bir hayat tarzı sergileyebilirsiniz. Yâni yaşadığınız Hayatınızın bazı bölümlerine Allah’ı bazı bölümlerine de başkalarını karıştırabilirsiniz. Hayatınızın bazı bölümlerinde Allah’ı dinleyip, bazı bölümlerinde ise Allah’tan baş-kalarının kanunlarını uygulayarak müşrikçe bir yol tutabilirsiniz. Hem Allah’ı, hem de başkalarını razı etmeye çalışabilirsiniz. Hem Allah’a hem de başkalarına kulluk edebilirsiniz. Ama bize gelince biz asla böyle bir şirk dininden razı olmayız. Ama bizler taviz vermeden, ihlâsla, katışıksız bir şekilde Allah’a ibadet edicileriz. Biz sadece Allah’ı Rab bilip sadece Onu dinler ve sadece Ona kulluk ederiz. Yâni böyle hem Allah’a kulluk edip, hem de binde bir de olsa başkalarını da dinlemeden yana olmayız, başkalarına da kulluktan yana olmayız. Bin gramlık bir temiz suya bir gramlık da zehir katarak onu içmeden yana olmayız. Biz şirk koşmadan hayatı parçalamadan Allah’a ibadet ederiz. Sizler gibi hayatın bazı bölümlerinde Allah’ı, bazı bölümlerinde de başkalarını memnun etmeden yana olmayız diyeceğiz ve onlardan teberrî edip ayrılacağız.