Yûnus Suresine Dön

Yûnusيونس

43. Ayet

43Yûnus Suresi

وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْظُرُ اِلَيْكَۜ اَفَاَنْتَ تَهْدِي الْعُمْيَ وَلَوْ كَانُوا لَا يُبْصِرُونَ

İçlerinden sana bakanlar vardır. Basiretleri kapandığı hâlde, sen mi körlere göstereceksin?

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

43. “Aralarında sana bakan vardır. Sen körleri, görmezlerken doğru yola eriştirebilir misin?” Onlardan seni gören, sana bakanlar da vardır. Ya da sana bakar görünenler vardır. Tıpkı az evvel ifade edildiği gibi dinlemedikleri halde dinler görünenler gibi bakar görünenler vardır. Çünkü tamam gözün kendi başına mutlak bir görüşlülüğü vardır diyelim, ama gözün asıl özelliği nedir? Gören göz, gözdür değil mi? Kulağın zarı patladı mı duymaz değil mi? Meselâ adamda ağız var, dil var, diş var, dudak var, yutak var, nefes var, ciğer var, ama adam yine de konu-şamıyorsa onun ağzı ha var ha yok diyecektik ya. İşte böyle görmedikleri halde bakar görünenler var onların içinde. Ee! Şimdi ey peygamberim sen bu bakar körleri hidâyet edebilir misin? Var mı senin böyle bir gücün, yetkin? Böyle hidâyetten kaçan, hidâyete talip olmayan kimselere senin asla böyle bir hidâyet yetkin yoktur. Yetkisinin olmadığı biliyordu aslında Rasulullah efendimiz ama bu insanların hidâyetini kendisine dert edindiği için, bunların göz göre göre cehenneme gidişleri karşısında kendisini yiyip bitirecek bir noktaya geldiği için Rabbimiz tekrar tekrar ona, bunu hatırlatıyordu. Dolayısıyla yeryüzünde bu tür insanların da olabileceğini gündeme getirerek peygamberini teselli ediyordu Rabbimiz. Bizlere de uyarıda bulunuyor Rabbimiz. Bu körlere siz mi göstereceksiniz? Bu sağırlara sizler mi duyuracaksınız? Bunlara siz mi hidayet edeceksiniz? Dikkat ederseniz âyetin ilk bölümünde Rabbi-miz önce sana bakarlar buyurulduktan sonra da onlar aslında görmü-yorlar, kördürler buyuruyor. Bununla bize şunu anlatıyor Rabbimiz: İnsanların böyle sadece beşerî planda bir gözlerinin olması, kulaklarının olması, kalplerinin olması hiç bir anlam ifade etmiyor. Eğer o göz, o kulak, o kalp Allah’ın âyetlerini görüp, duyup, anlayıp Allah’a kulluğa tahsis edilmemişse hiç bir değer ifade etmeyecektir. Varlığıyla yokluğu müsavi olacaktır. İsterse bugünün tıbbının, biyolojisinin verilerine göre en güzel azalar olsalar da bunlar, ama kendi ruhlarının, kendi insanlıklarının, kendi nefislerinin ebedî kurtuluşlarına sebep olacak işlevi gösteremiyorlar, tavır alamıyorlarsa hiç bir değerleri olmayacaktır. Ama burada bir yanlış anlaşılmaya imkân vermemek için bun-dan sonraki âyetinde Rabbimiz hemen bir açıklamada bulunuyor: Bunlara, bu körlüğü, bu sağırlığı, bu akıl etmezliği, bu anlamazlığı, bu vurdumduymazlığı Allah yazdığı için, Allah takdir buyurduğu için böyle değillerdir. Bakın Rabbimiz buyurur ki: