4. “Hepinizin dönüşü, Onadır. Allah'ın vaadi haktır. O, önce yaratır, sonra inanıp yararlı işler yapanların ve inkâr edenlerin hareketlerinin karşılığını adâletle vermek için tekrar diriltir. İnkârcılara, inkârlarından ötürü kızgın bir içecek ve can yakıcı azab vardır.” Dönüşünüz Onadır. Attığınız her adım, alıp verdiğiniz her nefes sizi Ona doğru götürmektedir. Yaşadığınız bu hayatın sonunda yaptıklarınızın hesabını vermek üzere Onun huzuruna gideceksiniz. Onun yargılamasıyla karşı karşıya geleceksiniz. Sizler şu anda Onun tarafından getirildiğiniz bu dünyada her an Ona doğru koşmaktasınız. Unutmayın ki Allah’ın vaadi haktır. Allah vaadinde asla hulf etmeyendir. Allah ne demişse, ne vaadetmişse hepsi haktır. Öleceksiniz demişse, sonra dirilecek ve hesaba çekileceksiniz demişse haktır, doğrudur. Benim istediğim biçimde yaşayanlara cennet var demişse, Beni ve Benim istediğim kulluğu tanımadan yaşayanlar, Benden başkalarına kulluk yapanlar cehenneme gidecek demişse haktır doğrudur. Benim kitabım sayesinde insanlar izzet ve şeref kazanacaklar, Benim yasalarıma uygun yaşayanlar yeryüzüne hakim olacaklar, kendi hevâ ve heveslerini putlaştıranlar da yeryüzünde zelil bir hayatın sahibi olacaklar demişse haktır. Kâfirler cehenneme, mü’minler de cennete gidecekler demişse doğrudur. Allah ne demişse, nelerin ger-çekleşeceğini haber vermişse sonunda mutlaka onlar gerçekleşecektir. Bundan hiç kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın. O Allah, tüm mevcudatı yoktan var edendir. Yarattıklarını tekrar öldürüp diriltecek olan da Odur. Peki niye böyle yapacakmış Rab-bimiz? Yâni niye yaratmış insanları? Niye diriltecek öldürdükten sonra? Allah’a, Allah’ın istediği biçimde iman etmiş, Allah’tan gelenlere, Allah’ın istediği biçimde iman etmiş ve bu imanlarını sadece söz planında bırakmayarak hayatlarında görüntülemiş, imanlarının gereğini yapmış, yaşamış, pratize etmiş, imanlarından kaynaklanan bir hayat yaşamış mü’minleri adâletle mükâfatlandırmak için. Rabbimiz hakla adâletle mükâfat verecektir. Çünkü Rabbimizin yaptığı her işinde adâlet vardır. Allah haktır, kendisi haktır, gökleri ve yeri, göktekileri ve yerdekileri yaratması haktır, bizi yaratması haktır, bize hayat programı olarak gönderdiği kitabı haktır, bize kulluk örneği olarak gönderdiği elçileri haktır, bizi öldürmesi haktır, öldükten sonra bizi yeniden diriltip hesaba çekmesi haktır ve yine Onun hak yasaları gereği mü’minlere karşı mükâfat vermesi, yaşadıkları müslümanca bir hayatın sonucu olarak onları cennetle ve rahmetle ödüllendirmesi de haktır. Elbette adâlet bunu gerektirmektedir. Herkes nasıl yaşamışsa sonunda mükâfat veya ceza ona göre takdir edilecektir. Rabbimizin adâleti gereği herkes neye lâyıksa onu bulacak. Mü’min de kâfir de yaşadıkları bu hayatın sonunda Rabbimizin âdil hükmüyle karşı karşıya gelecektir. Kim neyi hak etmişse onu bulacaktır. Demek ki bu dünyada Allah’ın istediği biçimde yaşamış mü’-minlere bu tür mükâfatlar vardır. Peki kâfirlere ne varmış öbür tarafta? Kâfirlere gelince onlar için de Hamîm’den kaynar sudan bir içecek ve kâfirliklerinden dolayı da elem verici, acıklı bir azap vardır. Hamim kâfirlere cehennemde sunulacak içkidir. Kaynar su, maden eriyiği ya da kâfirlerin gözyaşlarıyla dolmuş havuzlardaki birikintidir ki onlara orada içirilecektir.