94. “Sana indirdiğimizden şüphede isen, senden önce indirdiğimiz Kitapları okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden gerçek gelmiştir, sakın şüphelenenlerden olma.” Evet Rabbimiz buyuruyor ki ey peygamberim, eğer sana indirdiğimiz bu kitaptan şüphede isen, küfür dünyanın, şirk dünyanın ekonomi anlayışlarıyla, felsefe anlayışlarıyla, sosyoloji anlayışlarıyla, tarih anlayışlarıyla, hayat anlayışlarıyla senin içine atmaya çalıştıkları bozukluklar sebebiyle eğer sana indirdiğimiz bu hayat programının doğru olup olmadığı konusunda eğer içinde, kalbinde bir tereddüt varsa o zaman haydi şu daha önce kendilerine kitap indirdiğimiz Yahudi ve Hıristiyanlara bir sor bakalım. Aslında Rabbinden indirilenler konusunda Rasulullah efendimizin her hangi bir şüphe içinde olması mümkün değildir ama bu âyet Enbiyâ sûresindeki şu âyetin muhtevası gibidir. “Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun!” (Enbiyâ 7) Âyetinin mânâsı gibidir. Âyetin anlamı anlayabildiğimiz kadarıyla ey mü’minler, bilmediklerinizi gidin bilenlere sorun demek değildir. Âyetin ma kabline ve ma ba’dine bakılırsa mânânın hiç de böyle olmadığı anlaşılacaktır. Ama âyeti böyle cımbızla çekercesine Kur’an bütünlüğünden, sûre bütünlüğünden soyutlayarak anlamaya kalkarsanız o şekilde düşünmeniz mümkün olacaktır. Allah burada buyurur ki ey peygamberim! Ve ey peygamber yolunun yolcuları! Eğer sizler bu kitabın, bu Kur’an’ın Allah’tan geldiği konusunda her hangi bir şüphe içindeyseniz, bir kuşkunuz varsa bu konuda, o zaman hadi zikir erbabına, fikir erbabına, Tevrat ve İncil erbabına gidin bir sorun bakalım. diyor Allah. Yâni bu Kur’an’dan bir şüpheniz varsa, bir endişeniz varsa. Değilse gidin onlara sorun falan demiyor bu âyet. Zikir kitap demektir. Ehli zikir de ehl-i kitap demektir. Yâni Yahudi ve Hıristiyanlar demektir. Ama Müslümanlar kavramları değiştirdikleri için bütün bu mânâlar yok olup gitmiştir. Evet bu konuda Yahudi ve Hıristiyanlara bir şeyler sormak yasaktır aslında. Yâni bu Kur’an’ın sağlamasını Yahudi ve Hıristiyanlarla yapmak anlamına gelecektir ki biz mü’minler kesinlikle bundan men edilmişizdir. Bu bâtıldır. Bizim onlara soracak, onlardan öğrenecek hiç bir şeyimiz yoktur. Allah’ın Resûlü de asla onlara uymayacak, asla bu konuda onlara bir şey sormayacaktı. Ama maalesef bu âyetleri farklı anlayan günümüz Müslümanları arasında Kur’an’dan daha kesin, Kur’an’dan daha üstün yol göstericiliğine inanılan teoride ya da pratikte pek çok kitap vardır. Nice kitaplar vardır ki ortada maalesef Müslümanlar Kur’an’dan önce onlara ittiba ediyorlar, bundan önce onları okumaya, onlardan bilgilenmeye ve bu kitabın sağlamasını onlarla yapmaya çalışıyorlar. Âdeta bu kitapları ellerinden ve dillerinden düşürmemeye çalışıyorlar. Halbuki hiç bir kitap bu kitaba tercih edilemez. Hiç bir kitap bu kitabın önüne geçirilemez. Hiç bir kitap bu kitabı yargılayamaz. Çünkü bu kitap Allah’tan gelmiştir. Bu kitap hak bir kitaptır. Bu konuda zerre kadar şüphe edenlerden olmamalıyız. Belki şu anda peygamber efendimiz dönemi sihirbazlarından çok daha fazla etkin sihirbazlar var. Ve bir de maalesef şu anda Müslümanlar kitaplarından habersiz bir hayat yaşıyorlar. Bu sihirbazların sihirlerinden etkilenme durumu o güne nazaran daha fazla olabileceği için Müslümanların Allah’ın gönderdiği kitap konusunda, hayat programı konusunda şüphe içine düşmüş olanlar olabilir. Onun için hak Rabbinizden gelendir, bu konuda en ufak bir şüpheniz olmasın diyor Rabbimiz. Çünkü işte görüyoruz ki en yanlış yolda olan, Allah’tan gelenlere karşı en azgın bir tavır sergileyen Firavunlar bile Allah’ın âyetleri karşısında yanıldıklarını itiraf ediyorlar.