32. “Ey Muhammed! Rabbinin rahmetini onlar mı taksim edip paylaşıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında Biz taksim ettik; birbirlerine iş gördürmeleri için kimini kimine derecelerle üstün kıldık; Rabbinin Rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha iyidir.” Yoksa Allah’ın rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Yeryüzündeki varlıkların rızıklarını, geçimlerini onlar mı taksim ediyorlar? Bu konuda söz sahibi onlar da, vahyini kime göndermesi gerektiğini belirleme taksimi de onlara mı ait? Hayır hayır! Rızıkları taksim eden Allah’tır. Göklerde ve yerde ne kadar yaratığı, ne kadar kulu varsa, hep-inin muhtaç oldukları rızıkları taksim eden Allah’tır. Kimin neye muhtaç olduğunu, kime ne kadar ve ne zaman verileceğini bilen ve takdir eden O’dur. Rızıkları takdir ve taksim eden de O’dur vahyini taksim eden de O’dur. Kulları arasında dereceleri taksim eden de O’dur. Yine insanlar birbirleri arasında birbirlerinden istifade etsinler diye dereceleri takdir ve taksim eden de O’dur. Kiminizi zengin, varlıklı, kimilerinizi de fakir kılan O’dur. Kiminizi güçlü, kuvvetli, kimilerinizi de zayıf yaratan O’dur. Kiminizi kadın, kiminizi erkek yaratan O’dur. Kimilerinizi çok zeki, kimilerinizi de az zeki kılan, bunu taksim eden de O’dur. Haydi itiraz edin bakalım bunlara. Gücünüz yetiyor mu cinsiyet değiştirmeye? Becerebiliyor musunuz daha uzun boylu ya da daha kısa boylu olmayı? Becerebiliyor musunuz acıkmamayı, susamamayı? Çare bulabiliyor musunuz ölmemeye? Bütün bunları taksim eden, takdir eden nasıl Allah’sa, bilesiniz ki, vahyini taksim eden de O’dur. Hangi dönemde kime, ne indireceğini, sizi neyle imtihan edeceğini bilen O’dur. Gönderdiği bu vahiyle kimlerin dirileceğini, kimlerin ondan mahrum bırakılacağını bilen ve taksim eden de O’dur. Ebu Bekir’i Ebu Bekir, Ömer’i Ömer yapan O’dur, Ebu Cehil’i Ebu Cehil yapan da O’dur. Ebu Bekir kendi arzusuyla bu taksime razı olacak, sonunda Ebu Bekir olacak, ama Ebu Cehil de kendi hür iradesiyle bu taksime razı olmayarak Ebu Cehil olacaktır. Vahyi taksim eden de Allah’tır. Vahyini kime indireceğini bilen ve onu istediklerine indiren de Allah’tır. İnsanların buna hiçbir zaman itiraz hakları yoktur. “Ya Rabbi, vahyini kime indireceğini, neler indireceğini, ne miktar âyet indireceğini, bizi nelerle sorumlu tutacağını, bizi nasıl imtihan edeceğini bize sormalıydın!” diyerek Allah’a bu konuda akıl vermeye, Allah’ı şartlandırmaya hiç kimsenin hakkı da, yetkisi de yoktur. Allah, vahyini dilediğine, dilediği miktarda indirir. Bunu hiç kim-seye sormaz. Bu konuda hiç kimsenin etkisi altında kalmaz. Çünkü mülkün sahibi O’dur. Mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. Kimseye minneti yoktur. Öyleyse ey cahiller, bırakın Allah’a akıl vermeyi, bırakın O’na yol göstermeye kalkışmayı da Rabbiniz sizin adınıza neyi seçmişse ondan razı olup, samimiyetle O’na kullar olmaya bakın. O’-nun razı olacağı bir hayatı yaşamaya bakın. O’nun sizin adınıza, sizin hayrınıza, sizin kurtuluşunuza sebep olarak seçip görevlendirdiği elçisine tabi olun, onun gösterdiği gibi kullar olun ve kurtulun.