93. “Andolsun ki, İsrâil oğullarını iyi bir yere yerleştirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler. Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde şüphesiz kıyâmet günü aralarında hüküm verecektir.” Evet İsrâil oğullarını, mus’taz’afları, zayıf düşürülenleri, Fira-vunî sistemler tarafından hakları hürriyetleri ellerinden alınan kavmi Allah yeryüzünde iyi bir konuma yerleştirdi. Helâk edilen Firavunun ülkesine vâris kıldı. Onlara güzel güzel rızıklar verdi. Bıldırcın eti, kudret helvasıyla onları besledi. Müstekbirleri, zâlimleri, Allah’ın yasalarına karşı gelenleri, Allah’ın yasalarına savaş ilân edenleri suda boğarak kökünü kestiği gibi mus’taz’afları da yeryüzüne hakim kıldı. Zâlimlere hayat hakkı tanımadığı gibi kendi yolunda giden, kendisine kulluk eden garibanları da yeryüzünde en büyük nîmetlerle nîmetlen-dirdi Rabbimiz. Anlayabildiğimiz kadarıyla; ya o helâk edilen zâlimlerin top-raklarına, onların yerlerine yurtlarına vâris kılıyordu Rabbimiz mü’-minleri ya da yeryüzünün başka coğrafyalarında mü’minlere hakimi-yet veriyor onları egemen kılıyordu. Kudüs civarındaki Şam bölgesi ya da daha geniş tutacak olursak Nil nehriyle Fırat arasındaki bugünkü Yahudilerin “Arz-ı Mev’ud” dedikleri topraklara yerleştirdi Rabbimiz onları. Bu Yahudiler bugün bu toprakların kendilerine vaadedildiğini iddia ediyorlar. Aslında bu topraklar işte âyet-i kerîmede görüyoruz ki Yahudilere değil Müslümanlara vaadedilmiş topraklardır. Rabbimizin etrafını mübârek kıldığı bu arzı orada Allah’a Allah’ın istediği biçimde kulluk eden mü’min kullarına vaadetmiştir. Rabbimiz arzını her zaman sâlih kullarına vaadetmektedir. Hiç şüphemiz olmasın ki bu topraklar yakında gerçek sahiplerini bulacak ve Müslümanların olacaktır. İşte bu da yeryüzünde Rabbimizin değişmeyen yasasıdır. Yeryüzünde zayıf da olsalar, sayısal yönden az da olsalar, müstekbirler tarafından köle konumuna da düşürülseler eğer mus’taz’aflar sabrederler, dirençlerini kaybetmezler ve Allah’ın kendilerinden istediği gibi olmaya çalışırlarsa sonunda mutlaka Allah’ın yardımı gelecek ve düşmanları helâke mahkum olurken kendileri de yeryüzüne egemen olacaklardır. Bu Allah’ın değişmeyen bir yasasıdır ve bu konuda zerre kadar şüpheniz olmasın. Tarih bunun örnekleriyle doludur.