Zâriyât Suresine Dön

Zâriyâtالذاريات

56. Ayet

56Zâriyât Suresi

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ

Ben cinler ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.

Dipnot

İnsanın yaratılış gayesi tevhiddir. Tevhid ise Allah’a (cc) kulluk ve O’nu ibadette birlemektir. Kişinin namaz, oruç, kurban gibi ibadetlerini yalnızca Allah’a (cc) yapması ve bir bütün olarak hayatı Allah’ın şeriatına göre düzenlemesi, yalnızca O’nun yasa ve kanunlarına boyun eğmesidir. (bk. 1/Fâtiha, 5)

Müminin varlık amacı tevhid olduğundan, değişmez ve ilk sırada yer alan “Ana gündemi” de her zaman tevhiddir. (Ayrıca bk. 38/Sâd, 27)

Tefsir

Tefsîr-i Sa'dî

56- Ben cinleri ve insanları başka bir şey için değil sırf bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattım. 57- Onlardan rızık da istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum. 58- Çünkü rızık veren yalnız Allah’tır. Hem O, pek güçlü ve çetin bir kudret sahibidir.

56. İşte Yüce Allah’ın cinleri ve insanları kendisi için yarattığı ve bütün peygamberleri kendisine davet etmek üzere gönderdiği gaye budur: ibadet/kulluk. İbadetin kapsamına ise O’nu bilip tanımak, O’nu sevmek, O’na yönelmek, O’na doğru gitmek, O’nun dışındaki şeylerden yüz çevirmek girmektedir. Bu da Yüce Allah’ı gereği gibi tanımaya bağlıdır. Çünkü ibadetin tam ve eksiksiz olması, Allah’ı gereği gibi tanımakla mümkündür. Hatta kulun Rabbini tanıması arttıkça ibadeti de kemale erer. İşte Yüce Allah’ın mükellef kullarını yaratmasının maksadı, budur. Onları kendilerine bir ihtiyacı bulunduğundan dolayı yaratmış değildir.
57. Yüce Allah, hiçbir şekilde hiçbir kimseye muhtaç değildir. Aksine bütün yaratıklar O’na muhtaçtırlar. Zorunlu olsun olmasın ihtiyaç duydukları bütün hususlarda O’na muhtaçtırlar. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
58. “Çünkü rızık veren” hem yerde hem gökte ne kadar canlı varsa hepsinin rızkını hem de bol bol veren “yalnız Allah’tır. Hem O, pek güçlü ve çetin bir kudret sahibidir.” Kuvvet ve kudret tümüyle kendisinin olandır O. Bu kuvvet ve kudreti ile ulvi ve süfli âlemdeki pek büyük varlıkları var etmiştir. Bu kuvvet ve kudreti ile o varlıklarda görünen ve görünmeyen pek çok tasarruflarda bulunur. Meşîeti/dilemesi, bütün yaratıklar hakkında geçerlidir: Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz. Kaçan O’nu âciz bırakamaz, kimse O’nun hükümranlığına karşı çıkamaz, egemenliğinin dışına çıkamaz. Rızkı bütün varlıklara ulaştırmış olması da O’nun bu kuvvetinin bir tecellisidir. Çürüyüp dağılmalarından, rüzgarların etrafa savurmasından, kuşlar ve yırtıcı hayvanların yiyip yutmasından, paramparça olup çöllerde ve denizlerin dalgaları arasında darmadağın olmalarından sonra bütün insanları diriltecek olması da O’nun kuvvet ve kudretinin bir tecellisidir. Kimse O’nun elinden kurtulamayacaktır. Yeryüzünün onlardan neleri eksilttiğini O çok iyi bilir. Pek güçlü ve pek kudretli olanın şanı ne yücedir!