Zâriyât Suresine Dön

Zâriyâtالذاريات

29. Ayet

29Zâriyât Suresi

فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهُ ف۪ي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَق۪يمٌ

Hanımı (şaşkınlık) çığlığı atarak (onlara) yönelmiş ve yüzüne vurmuştu. Demişti ki: “(O) koca bir ihtiyar, (bense) kısır bir kadın. (Buna rağmen çocuk mu?!)”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

29. “Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: “Kısır bir kocakarı!” dedi.” Allah’ın elçilerinden bir çocuk müjdesini alan hanımı hayretle seslenerek, elleriyle yüzünü kapatarak, elleriyle yüzüne vurarak, hayretini gizleyemeyerek şöyle demeye başladı: “Hem ihtiyar, hem de kısır bir kocakarı ha! Benden, benim gibi birinden bir çocuk ha! Ben nasıl bir çocuk dünyaya getirebilirim? Gençliğimde bile bir çocuk dünyaya getirememiş kısır bir ihtiyardan bir çocuk olur mu?” Öyle ya, koca İbrahim (a.s) yüz yaşında, kendisi de seksen-doksan yaşında, üstelikte kısır birisiydi. Şimdiye kadar hiçbir çocuk dünyaya getirememişken şimdi bir çocuk dünyaya getirecekti. Gerçekten hayret edilecek bir şeydi bu. Hangisi? Bu yaşta bir çocuğa ulaşmak mı, yoksa bu yaşta bir çocuk istemek mi? İkisi de hayret edilecek bir şeydi. Öyle değil mi? Müslümanların, hacısıyla-hocasıyla 20-