52. “Haksızlık edenlere de: “Sonsuz azabı tadın, ancak yaptığınıza karşılık ceza çekiyorsunuz” denir.” Sonra o zâlimlere denilir ki haydi ebedîlik azabını tadın bakalım. Güya Allah’tan, Allah’ın hayat programından, Allah’ın âyetlerinden habersiz zevk içinde bir hayat yaşıyordunuz. Yaşadığınız bu ha-yatın sonunda başınıza hiç bir şeyin gelmeyeceğine inanıyor, kendinizi güvende hissediyordunuz. Uyaranların uyarılarına aldırış etmi-yordunuz. Gelsin bakalım, gelsin de ne gelecekse görelim diyordu-nuz. Hattâ hani nerede kaldı o gelecek olan? Niye geç kaldı? diye Al-lah’ın elçilerini alaya alıyordunuz. Azabın acele gelmesini istiyordu-nuz. Allah’ın elçilerinin ısrarla sizin o beklediğiniz şey benim elimde değildir, ben bir beşer olarak ne size ne de kendime bir fayda ve za-rar sağlama gücüne sahip değilim. Rabbime ve Rabbimden getirdiğim bu mesaja iman etmeyenleri ben azaba uğratacağım demedim. Ben sadece size yaşadığınız bu hayatın karşılığında mutlaka Allah’ın azabının geleceğini söyledim. Rabbinizden azap bekliyorsanız, azabı celp edecek bir hayata yöneliyorsanız bunu size ben değil Allah gönderecek. Unutmayın ki her toplumun bir eceli, bir son bulma zamanı vardır, Rabbimin takdir buyurduğu o eceliniz geldiği zaman onu ne ben, ne de bir başkası bir saat geri çevirmeye güç yetiremez diyerek benzer durumda olan geçmiş toplumların bir gece istirahat halindeler iken, veya bir sabah işlerinin, dükkanlarının başında işlerinin yoğun olduğu bir ortamda ansızın başlarına gelenleri de gözlerinin önüne serdim. Tıpkı Firavun örneğinde olduğu gibi Allah’ın azabı, Allah’ın yakalaması başlarına gelinceye kadar imana yönelmediler. Böyle bir imanın kendilerine asla fayda vermeyeceği ısrarla gündeme getirilmesine rağmen yine de iman etmediler. Küfürlerini, şirklerini, Allah ve Resûlüne karşı isyanlarını devam ettirdiler. Eğer şu anda da şu bizim toplum tıpkı onlar gibi Kitaba ve sünnete karşı vurdumduymaz tavırlarını sürdürmeye devam edecek olursa; bir gün mutlaka bunlar da ecellerinin geldiğini, hayatlarının, her şeylerinin bittiğini görüp anlayacaklar. Ya ölümleriyle ya da ölümlerinden önce Allah’ın bir azabıyla, bir gazabıyla, yahut da kıyâmetle Allah’ın huzurunda bulacaklar kendilerini ve Allah buyuracak ki buyurun hak ettiğiniz azabı tadın ey zâlimler. Sizler şu anda yaptıklarınızın cezasını buluyorsunuz. Buyurun, ben size dünyada imkân verdim, fırsat tanıdım, bu kadar ömür verdim, bu kadar nîmet verdim ama sizler size verilen bu nîmetleri değerlendiremediniz. Tercihlerinizi cehennemden yana kullandınız. Şim-di kazancınız sizindir. Yatırımınız işte karşınızda, buyurun hak ettiğiniz ebedî ateşe. Ben size zulmetmiyorum, ben zâlim değilim, siz kendi kendinizin zâlimlerisiniz.