Zâriyât Suresine Dön

Zâriyâtالذاريات

1. Ayet

1Zâriyât Suresi

وَالذَّارِيَاتِ ذَرْوًاۙ

Tozu dumana katan (rüzgârlara),

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

1-6. “Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemilere ve işleri yöneten meleklere andolsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.” Öteki Mekkî sûrelerin genelinde olduğu gibi, bu sûresinde de Rabbimiz yeminlerle söze başlıyor. Dikkat ederseniz belli isimler, bilinen varlıklar üzerine değil de sıfatlara yemin ediyor Rabbimiz. Bu tür yeminlerin nasıl anlaşılacağı hususunda daha önce tanımaya çalıştığımız Mürselât sûresinin başında uzunca bilgi vermeye çalışmıştım. Rabbimiz estikçe esen, tozu dumana katan, esip savuran rüzgarlarına yemin ediyor. “Emrimle kullarımdan kimilerine rahmet getiren, kimilerinin de defterini düren rüzgar âyetime yemin olsun ki! Ağır ağır yükleri yüklenip taşıyan bulutlara yemin olsun ki! İçinde milyonlarca ton su buharlarını yüklenip taşıyan bulutlara yemin olsun ki! Denizlerden ağır ağır yüklerini yüklenip Allah’ın takdir buyurduğu bölgelere rahmet götürmek üzere yükselen bulutlara yemin olsun ki! “İşi taksim eden, müdebbirat-ı emr olan, işi düzenleyen meleklere yemin olsun ki! Allah’ın emriyle Rabblerinden aldıkları görevlerini tastamam yerine getiren meleklere yemin olsun ki! Cenâb-ı Hakk’ın âlemin düzeni konusunda emir altına verdiği, memur kıldığı, işi yönetip idare eden meleklere yemin olsun ki! Allah’ın emriyle rüzgarları, yağmurları, rızıkları, ömürleri, zelzeleleri, dünyanın düzeniyle ilgili di-ğer işleri idare eden, icra eden meleklere yemin olsun ki! Kolaylıkla akıp giden, yüzüp giden gemilere yemin olsun ki!” Yemin olsun, yemin olsun, yemin olsun ki muhakkak size vaad edilen hiç tartışmasız doğrudur. Size vaadedilen, vaad olunduğunuz gerçektir. Vaad olunduğunuz mutlaka gerçekleşecektir. Kıyamet, ba’s ve ceza olarak söz verilen size gelecektir. Size vaadedilen şey mut-laka gelecek, vaad olunduğunuz şeylerle mutlak sûrette karşı karşıya geleceksiniz. Bu kadar yeminden sonra söylendiğine göre bizim bize vaa-dedilen kıyameti, kıyamet sonrası hesabı, kitabı hep aklımızda tutmamız, iki kaşımızın arasında tutmamız, kıyamet elde bir dememiz ve bir an bile unutmamamız gerekecektir. Rabbimizin burada üzerine yemin ettiği, dikkatlerimizi üzerlerine yoğunlaştırmamızı istediği âyetlerinden rüzgarlar, bulutlar, gemiler, melekler, göklerde ve yerde egemen olan Allah’ın ordularıdır. Tüm bu varlıklar boyunlarındaki ipleri elinde olan Allah’ın emriyle, Allah’ın koyduğu yasayla akıp giderler. Hepsi de Allah’ın emrine boyun büküp teslim olmuşturlar. Onlar asla Rabblerinin, sahiplerinin, yaratıcılarının yasalarına itiraz etmez, karşı gelmezler. Rabblerinin kendilerine seçip belirlediği yörüngelerinin dışına çıkmazlar. Bugün böyle oldukları gibi yarın da bu böyle olacaktır. Bir gün gelecek ki bu arz da, bu dünya da, içinde olanlar da, gökler de, göklerde olanlar da Rabblerinin ölüm yasasına karşı gelemeyeceklerdir. Bu varlıklar içinde farklı bir varlık olan, Rabbleri tarafından kendilerine yeryüzünde özgür bir irade verilen insanlar da Rabblerinin ölüm yasasına karşı gelemeyecek. Hayatları bitecek, ömürleri, varlıkları ve dünyaları bitecek. Hepsi de Rable-rinin emriyle ölecek, sonra tekrar dirilecek, sonra yaşadıkları bir dünyanın hesabına çekilecekler. Kimse Allah yasasına karşı gelemeyecek. Kimse kaçıp kurtulamayacak. Kesinlikle bilesiniz ki: “Muhakkak ki din gerçekleşecektir. Muhakkak ki kıyamet, âhi-ret, hesap, kitap, cennet, cehennem mutlak sûrette gerçekleşecektir. Mutlak sûrette vaki olacaktır. Mutlak sûrette Allah’ın vaadi gerçekleşecektir. Muhakkak ki sizler ölümünüzden sonra hesaba çekilmek ü-zere, yaptıklarınızın, yaşadığınız hayatın hesabını ödemek, faturasıyla karşı karşıya gelmek üzere tekrar dirileceksiniz. Artık güvendiğiniz dünya bitecek. Dayandığınız hayat ölümle son bulacak. Bir gün ölecek ve dirileceksiniz. Size vaad edilenlerle karşı karşıya geleceksiniz. Size vaadedilen diriliş, haşr, neşr, mizan, hesap, kitap, cennet, cehennemle karşı karşıya geleceksiniz. Kim engel olabilir buna? Kim önüne geçebilir Allah yasasının önüne? Kim değiştirebilir Allah takdirini?” buyurduktan sonra Rabbimiz şöyle buyurur: