Zuhruf Suresine Dön

Zuhrufالزخرف

34. Ayet

34Zuhruf Suresi

وَلِبُيُوتِهِمْ اَبْوَابًا وَسُرُرًا عَلَيْهَا يَتَّكِؤُ۫نَۙ

Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine kurulup yaslanacakları sedirler (yapardık).

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

33,35. “Eğer bütün insanlar (küfre meyletmeyip) tek bir ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahmân olan Allah’ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerinde yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bileziklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Âhiret, Rabbinin katında O’na karşı gelmekten sakınanlaradır.” “İnsanların tamamı küfür üzere birleşerek, hepsi kâfirliğe meylederek en sonunda kâfir olacak olmasalardı, Rahmân’a küfreden, Rahmân’ı örten, Rahmân’ı diskalifiye eden, Rahmân’ı örtbas edip gündemden düşüren, Rahmân’ı görmezlikten gelen o kâfirlerin, dünyadaki refahlarını, nîmetlerini artırmak için evlerinin tavanlarını, merdivenlerini, kapılarını, oturacakları koltuk ve kanepelerini altın ve gümüşten yapar, onları altın ve gümüş bileziklerle süslerdik,” diyor Rab-bimiz. Tüm eşyalarını altın ve gümüşten yapar, perdeler, yastıklar ve nakışlardan ziynetler yapar, onları çok lüks bir hayatın insanı yapardık. Daha nice süsler, ziynetler verirdik onlara. Çevrelerindeki insanlara boy gösterecek, hava atacak merdivenler, makamlar verirdik. İnsanların her şeyi onların kapılarında görerek, kapılarında kapıkulu olabilecekleri, altından, gümüşten kapılar yapardık da, insanlar o kapılara kul, köle olurlardı. Onlara bunlar verilmediği halde, bunlardan çok az bir şey verildiği halde, şu anda bile onların kapılarında el pençe divan durup yal bekleyenlerin varlığına şahit oluyoruz. Eğer mü'minler adına bir fitne olmayacak, mü'minlerin kalpleri küfre meyletmeyecek olsaydı, Rabbimiz bunlardan kâfirlere bol bol verirdi. “İnsanların gözlerine, gönüllerine hitap eden, göz kamaştıran, daha nice süsler, ziynetler verirdik,” diyor Rabbimiz. Böylece âyet vasıtasıyla, insanlara yeryüzünde alabildiğine nî-met verilmeyişinin hikmet ve yasasını da öğrenmiş oluyoruz. Rahmân olan Allah’ın, Rahmeti gereği kullarının yeryüzünde hem dünya, hem de âhiret saadetlerini sağlamak için açtığı rahmet kapısı olan vahyini kapatanlara, Rahmân’ın vahyini örtbas edenlere, vahyi gündemlerinden düşürenlere, vahiyden habersiz bir hayat yaşayan kâfirlere neden fazlaca vermediğini böylece anlamış oluyoruz. Çünkü bu sayılanlar, sadece dünya hayatının süsü, ziyneti, geçimliğidir. Dünyada kalacak ve âhirete intikal etmeyecek şeylerdir bunlar. Âyet-i kerîmeden, Allah’ın küfre ve kâfirlere pirim vermediğini anlıyoruz. Mü'minlerin kalpleri küfre meyletmesin diye, Rabbimiz küfre pirim vermiyor. Değilse, Allah korusun mü'minlerin kalpleri kayıverirdi. Eğer Allah küfre prim verseydi, meselâ deseydi ki kâfir olun cen-net vereyim, o zaman şimdi her birimiz iyi bir kâfir olmaya çalışacaktık. Ama Allah küfre pirim vermiyor. Kâfirlere verdiklerinin, mü'minlere fitne sebebi olmasını istemiyor. Mümtehine sûresinde de bunun zıddı anlatılır: “Rabbimiz! Bizi, inkâr edenlerle deneme; bizi bağışla, doğrusu Sen, güçlü olan, Hakîm olansın.” (Mümtehine 5) “Ya Rabbi, bizi kâfirlere fitne sebebi kılma. Yâni ya Rabbi, kâfirler karşısında bizi mağlup ederek, onları bize galip getirerek, bizi onlar karşısında alçak bir konuma düşürerek bizi kâfirlere fitne yapma. Eğer onlarla girdiğimiz savaşta onları galip getirir, bizi mağlup edersen, o zaman onlar kendilerinin haklılığına inanıp, küfürlerinde, yollarında kemikleşebilirler. Yollarından, hayatlarından emin hale gelebilirler,” deniyordu ya, işte burada da onlara bol miktarda dünyalık verilerek küfre prim verilirse, bunun mü'minler için meyil sebebi olacağı anlatılmaktadır. İşte dünya bu kadar değersizdir. Eğer şu anda insanların değer verdikleri ve elde etmek için çırpındıkları dünyanın, Allah katında bir değeri olsaydı, onu kâfirlere niye versin ki? Bir hadis-i şerîflerinde Allah’ın Resûlü bunu şöyle anlatır: "Eğer dünyanın, Allah katında sineğin kanadı kadar bir değeri olsaydı, ondan kâfire bir yudum su bile vermezdi." Bir de insanın şöyle diyesi geliyor: Peki, madem ki dünya malı insanların meylettiği bir şeydir. O zaman Allah bunun tam tersini yapsaydı olmaz mıydı? Yâni bu saydıklarını mü'minlere verseydi de, tüm kâfirlerin kalpleri mü'minlere ve imana meylettirseydi. O zaman da belki insanlar dünyalık adına Müslüman olurlardı ki, Allah bunu da istememektedir. Böyle menfaat gereği bir iman da makbul değildir.