52. “Yahut ben zavallı ve neredeyse konuşamayan bu kimseden daha üstün değil miyim?” “Söyleyin bana! Dikkatli bakın! Şu psikopat, şu ne dediği belli olmayan, ne dediğini bilmeyen, ne dediği anlaşılmayan şu adam mı daha üstün, yoksa ben mi daha üstünüm? Şu ne dediği anlaşılmayan adam. Yâni bu bizim dünyamızdan konuşmuyor. Operadan, baleden, müzikten, sanattan, marktan, dolardan, A.B.D’den, Avrupa’dan, A.E.T den I.M.F’den, ekonomik düzenlemelerden söz etmiyor bu adam. Bu bizim dilimizden, bizim dünyamızdan konuşmayan, bizim anlayamayacağımız dilden konuşan bu adam mı üstün yoksa ben mi üstünüm? Bunu hâlâ anlayamadınız mı?” diyordu. Evet, Firavun, anlamak istemediği için, Musa hakkında “ne de-diği anlaşılmayan adam” diyordu. Şimdi de öyle değil mi? Birilerine Allah’ın kitabından bir şeyler anlatmaya çalışıyorsunuz ama adamın dünyası faklı olduğu için, istediği ve beklediği telden çalmadı diye din-lemiyor. Anlamak ve dinlemek istemiyorlar. Bir de Allah korusun, “biz kim, peygamberin sünnetini, Peygamber Efendimizin hadislerini anlamak kim?” diyenler de, onun anlaşılmaz şeyler söylediğini iddia edenler de böyle değil mi? Bu gereksiz ürkeklikleri sebebiyle, hadis kitaplarının arasında Peygamberi bek-letenler de öyle mi, orasını bilmiyorum Allah korusun. Öyle değil mi? Sanki Allah anlaşılmaz söz söylüyor. Sanki peygamber aleyhisselâm anlaşılmaz söz söylüyor. Sanki ben ya da bir başkası dini Allah’tan daha güzel anlatıyor. İnsanların yazıp çizdiklerine yöneliyorlar da Allah ve resûlünün sözlerine yönelmiyorlar. Allah için söyleyin insanların kitap ve sünnete karşı takındıkları bu olumsuz tavır Firavun’un tavrına benzemiyor mu?