Zâriyât Suresine Dön

Zâriyâtالذاريات

39. Ayet

39Zâriyât Suresi

فَتَوَلّٰى بِرُكْنِه۪ وَقَالَ سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ

Tüm gücüyle yüz çevirdi ve “Büyücü yahut deli.” dedi.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

39. “Firavun, erkanıyla birlikte haktan yüz çevirdi; “sihirbazdır” veya “ delidir” dedi.” Allah elçisinin bu tebliği karşısında kendisinin Rabblığını, İlâhlığını iddia eden Firavun tüm gücüyle, tüm avaresiyle, tüm ekonomik, siyasal ve askerî gücünü yanına alıp, tüm gücüyle toparlanıp Allah’ın elçisini ve getirdiği âyetleri reddetti. “Bu ya bir sihirbaz, ya da bir delidir” dedi. Firavun tarih boyunca tüm zalimlerin, tüm müstekbirlerin hak karşısında kullandığı yolu tercih etti. Bu yol gerçekten gâyet kolay ve kestirme bir yoldu. Bir hak savunucusunun hakkından gelemediniz mi? Karşısında mücâdele verecek bir deliliniz yok mu? Deli diyeceksiniz, olmadı sihirbaz diyeceksiniz olur biter. O da olmamışsa şair dersiniz, mecnun dersiniz, kahin dersiniz. Ama iş bu kadar kolay değildir. Karşıda Allah desteğinde bir peygamber var. Karşıda apaçık delillerle, apaçık âyetlerle, apaçık sultayla bir Allah elçisi varsa, iş bu kadar kolay bitmeyecektir. Hz. Musâ, Firavun’un karşısına ilk çıktığında ona gösterdiği âsâ ve yed-i beyza mûcizelerinden sonra Firavun ve çevresindeki da-nışmanları “bu ya bir sihirbazdır, ya da sözü ciddiye alınmayacak bir delidir” dediler. Elindeki âsâsıyla dünyanın en büyük, en zalim, en güçlü devletinin sarayına elini kolunu sallaya sallaya girip, dünyanın en zalim devlet başkanının karşısına dikilip ona ve çevresine hakkı tebliğ etme cesaretini gösteren bir peygambere diyorlardı bunu. Allah elçisinin gösterdiği müthiş mûcizeler karşısında Firavun öylesine şaşırmış, öylesine etkilenmişti ki, bir yandan ona “sen bir sihirbaz, ya da delisin” derken bir yandan da “sen bizi sihrinle yurdumuzdan çıkarmaya, bizim dinimizi değiştirmeye ve Mısır’ın yönetimini eline geçirmeye geldin” diyordu. Oysa kesinlikle biliyorlardı ki o güne kadar hiçbir sihirbazın sihir gücüyle bir memleketi fethettiği görülmemişti. Sihirbazlar sadece kendisinden mükâfatlar alabilmek için o güne kadar onun ayaklarını öpmekten başka bir şey yapmamışlardı, bunu çok iyi biliyorlardı. Onun içindir ki Firavun’un hem “sen bir sihirbazsın” demesi, hem de ar-kasından “sen benim krallığımı ele geçirmek istiyorsun” demesi onun asla bir sihirbaz olmadığını bildiğini, anladığını göstermektedir. Onun bu mûcizeleri Allah desteğiyle gösteren bir peygamber olduğunu anladıklarını, ama saltanatlarının, statülerinin yok olmasından endişe ettikleri için onu reddetmeye çalıştıklarını göstermektedir. Firavun ve çevresindekiler Allah elçisini reddettiler. Allah’la, Allah elçisiyle savaşa tutuştular da: