78. “Siz ikiniz, bizi babalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünün büyükleri olasınız diye mi geldiniz? Biz size inanmıyoruz” dediler.” Evet diyorlar ki bakın: Siz ikiniz ey Musâ ve Harun, yoksa bizi babalarımızı üzerinde bulduğumuz, atalarımızdan miras olarak devraldığımız yoldan, hayat tarzından, hayat anlayışından, yaşam biçiminden bizi uzaklaştırmaya mı geldiniz? Bizi şu anda yaşadığımız hayat programlarımızdan döndürüp Allah yoluna, Allah programına çağırmaya mı geldiniz? Yoksa böylece toplumda kendi egemenliğinizi kurup büyüklenmek mi istiyorsunuz? Derdiniz ne sizin? Bizim devletimize mi göz diktiniz yoksa? Yâni bizim devletimizi, bizim saltanatımızı elimizden almayı mı planlıyorsunuz? Mısırda iktidarı ele geçirmek mi istiyorsunuz? Kime diyorlardı bunu? İki kişiye. Sadece iki kişi. Hz. Musâ ve kardeşi Hz. Harun. Düşünebiliyor musunuz? İki kişi nasıl oluyor da yeryüzünün, o günkü dünyanın en süper gücüne kafa tutabiliyordu? İki kişi nasıl olur da yeryüzünün en müstekbir, en zâlim Firavununun askerî ve siyasal gücüne karşı bir tavır sergileyebiliyor? Nasıl olacak da yeryüzünün en güçlü insanına ve onun saltanatına karşı başlattıkları bu savaşta iki kişi galip gelebileceklerdi? tâbi materyalist bir anlayışa göre, maddeci bir düşünceye göre bu mümkün değildir. Lâkin Firavunun telaşına bir bakın ki korkudan ne diyeceğini şaşırmış. İki kişinin, ama Allah desteğinde olduklarını kesin bildiği, tanıdığı, güçlerinin farkında olduğu iki kişinin devleti ele geçirebileceğinden söz ediyor. Yoksa bunu mu düşünüyorsunuz? Niyetiniz bu mu? diyor. İki kişinin sistemini sarsacağından endişe ediyor. Başına geleceklerin korkusunu yaşıyor. Zaten tüm zâlimlerin, tüm tanrı taslaklarının korkulu rüyasıdır bu. Evet bir taraftan etrafındaki cahil halkın tepkisini ve desteğini de sağlamak için ülkenin elden gitmek üzere olduğunu ima ederek vatan, devlet, millet, sakarya teraneleri söylüyor, diğer taraftan da Musâ ve Harun’u devletlerine göz dikmiş birer vatan haini olarak suçlamaya, halkın gözünde mahkum etmeye çalışıyor. Siz ikiniz galiba bizi atalarımızdan devraldığımız yolumuzdan uzaklaştırmaya geldiniz diyerek halkın milliyetçilik duygularını tahrik etmeye çalışıyor hain. Siz bizi atalarımızın yolundan koparıp, devletimize göz dikenlersiniz, binaenaleyh biz asla sizi dinlemeyeceğiz, size asla inanmayacağız, si-zin getirdiğiniz mesajın mü’mini olmayacağız diyerek reddettiler. Ama onlar ne yaparlarsa yapsınlar, ne derlerse desinler Allah elçilerinin tavırları kesindi. Çünkü onlar kendi keyifleriyle hareket eden in-sanlar değiller, Allah tarafından görevlendirilmiş elçilerdi ve ne pahasına olursa olsun görevlerini sürdüreceklerdi.