Zâriyât Suresine Dön

Zâriyâtالذاريات

21. Ayet

21Zâriyât Suresi

وَف۪ٓي اَنْفُسِكُمْۜ اَفَلَا تُبْصِرُونَ

Kendi nefislerinizde de… Görmez misiniz?

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

20-21. “Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah’ın varlığına nice deliller vardır; gör-mez misiniz?” Yakîn sahibi, kesin bir bilgiyle iman edecek olanlar için, yeryüzünde de, nefislerinizde de, enfüste de, âfâkta da âyetler vardır. Allah’ın varlığına, Allah’ın dinine, kıyametin kopacağına, kıyamet sonrası hesabın, kitabın gerçekleşeceğine, mutlak gerçekleşecek olan kıyamete iman edenlerle etmeyenlerin, hayatlarını Allah için yaşayanlarla yaşamayanların sonuçlarının farklı olacağını gösteren âyetler vardır. Göklerde ve yerde egemen olan Allah’ın gücünü, kudretini, azametini, rubûbiyet ve ulûhiyetini gösteren deliller vardır. Hem kendi nefislerinizde hem de dış dünyanızda âyetler vardır. Rabbimiz bizi hem kendi nefislerimize, bedenimize, organlarımıza, ruhumuza hem de dış dünyamıza gözümüzü açmamızı, âyetlerini gözlemlememizi istiyor. Rabbimizin âyetleri üzerinde aklımızı, düşüncemizi yoğunlaştırmamızı istiyor. Yaratılışımız, yaratılış sonrası evrelerimiz, kalbimiz, ruhumuz, bedenimiz, organlarımız, aklımız, idrakimiz, dilimiz, gözümüz, kulağımız, kemiklerimiz, eklemlerimiz her biri birer âyettir. Semâ âyet, arz âyet, ay, yıldızlar, güneş, bulut, yağmur, hayvanlar, bitkiler, kısacası yeryüzündeki her şey bir âyettir. Her şey bize Rabbimizi anlatan birer âyettir. Bizler şu anda elimizdeki Kitabın âyetleriyle beraber olabilir, bu Kitabın âyetlerini tanıma imkânı bulabilirsek işte o zaman ancak kendimizdeki, enfüsümüzdeki ve âfâktaki, gökler ve yerdeki âyetleri görebilmemiz mümkün olacaktır. Şu kitabın işitsel âyetleriyle beraber olmayanlar asla öteki âyetleri göremeyecek ve anlayamayacaktır. Öyleyse bu kitabı elimize alacağız, elimizin, ayağımızın, kulağımızın, yıldızların, ayın, güneşin, dağların, taşların birer âyet olduğunu okuyacağız, anlayacağız ki ondan sonra bu âyetler üzerinde ciddi ciddi düşünebilme imkânına sahip olabilelim. Eğer şu kitapla beraber olmaz, Kur’an’ı okumaya devam et-mezsek o zaman bu âyetler bize asla görünmeyecektir. Allah’ın şu kitabından mahrum kalıp ta Rabbimizin öteki âyetlerini göremeyince de başka âyetler görmeye, başka âyetler üzerinde kafa yorup düşünmeye başlayacağız. O zaman başka âyetler bizim gündemimizi oluşturmaya başlayacaktır. Hangi âyetler? Kendimizin ortaya çıkardığı âyetler, kendimizin oluşturduğu, bizim gibilerin oluşturduğu âyetler gündemimizi dolduracaktır. Atlar, arabalar, bilgisayarlar, gemiler, uçaklar, silâhlar, uydular, denizaltılar, deniz üstüler, bombalar, insan âyetleri, insanların âyetleri… Allah korusun, insan Allah’ın şu âyetlerinden yüz çevirip de kendi âyetlerini, kendi putlarını yapıp onların karşısına geçtikten sonra, onlara hamd etmeye, onları dile getirmeye, onlarla övünmeye başladı mı, artık Allah’ın âyetlerini görme ihtiyacı da hissetmeyecektir. İşte görüyoruz kâfirler tüm bu âyetleri kapatıyor, gündeme ge-tirmiyor, örtüyorlar, örtbas ediyor, kamufle ediyor ve kendi âyetlerini gündeme getirmek için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorlar. Korkunç bir gelişme, müthiş bir gelişme, müthiş bir buluş, gökyüzüne çıkıyoruz, yeryüzüne iniyoruz sihirbazlık numaralarıyla insanlığın gözlerini büyülemeye çalışıyorlar. Böylece Allah’ın gerçek âyetleri gündemden düşürülmüş, şeytan âyetleri her tarafı kaplamış ve sonunda da insanlar kendi kendilerine ibadet eder olmuşlar. Kutsiyet insana ait olmuş, üstünlük insana izâfe edilir olmuş. “Bütün bu âyetlerde yakîn sahibi mü’minler için ibretler vardır,” diyor Rabbimiz. Bu âyetler sadece mü’minleri ilgilendirir. Bu âyetleri okuyup, onlarla beraber olup, onlar üzerinde derin derin düşünüp ib-ret alarak bu âyetlerin sahibine kulluğa yönelenler ancak mü’minler-dir. Bu âyetler bize yol gösteriyor, hedef belirliyor. Bizler Allah’ın âyetlerini yakîn bilgi haline getirmek zorundayız. Allah’ın âyetleriyle yakîne ulaşmak zorundayız. İnanacağız, sonra da bu imanlarımızı ya-kîn haline getireceğiz. Yani imanlarınız aktif olacak ve bizi harekete geçirecek. Âyetler, bu âyetlerin yaratıcısı konusundaki bilgimiz bizi imana ve teslimiyete sürükleyici, itici olacaktır. Bu âyetleri hem aklımıza, hem de hayatımıza hakim kılmaya çalışacağız. Rabbimiz bu âyetlerin peşini bırakmamamızı, sürekli onları izlememizi, sürekli onlarla beraber olmamızı istiyor bizden. Gözlerimiz sürekli bu âyetleri izleyecek, gönüllerimiz sürekli bu âyetlerin peşinde olacak ve hayatımızı bu hak âyetlerle düzenleme savaşı içinde olacağız. Bir an bile bu âyetlerden gafil olmayacağız. Gerek şu kitabın âyetlerinden, gerek enfüsümüzdeki, gerekse âfâktaki âyetlerden.