Yûnus Suresine Dön

Yûnusيونس

48. Ayet

48Yûnus Suresi

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Derler ki: “Şayet doğru söylüyorsanız (bize) vadettiğiniz (azap) ne zaman? (Gelsin de görelim!)”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

48. “Bu iddiada samimi iseniz, bu azabın gerçekleşmesi ne zamandır? Söyle" derler” Eğer doğrularsanız, eğer sadıklarsanız, eğer bu iddialarınızı eyleme geçirip ispat edebilecek kimselerseniz ne zaman bu vaad? Ne zaman bu tehdit? Ne zaman kıyâmet? Ne zaman tekrar diriliş? Ne zaman mahşer? Ne zaman hesap-kitap? Ne zaman cennet-ce-hennem? diyerek Allah’ın az evvel anlattığı vadini yargılamaya, sorgulamaya ve aynı zamanda bu konuda Allah’ın sözcüsü konumundaki elçisini alaya almaya, peygambere tepeden bakmaya çalışıyorlardı. Söylesene ey peygamber, şu senin bizi kendisiyle uyardığın Allah’ın vadi ne zaman? Bizi onunla uyarmandan sonra tam bir yıl geçti ama hâlâ o sözünü ettiğin vaatten ses yok. İki yıl geçti, beş yıl geçti, on yıl geçti hâlâ bir eser yok. Haydi yirmi yıl sonra diyelim. Haydi Nuh (a.s)’a göre 200 yıl, 500 yıl, 1000 yıl sonra bu gerçekleşecek diyelim. Hani onun toplumunu uyarmasından bu yana nice binler yıl geçtiği halde ne kıyâmetin koptuğu var ne de bunu reddeden şu müşrik ve kâfir dünyanın bu retlerinden dolayı, bu kafa tutmalarından ötürü ne helâk olmaları söz konusu, ne de bu vadin sahibi tarafından bir dünya cezasıyla cezalandırılmaları söz konusu. Durum böyle olunca da Rasulullah efendimiz dönemindeki kâfir ve müşrik dünya şımardıkça şımarıyor ve Allah’ın Resûlüne di-yorlar ki; haydi ey peygamber göster ne göstereceksen bakalım. Getir bize ne getireceksen de görelim. Şu sözünü ettiğin kıyâmet, diriliş, hesap-kitap ne zamansa söyle de bilelim diyorlardı. Günümüz kâfirleri de aynı şeyleri söylüyorlar. Sen onlara şöyle söyle peygamberim: