57. “Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalplerde olana bir şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rahmet ve merhamet gelmiştir.” Öyleyse ey insanlar! Hitap tüm insan cinsine. Size Rabbiniz-den bir vaaz gelmiştir, bir mev’iza, bir nasihat, bir uyarı gelmiştir. Ve sadırlarda olan için şifa geldi. Sadırlardaki tüm hastalıklar için Allah’tan bir şifa geldi. Bedenî, kalbî, aklî, ruhî, ailevî, toplumsal ne tür hastalık olursa olsun onların tümüne şifadır, çaredir bu kitap. Toplum olarak ekonominizin bozukluğundan mı şikâyet ediyorsunuz? Hukukunuzun felç olduğunu mu söylüyorsunuz? Toplumunuzun ahlâken sükut ettiğini mi düşünüyorsunuz? Ailevi bir huzursuzluk, bir geçimsizliğinizden mi dem vuruyorsunuz? Ne tür bir hastalığınız, ne tür bir sıkıntınız olursa olsun bu Kur’an tüm hastalıklarınıza şifadır. Yönelin Kur’an’a, okuyun kitabı, uygulayın kitabın âyetlerini mutlak sûrette şifa bulacaksınız. Öyleyse gelin ey insanlar tüm dertlerimizi, tüm hastalıklarımızı Allah’ın şifa kaynağı olarak gönderdiği elimizdeki bu kitabımızla tedavi edelim. Unutmayalım ki insanlar, aileler, toplumlar, kalpler, sadırlar bu kitapla şifa bulacaktır. Genç, ihtiyar, kadın, erkek, mü’min, kâfir, Yahudi, Hıristiyan fark etmez kim yolunu şaşırmış, kim bir problemle karşı karşıya gelmiş ama çözüm yolu bulamamışsa mutlaka bu kitaba yönelmek zorundadır. Şu anda yeni dünya düzenleri şu veya bu düşüncelerle, şu veya bu tedbirlerle sizleri bu sıkıntılardan kurtaracaklarını iddia etseler de işte görüyoruz hastalıkların, problemlerin çözümü şöyle dursun onları çoğaltmanın ötesinde bir şey yapabildikleri yoktur. Ve bu kitap mü’minler için hidâyet ve rahmettir. Bu kitap kendisine inanıp onunla yol bulmak isteyenlere doğru yolu gösteren bir kitaptır. İnsanlar bu kitaba dayanıp hareket ederlerse hatalarını en aza indirebileceklerdir. O halde gücünüz yettiği kadar bu kitapla beraber olun. Gücünüz yettiği kadar bu kitapla konuşun. Hüdendir bu kitap. Hidâyet kaynağıdır. Hakkı bâtılı, iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı ayırandır, öğretendir, gösterendir bu kitap. Rabbimiz mahza rahmetinin eseri olarak göndermiştir bunu bize. Hangi insan ki, hangi toplum ki, hangi aile ki Kur’an’la birlikte problemleri çözmeye çalışır, Kuran’la problemlere yaklaşmayı prensip edinirse, bir konuda Allah ne diyor? Kur’an ne diyor? diyerek Allah’ın kitabına müracaat eder ve çözümü Allah’ın kitabında ararsa, Kur’an’la görmeye, Kur’an’la bakmaya çalışırsa o mutlaka aydınlığa ve hayra ulaşacaktır. Öyleyse ey müslümanlar! Ekonomiyle ilgili bir derdiniz mi var? Ekonomik hayatınızı aydınlığa, düzlüğe çıkarmak mı istiyorsunuz? Hukukunuzu aydınlığa çıkarmak mı istiyorsunuz? Eğitiminizi düzlüğe çıkarmak mı istiyorsunuz? Aile hayatınızı, toplum hayatınızı, gecenizi, gündüzünüzü, bugününüzü, yarınınızı, namazınızı, orucunuzu, zikrinizi, fikrinizi dünyanızı, âhiretinizi aydınlığa çıkarmak mı istiyorsunuz? O halde tüm problemlerinize bu kitabın yol gösterisiyle bakmak zorundasınız. Tüm bu problemleri Kur’an âyetleriyle çözümlemek zorundasınız. Allah size böyle hüden olan, rahmet olan, şifa olan bir kitap gönderdiği halde kim de körlüğü tercih ederse, kör olmayı, kör kalmayı tercih ederse o da kör olmaya ve kör kalmaya mahkumdur. Allah’ın kitabına gözlerini kapayan, kitapla ilgilenmeyen problemlere kitapla çözüm aramayan toplum kör kalmaya mahkumdur. Karan-lıklar içinde, bunalımlar içinde, hastalıklar, çözümsüzlükler ve çaresizlikler içinde bocalamaya mahkumdur. İşte şu anda Kur’an’dan kaçan ve basîretlerin dışında başka yerlerde çözüm arayan şu bizim toplumun ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette çırpındığını bocaladığını görüyoruz. Kitaplarına dönünceye kadar da bu perişanlıkları devam edecektir.