30 yaşlarında bir çocuk dünyaya getirdikten sonra “tamam artık, daha fazlaya gerek yok!” deyip işi bitirdikleri bir dünyada, şu anda bu misafirlerin İbrahim’e (a.s) ve karısına getirdikleri bir çocuk müjdesini nasıl karşılayacaklarını, nasıl değerlendireceklerini bilemiyorum. “30 yaşından sonra kadın asla do-ğum yapmamalıdır,” diyorlar. O yaşta Allah’ın melekleri çocuk müjdeliyorlar, Allah’ın elçisi İbrahim (a.s) koşarak, çığlık atarak karısının yanına gidiyor, karısı da sevinç ve hayret çığlıklarıyla “bu iş nasıl olacak?” diyor. Sevinçten ellerini dizlerine, ya da yüzüne vurarak sevinç ve hayretini izhâr ediyor. 30. “Melekler: “Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, hakîm olandır, bilendir” dediler.” “Bu böyledir. Allah böyle buyurdu tamam.” Allah buyurmuşsa tamam. Allah hakîmdir, Allah hikmet ve hâkimiyet sahibidir, Allah alîmdir, her şeyi bilmektedir. Allah boşuna buyurmaz. Biz bunu kendiliğimizden demiyoruz, Allah böyle buyurdu, böyle hükmetti. Allah dilediğine hükmeder ve hükmettiğini de yapar. Ya da kezalik, tamam iş öyledir, iş sizin dediğiniz gibidir. Siz ikiniz de ihtiyarsınız, karın da kısırdır, bu doğrudur, ama Allah olmazı oldurandır. Allah dilediğini yapandır. Allah göklerde ve yerde egemen olandır. Onun dilediğini kim engelleyebilir? Onun önüne kim geçebilir? Hayat O’na aitken, yaratma O’na aitken, dilediğini yaratmasını kim durdurabilir? Dilediğini dilediği zamanda, dilediği biçimde yaratan O’dur, dilediğine hayat veren O’dur, dilediğini öldüren de O’dur. Onun hayat verdiklerini kim öldürebilir? Onun öldürdüklerini kim diriltebilir? Tek egemenlik sahibi, tek irade sahibi, tek kuvvet ve kudret sahibi O’dur. Bakın İbrahim’e (a.s)! İhtiyarlığının, yaşlılığının zirvesinde, ha-yatının son merdivenlerine dayandığı bir döneminde ve karısı da aynen kendisi gibi yaşlı ve üstelik kısırken, bir çocuk doğurma ihtimali yokken onlara bir evlât müjdeleniyor. Hem o evlâdından da peş peşe dört peygamber gelecekti. Meleklerin gelişinin sadece bununla sınırlı olmadığını, başka işlerinin de olduğunu sezinleyen İbrahim (a.s) dedi ki: