99. “Ey Muhammed! Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?” Evet Allah’ın Resûlü zaman zaman insanlar yola gelmiyorlar diye üzülüp hayıflanıyordu. Cehenneme doğru giden insanları görüyordu çevresinde ve üzüntüsünden kendisini yiyecek duruma geliyordu. Çevresindeki insanların cehenneme gidişini gördüğü halde bir Müslümanın buna razı olması asla mümkün değildir. İşte Allah’ın Resûlü bu insanları cehennemden engellemek ve cennete kazandırmak için çareler arıyordu. Acaba ne yapsam da bu insanları hidâyete ulaştırsam? Nasıl etsem de bunları cennete kazandırsam? Bu konuda öyle haristi ki Allah’ın Resûlü elinde avucunda, evinde, cebinde nesi varsa hepsini bu uğurda harcamaya çalışıyordu. Yapması gerekenleri yapıyordu da acaba bundan başka daha ne yapsam? diye çırpınıyordu. Bakın Rabbimiz buyuruyor ki ey peygamberim, bu konuda kendini yiyip bitirecek bir noktaya gelmene gerek yok. Unutma ki eğer Rabbin dileseydi insanların tamamını Müslüman yapardı. Allah dileseydi bu insanların hiç birisi kâfir olamazdı, hiç birisi müşrik olamazdı. Allah öyle dileseydi bu insanların hiç birisi Allah’a şirk koşamaz, Allah’a kafa tutamaz ve Allah’a isyan içinde bir hayat yaşayamazdı. Eğer bu insanlar yeryüzünde şu anda küfrü, şirki tercih edebiliyorlar ve Allah’a rağmen, Allah’ın âyetlerine rağmen diledikleri gibi bir hayatı yaşama imkânı bulabiliyorlarsa unutmayasın ki bu da Allah’ın yeryüzünde koyduğu bir yasası gereğidir. Allah’ın bunlara verdiği bir iznin sonucudur. O halde bu insanları imana sen mi zorlayacaksın? Halbuki onların hidâyete gelmesi senin planlarına, senin programlarına bağlı değildir. Şüphesiz ki ey peygamberim sen dilediklerini hidâyete erdiremezsin. Allah yasaları gereği özgür iradesiyle küfrü ve şirki seçen bir kimseyi ne sen ne de bir başkası asla hidâyete ulaştıramaz. Bu iş sadece Allah’ın elindedir. Bu Allah’ın koyduğu bir yasadır. Bunu kimse değiştiremez. Öyleyse ey peygamberim, senin vazifen ölmüşleri diriltmek değildir. Sen ancak korkmadan, çekinmeden, açıkça sana indirdiğimizi anlat ve ötesini düşünme. Eğer Allah dileseydi onların tümünü, insanların tamamını hidâyet üzere, İslâm üzere toplardı. Ama Rabbin böyle dilememiş ve böyle olmamıştır.