32-34. “Elçiler: “Suçlu bir milletin üzerine, Rabbi-nin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik” dediler.” “Bizler mücrim, suçlu bir topluma gönderildik. Onlar için geldik. Allah’ın helâkine hükmedip karar verdiği suçlu bir toplum üzerine şanlı, nişanlı, azap taşlarını yağdırmak üzere geldik. Rabbimiz katında ölçülmüş, biçilmiş her bir suçlu için belirlenmiş, işaretlenmiş, hangisinin kimin beyninde patlayacağı kararlaştırılmış azap taşları atmak üzere görevlendirildik. Müsrifleri yok etmeye geldik.” Helâki hak etmiş bu mücrim, günâhkâr, ahlâksız, rezil, suçlu, müsrif toplum Lût’un (a.s) toplumuydu. Lût’un (a.s) kavmi gerçekten adi, günâhkâr, suçlu bir toplumdu. Çünkü onlarda görülmemiş, yeryüzünde hiçbir kavmin yapmadığı korkunç bir hastalık vardı: Lûtîlik. Erkeğin kadınları bırakıp erkeklere gitmesi. Kadınlar erkeklerden, erkekler de kadınlardan hoşlanmıyor, hemcinslerine gidecekleri yerde eş cinslerine gidiyor, hemcinslerinden tatmin olmuyorlardı. Tatminsizlikte zirve noktasına ulaşmış rezil bir toplumdu. İnsanlıktan çıkmış, Allah’ın sınırlarını aşmış, tatminsizlik içinde kıvranan bir toplum… Hayvanları bile utandıracak ilişkilere dalmış bir toplum.. Lût’un (a.s) toplumunun pisliği buydu. Allah’ın elçisi, “yapmayın, etmeyin, sizler fahişeye mi gidiyorsunuz? Aşırılığa, fahşaya mı gidiyorsunuz? Dünyalarda sizden önce hiç bir kavimde görülmemiş, hiç kimsenin yapmadığı bir hayasızlığı mı yapmak istiyorsunuz? İnsanların dışında hayvanlar âleminde bile benzeri görülmemiş çok çirkin bir şeyi mi yapmaya gidiyorsunuz? Allah’ın varlığınızı, soyunuzu, neslinizi devam ettirmek üzere verdiği bu erkeklik, kadınlık güçlerinizi boşa akıtan israfçılar mı oluyorsunuz? Allah’ın istemediği bir hayatı yaşamaktan vazgeçin!” diye onları uyarıyordu. Ama onlar buna inanmaya yanaşmaz. Hattâ, “çıkarın bu peygamberi, atın bu adamları şehrimizden, çıkarın onları beldemizden, okullarımızdan! Sürün bu adamları kentimizden! Yok edin bunları! Temizleyin bu adamları sokaklarımızdan çünkü bunlar temizlenmek isteyen kimselerdirler. Temizlik istiyor bunlar. Aşırı temizlikten yanalar bunlar. Madem ki temizlik istiyorlar, madem ki temizlikten yanalar, öy-leyse çıkarın bunları şehrimizden de diledikleri yerde diledikleri kadar temizlensinler. Bunlar memleketin düzenini bozuyorlar. Bunlar ülkenin yeknesaklığını zedeliyorlar. Bunlar bizim ülkemizde fitne çıkarıyorlar. Bizler ne güzel erkek erkeğe, kadın kadına bir ayırım yapmadan cinsel arzularımızı tatmin edip keyiflerimize bakarken, bu adamlar Allah’tan, dinden, Allah yasalarından bahsederek homoseksüelliğe, zi-naya karşı çıkarak bizim huzurumuzu kaçırıyorlar. Yok haramdı, yok helâldi diyerek bizim iştahımızı kaçırıyorlar. Huzurumuzu kaçıran, bize Allah’ı, bize âhireti, bize haramı, helâli, hesabı, kitabı, namusu, iffeti hatırlatan ve böylece zevklerimizi kaçıran bu insanları çıkarın ülkemizden de biz de rahat bir şekilde işleyeceğimiz günâhlarımızı işleyelim,” diyorlardı. İşte böyle helâki hak etmiş bir toplumu yok etmek üzere gelmişlerdi Allah’ın melekleri. Başka sûrelerde İbrahim’in (a.s): “Ey Allah’ın Melekleri! Orada Lût var!” diyerek melekleri bu işten vazgeçirmek için mücâdeleye tutuştuğu anlatılır. Burada diyorlar ki bakın: