Zuhruf Suresine Dön

Zuhrufالزخرف

28. Ayet

28Zuhruf Suresi

وَجَعَلَهَا كَلِمَةً بَاقِيَةً ف۪ي عَقِبِه۪ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

(Bu sözleri) insanlar ona dönerler diye onun ardından kalıcı bir kelime kıldı.

Dipnot

İbni Abbâs (ra), Mucâhid, Dehhâk, Katâde ve Suddî (rh) gibi selef müfessirlerine göre İbrâhîm’in (as) ardından, zürriyeti için kalıcı kılınan kelime, “Lailaheillallah” kelimesidir. (bk. Tefsîru’t Taberî, 21/589; İbn-i Kesîr Tefsîri, 10/22) Buna göre İbrâhîm (as) bu sözleriyle Kelime-i Tevhid’i tefsir etmiştir: Allah’ın (cc) dışında ibadet edilen tüm tağutlardan uzaklaşıp yalnızca O’na (cc) kulluk etmek! Kur’ân’da “ilah” kavramı ve Kelime-i Tevhid’in açılımı için bk. 21/ Enbiyâ, 25

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

28. “İbrahim, ardından geleceklere bu sözü, devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Artık belki doğru yola dönerler.” İbrahim (a.s) bu kelimeyi yâni kelime-i şehadeti, kelime-i tevhidi kıyamete kadar gelecek nesline bir miras bıraktı. Yâni kıyamete kadar gelecek nesli içinde bu kelimeyi söyleyecek ve bu kelimenin manasına uygun bir şekilde sadece Allah’a kulluk yapacak nesillerin geleceğine bir delil, bir karîne yaptı. Ya da kıyamete kadar gelecek nesillerinin içinde şirke düşmüş insanların bu gerçeği anlayıp tevhide dönmeleri için bunu miras yaptı. Bir de bundan şunu anlıyoruz ki, İbrahim (a.s) kendisinden sonra gelecek olanlar için, “Allah’ım! Onları Müslümanca yaşayan kimseler kıl!” diye dua etmişti de, Allah onun bu duasını kabul buyurdu. Bundan anlıyoruz ki, hayatını Allah için yaşayan, hayatını Allah’a adayan kimselerin hayatlarını, Rabbimiz gelecek nesillere intikal ettirir. Allah, kendisi için yapılanları bereketlendiriyor ve onu gelecek nesillere miras yapıyor. Öyleyse biz de hayatımızı Allah için yaşayalım, yaptıklarımızı Allah için ve Allah’a lâyık olacak biçimde yapalım ki, bizim hayatımız da gelecek nesillerimize örnek olarak intikal etsin. Hayatın sonunda ölüp giderken, ölümsüzlüğe erenlerden olalım inşallah. Bakara sûresinde anlatıldığı gibi, Hz. İbrahim bu kelimeyi çocuklarına da tavsiye buyurdu: “İbrahim bunu oğullarına vasiyet etti. Yakub da: “Oğullarım! Şüphesiz ki Allah size bu dini seçti. O halde siz de kesinlikle Müslümanlar olarak can verin,” dedi.” (Bakara 132) Her iki peygamber de kendi teslimiyetlerini, kendi Müslümanlıklarını oğullarına da tavsiye ediyor ve diyorlardı ki, “oğullarım! Biz Allah’a teslim olduk, siz de teslim olun!” İşte burada Rabbimiz hem İbrahim’in (a.s), hem de Yakub’un (a.s) oğullarına tavsiyesini anlatıyor. İbrahim (a.s), iki oğluna; Yakub (a.s) da on iki oğluna diyordu ki: “Allah size din olarak bu dini, İslâm dinini seçti. Öyleyse sizler de ancak Müslümanlar olarak can verin.” Allah’ın İbrahim için seçtiği din İslâm’dı. Yakub için de seçilen din İslâm’dı. Hz Adem’den bu yana tüm peygamberlerin dini İslâm’dı ve onların tamamı müslümandı. Yakub’un (a.s) oğullarına tavsiyesi de İslâm’dı. Şimdi, “biz İs-râil oğullarıyız” diyen ve İslâm’ı bırakıp sapıklık içine düşen bu Yahudi ve Hristiyanlara ne demek lazım? Bu adamlar nasıl olur da biz haklıyız deme hakkına sahip oluyorlar? Nasıl olur da biz Yakub’un oğullarıyız dedikleri halde, İslâm’dan, haktan ayrılıp, sapık yollara girerler? Bu peygamberlerin yolunu terk ettikleri halde, nasıl olur da Yakub’un (a.s) ve İbrahim’in (a.s) yolunda olduklarını iddia edebilirler? Buna hiçbir zaman hakları olamaz, çünkü İbrahim (a.s) ve Yakub (a.s) müs-lümandı, oğullarını İslâm’a dâvet etmişlerdi. İbrahim ve Yakub (a.s), oğullarına İslâm’ı vasiyet ediyorlardı. Allah’ın bu yüce peygamberleri, müslüman olmakla yetinmeyip, cennete tek başına gitmeye razı olmayıp, Allah’ın kendilerine lütfettiği bu teslimiyet dinini, çocuklarına da vasiyet ediyor, onların da Müslüman olmalarını istiyorlardı.