80. “Sihirbazlar gelince Musâ onlara: “Atacağınızı atın” dedi.” Allah’ın elçisi dedi ki haydi buyurun atın atacağınızı. Zaten Firavunun hizmetinde Allah dâvâsıyla savaşanların atmaktan başka yapacak bir şeyleri yoktur. Siz hak karşısında bâtıl taraftarları olarak, Allah dâvâsı karşısında kendiniz gibi âciz tanrı taslaklarının kulları olarak sadece atıcılarsınız. Sizler hiç bir hak bilgisine, hiç bir yakîn bilgisine sahip olmayan, sadece atmasyonlarınızla hakkı bâtıl, bâtılı hak gösteren, beyazı siyah, siyahı beyaz gösteren, elinizdeki sihirlerle, hakka dayanmayan bilgilerle insanları saptıranlardan başkası değilsiniz. İşte görüyoruz günümüzün sihirbazlarını. Şu medyanın yaptıklarını, şu büyük haber merkezlerinin yaptıklarını görüyorsunuz. Dünyayı etkileri altına almaya çalışıyorlar. Beyazı siyah, siyahı beyaz göstermeye çalışarak insanların gözlerini boyamaya çalışıyorlar. Yer-yüzünün en terörist ülkesini en âdil ülke gösteriyor, yeryüzünün en mâsum, en mus’taz’af insanlarını terörist ilân ediyorlar ve size de bu-nu yutturmayı beceriyorlar. Yeryüzünün en âdil, en güzel, en hak sis-temi olan İslâm’ı en kötü, en geri, ama yeryüzünün en kötü, en zâlim sistemlerini ise en güzel, en âdil sistem diyorlar ve sizleri de inandırabiliyorlar buna. Yâni adamlar zulme adâlet, adâlete zulüm diyorlar. Pislere ahlâklı, ahlâklılara pis diyorlar ve insanları buna inandırabiliyorlar. Ama hakka dayanan, hak bilgisine, Allah bilgisine, vahiy bilgisine dayanan, hadiselere Allah bilgisiyle bakabilen insanlar hariç. Onun içindir ki Hz. Musâ diyor ki haydi buyurun hak karşısında ne atacaksanız atın ortaya bakalım. Haydi ne numaralarınız varsa ortaya atın bakalım. Buyurun bir numaranız varsa ortaya atın da görelim. Sonra da ne yapacaksak biz de yaparız dedi. Çünkü Allah’ın elçisinin onlardan korkacak hiç bir şeyi yoktu. Çünkü onlar ne atarlarsa atsınlar, hakkın karşısında dayanma güçleri yoktu. Hakkın karşısında bâtılların asla dayanma gücünün olmadığını Allah’ın elçisi çok iyi biliyordu. Ne atarlarsa atsınlar, hangi numarayı çekerlerse çeksinler fark etmeyecekti. İster teknolojiyi kullansınlar, ister sanatlarını kullansınlar, ister edebiyatlarını gündeme getirsinler, ister falanca bilim dalını, filanca silahlarını kullansınlar fark etmez hakkın karşısında hiç birisinin dayanma gücü yoktur. Hakkın karşısında bâtıl yok olmak zorundadır. Hakkın karşısında her şey yerle bir olmak zorundadır. İman karşısında hiç bir bâtılın dayanma gücü yoktur. Hz. Musâ dedi ki haydi buyurun neyiniz varsa atın ortaya. Ne-yiniz varsa, hangi fikriniz, hangi usulünüz, hangi tekniğiniz, hangi na-zariyeniz varsa atın ortaya. Hz. Musâ’nın hiç bir endişesi yoktu. Çünkü Allah âyetleriyle beraber olan, Allah âyetlerine sahip olan bir Müslüman karşısında kim olursa olsun asla korkmayacaktır. Çünkü onların ortaya attıklarının tümünü kaldıracak olan Allah âyetleridir. Bizim planımız, bizin fikrimiz, bizim metodumuz, bizim zekamız değil. O halde eğer bizler de Allah âyetlerinin bilgisine sahipsek o zaman hiç kimseden korkmayacağız. Ama Allah âyetlerinden mahrumsak, Allah âyetlerinden habersizsek o zaman her şeyden korkarız ve korkacağız demektir. Evet atın dedi Hz. Musâ ve: