77. “Musâ: “Size gelen gerçeğe dil mi uzatırsınız? Bu sihir midir? Sihirbazlar zaten başarı kazanamazlar" dedi.” Size gelen bu hakka, bu gerçeğe sihir diyorsunuz öyle mi? Rabbiniz tarafından gönderilen bu hakka, bu hak bilgisine nasıl sihir diyebiliyorsunuz? Unutmayın ki hiç bir sihirbaz başarıya ulaşamaz. Hiç bir sihirbaz felaha eremez. Eğer ben bir sihirbaz olsaydım sizin karşınızda asla bu başarıyı, bu cesareti gösteremezdim. Sihirbazlar her ne kadar dünyada geçici bir süre için başarıya ulaşmış gibi görünseler de, insanların gözlerini boyayarak dünyada geçici bir süre onlara egemen olsalar da çok kısa bir süre sonra dünyada rezil rüsva oldukları gibi âhirette de cehennemi boylayacaklardır. Onun içindir ki bir peygamberin cehenneme talip olması asla mümkün değildir. Allah’ın elçisi Allah’ın cennetine talip olan, insanları da Allah’ın cennetine ulaştırma kavgası vermek için gelen insandır. Onun içindir ki Rabbi ona başarı lütfediyordu. Allah düşmanı Firavunun ve hempalarının gözleri önünde elindeki asasını yılan haline getirerek, koynundan çıkardığı elini bembeyaz bir nûr hale getirerek Allah elçisine başarı üstüne başarı lütfediyordu. Hangi sihirbaz becerebilmişti şimdiye kadar bu başarıyı? Hangi sihirbaz becerebilmiştir bunu? Hangi sihirbaz kendisine mutlak ceza verecek olan yeryüzünün en zâlim ve en güçlü ordusuna sahip olan bir kralın sarayına böyle bir cesaretle girebilmişti bugüne kadar? Ve şimdi böyle zâlim bir idarecinin karşısında hangi sihirbaz bir asayı yılan haline getirebilirdi? Hangi sihirbaz bir el çabukluğuyla, biz göz işaretiyle koskoca bir ülkeyi açlık ve felâkete sürükleyebilirdi? Hangi sihirbaz bir ülkenin tamamının evlerine kurbağalar, çekirgeler, bitler doldurabilirdi? Hangi sihirbaz tüm suları kan haline getirebilirdi? Evet bugüne kadar hangi sihirbaz becerebilmişti bütün bunları? Hattâ Mü’min sûresinde anlatılır Allah’ın bu güçlü elçisine karşı Firavun şöyle diyordu: Sen bizi sihrinle yurdumuzdan çıkarmaya, bizim dinimizi değiştirmeye ve Mısırın yönetimini eline geçirmeye mi geldin? Oysa kesinlikle biliyorlardı ki o güne kadar hiç bir sihirbazın sihir gücüyle bir memleketi fethettiği görülmemişti. Sihirbazlar sadece kendisinden mükâfatlar alabilmek o güne kadar onun ayaklarını öpmekten başka bir şey yapmamışlardı, bunu çok iyi biliyordu. Onun içindir ki Firavunun hem sen bir sihirbazsın demesi hem de arkasında sen benim krallığımı ele geçirmek istiyorsun demesi onun kafasının ne denli karıştığını göstermektedir. Evet gerek o günkü Firavunun, gerekse dünkü Mekke müşriklerinin peygambere sihirbaz ve peygamberin getirdiği âyetlere de sihir diyen, ve gerekse bugünkü peygamber yolunun yolcularına sihirbaz diyerek onların Müslümanlıklarını reddetmeye çalışan bu insanların bu çifte standartları karşısında diyoruz ki Allah elçileri ve onların yolunun yolcuları asla bir sihirbaz değildir. Hz. Musâ (a.s)’da bir sihirbaz değil tüm bunları Allah desteğiyle gösteren bir peygamberdir. Bakın bunu bildikleri halde hainler diyorlar ki: