Yûnus Suresine Dön

Yûnusيونس

76. Ayet

76Yûnus Suresi

فَلَمَّا جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُٓوا اِنَّ هٰذَا لَسِحْرٌ مُب۪ينٌ

Tarafımızdan onlara hak geldiği zaman: “Şüphesiz ki bu, apaçık bir sihirdir.” demişlerdi.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

76. “Gerçek, katımızdan onlara gelince: Doğrusu bu apaçık bir büyüdür dediler.” Kendilerine reddetmeleri mümkün olmayacak bir netlikte hak gelince, Allah’ın açık net bir âyeti olarak Hz. Musâ (a.s)’ın elindeki asa gözlerinin önünde yılan haline gelince ve Kur’an’ın değişik yerlerinde anlatıldığı gibi koynundan çıkardığı elleri bembeyaz bir nûr haline gelince, ve Hz. Musâ (a.s) onlara farklı mûcizeler, farklı âyetler gösterince dediler ki bu apaçık bir büyüdür, bir sihirdir. Bu Musâ çok bilgiç, çok profesyonel bir sihirbazdır dediler. Çünkü alçağın kendisinin işi gücü sihirdi zaten. Ülkeyi sihirbazlarla yönetiyordu. Hakkı bâtıl, bâtılı hak gösterme el çabukluğuyla insanların gözlerini boyamakla durumu idare ediyordu. Medyası sihirbazlardandı, siyaseti ve siyasetçileri sihirbazlardandı, ekonomisi, ekonomicileri sihirbazlardandı, eğitimi, eğitimcileri sihirbazlardandı, hukukçuları sihirbazlardı. Beyazı siyah, siyahı beyaz gösteriyorlar, iyiyi kötü, kötüyü iyi gösteriyorlar, Musâ’yı Firavun, Firavunu Musâ gösteriyorlar ve böylece ülkeyi idare ediyorlardı. Firavunun ülkeyi kendileri sayesinde yönettiği sihirbazları bazen ilim adamı rolünde, bazen sanatçı rolünde, bazen hukukçu ro-lünde, bazen medya rolünde kimselerdi. Musâ (a.s) ve Firavunun gündeme getirildiği her bir yerde sih-ri ve sihirbazları böyle anlıyoruz. Eğer sihri ve sihirbazları Musâ (a.s) ın Firavunla, Firavun sistemiyle mücâdelesi çerçevesinde anlamaya çalışırsak şöyle diyeceğiz: Musâ karşısında, Allah’ın hak elçisi karşısında, bu elçinin ortaya koyduğu İslâm dâvâsı karşısında insanların Firavunları ve Firavunî sistemleri ayakta tutmak üzere sahip oldukları ilim dallarındaki bilgilerini ustaca kullanmalarının adına sihir denir. Allah âyetleri karşısında, Allah sistemi karşısında ve bu sistemi savunan Allah erleri karşısında Firavunî sistemleri ayakta tutmak için çırpınan kimselere de sihirbaz denir. Bu sihirbazlar ellerindeki tüm bilgilerini, tüm imkânlarını sistemi haklı çıkarmak ve yaşatmak üzere kullanırlar. Meselâ adam şairdir, edebiyatçıdır. Eğer bu adam sahip olduğu edebiyat bilgisini İslâm dâvâsı karşısında Firavunu ve Firavunî sistemi ayakta tutma adına kullanıyorsa işte bu adam sihirbazdır. Meselâ adam sanatkârdır ve bu sanatını Firavunun hizmetinde kullanıyorsa bu adam da sihirbazdır. Veya adam bir dalda doçenttir, prof-tur, hukuk bilgisine sahiptir, teknik bilgilere sahiptir ve bu bilim dalıyla Firavun sistemini destekliyorsa, Musâ’yı ve Musâ gibileri, Müslümanları yalancı çıkarma kavgası veriyorsa, halkın gözünü boyama kavgası veriyorsa bunlar da sihirbazdır. Şarkıcılar böyledir, tiyatrocular böyledir, para babaları böyledir... Zaten sihir beyazı, siyah; siyahı, beyaz; hakkı, bâtıl; bâtılı, hak gösterme el çabukluğudur ve bunu yapan herkes sihirbazdır. Musâ’yı Firavun, Firavunu Musâ gösteren herkes sihirbazdır. Kendi hevâ ve heveslerinden kaynaklanan bir sistemi hak, Allah’ın yasalarına bağlı İslâm sistemini de bâtıl göstermeye çalışan bu uğurda sa’y eden herkes sihirbazdır. Karıyla kocanın arasını ayıran, kardeşi kardeşe düşman yapan, farklı farklı hiziplere ayırarak Müslümanları birbirleriyle vuruşturan demokrasiyi hak İslâm’ı da bâtıl göstermeye çalışan herkes sihirbazdır. İnsanın insana kulluğu anlamına gelen demokrasiyi savunan, bu sistemin en güzel bir sistem olduğunu, insanların saadetini temin eden bir sistem olduğunu savunan herkes sihirbazdır. Bunlar da çağdaş sihirbazlardır. Firavunlar bunlar sayesinde topluma hakim olurlar, bunlar sayesinde insanları ezerler, bunlar sayesinde kan emerler. Tabii bunlar da Firavun tarafından beslenirler ve palazlandırılırlar. Firavunun bunlara, bunların da Firavunlara ihtiyacı vardır. İşte Firavun kendisi bu tür sihirbazların sırtına basarak yükseldiği için, sermayesi bu olduğu için Allah’ın elçisi Musâ (a.s)’ın getirdiği mesaja da sihirle karşılık vermek, ellerindeki sihir bilgileriyle, teknolojileriyle peygamberin karşısına çıkmak istediler. Onların bu tavrı karşısında bakın Allah’ın elçisi şöyle diyordu: