Zâriyât Suresine Dön

Zâriyâtالذاريات

36. Ayet

36Zâriyât Suresi

فَمَا وَجَدْنَا ف۪يهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَۚ

Orada, bir ev halkı dışında, Müslim/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kimse bulamadık.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

35-37. “Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan mü’minleri çıkardık. Zaten orada, kendini Allah’a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk. Can yakıcı azaptan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık.” “Orada, o suçlu, günâhkâr toplumda mü’minlerden kim varsa onları çıkardık, zaten biz orada bir evden başka Müslüman kimse bulamadık,” diyor melekler. İşte o ev de Hz. Lût’un (a.s) eviydi. Bildiğimiz o ki, o toplum içinde Lût’a (a.s) iman eden sadece iki kızı vardı. Sadece iki kızcağız. Allah peygamberinin hanımı da kâfirdi. Peygamberin ev halkından başka kurtulan olmadı orada. Lût (a.s) Rabbinden aldığı emirle iki kızını yanına alıp toplumunu terk eder. Toplumunun helâk edileceği son gününe kadar tebliğine devam eden Allah’ın elçisi son gün ayrılır ve Allah’ın melekleri oranın altını üstüne getirip toplumu yok ediverir. Kur’an’ın başka sûrelerinde anlatıldığına göre Rabbimiz onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdı ki işlerini bitiriverdi. Kasabanın altını üstüne getiriverdi de Lût’a (a.s) iman eden iki kızcağızı hariç kâfirlerin kökünü kazıyıverdi. Onun içindir ki Lût kavminin Kur’an’da bir başka ismi de “Mu’tefikat”tır. Yani altı üstüne getirilmiş bir top-lum... Allah üzerlerine bir yağmur göndermiş, o yağmurun arasında taş yağdırmış ve melekler de her biri beş bin kişiden ibaret olan iki şehrin altını üstüne getirivermişlerdi. Bu toplumun bulunduğu yer bugünkü “Bahru’l Muhît” yani ölü deniz diye anılan Lût gölü ve çevresidir. Burası deniz seviyesinden çok daha aşağılarda bir çukurdur ki, bu, toplumun yere battığının göstergesidir. Âyetin sonunda Rabbimiz buyurur ki: “İşte böylece elim bir azaptan korkanlar için orasını bir âyet kıldık.” Allah’ın azabından korkarak, ibret alarak adam olmak isteyenler için orada bir uyarı, bir âyet kıldık. Şu andaki Lût gölünün bulunduğu yeri azaptan korkup ibret almak isteyenler için bir işaret, bir alâmet kıldık. Ama elbette Allah’a iman eden, Allah’tan korkan, hayatlarını Allah için yaşayanlar için bir âyet ve ibret olacaktır bu. Başkaları için değil. Bakıyoruz işte şu anda Allah’ı, Allah’ın dinini reddeden bilim bu hadiseye o kadar kör ve sağır bir tavır sergiliyor, o kadar tahrifkâr bir tutum içinde ki, oraya Lût gölü demiyorlar da, aman ne olur ne olmaz, bir peygamberin ismini çağrıştırmayalım, belki insanlar Allah’ı, Allah’ın elçisini, Allah’ın azabını hatırlarlar da iman etmeye kalkışırlar diye ısrarla oraya “Ölü deniz”, Bah-ru’l Muhit diyorlar. Allah’ın âyetlerini örtüyor, örtbas ediyorlar, insanların dikkatlerinden kaçırmaya çalışıyor. Sûrenin önceki âyetlerinde de belirtmeye çalıştığımız gibi Allah’ın bu âyetlerinden habersiz yaşayan insanlar isterse şu anda Lût gölünün hemen yanı başında yaşasınlar, isterse Kâbe’nin avlusunda ikâmet etsinler, bu Kitapla beraber olmadıkları sürece bu âyetler onlara hiçbir şey demeyecektir. İşte her an güneşi gören şu insanlara gü-neş hiçbir şey demiyor. Allah’ın şu metlûv âyetleriyle beraber olmayanlara meşhûd âyetler hiçbir şey söylemez. Allah’a isyan eden, Allah’la savaşa tutuşan, Allah’ın âyetleriyle, Allah’ın elçileriyle, Allah’ın diniyle savaşa tutuşan bir toplum mutlak sûrette helâk olacaktır. Bu, Allah’ın yeryüzünde değişmeyen bir yasasıdır. Bundan sonra bir haber daha geliyor. Ölümsüz bir haber daha… Musâ (a.s)’ın haberi…