76. “Biz onlara zulmetmedik, ama onlar zalim kimselerdi.” “Biz onlara zulmetmedik, onlar kendilerine zulmettiler.” Eğer insanlar Allah’ın kendilerine belirlediği hayat programını bırakırlar da, başka programlara yönelirlerse, kendilerini Allah’a kulluk ortamından çıkarıp kendi kendilerine ya da Allah’tan başkalarına kulluğa yönelirlerse, kendi kendilerine yazık ederler. Şirke düşen, küfrü tercih eden insanlar, zalimlerin en büyükleridir. Haram-helâl konularında, hayat programı, yeme-içme, kılık-kıyafet, hukuk, eğitim konusunda Allah’ın yasalarını bozanlar, Allah’ın helâl-haram sınırlarını çiğneyenler, kendi keyiflerine ve kafalarına göre bir hayat programı çizenler, bilelim ki kendi kendilerine yazık ediyorlar demektir. Allah’ın bundan kesinlikle etkilenmesi söz konusu değildir. Yâni insanların yaptıkları bu ahlâksızlıklardan dolayı, Allah’ın mazlum konuma düşürülmesi kesinlikle mümkün değildir. İnsanlar ne yaparlarsa, kendilerine yapmaktadırlar. Yâni Allah yasalarını çiğneyen insanlar hem zalim hem de mazlum durumuna düşmektedirler. Kendilerine zulmedenler de, zulmedilenler de kendileridir. Müslüman, hayat programını Allah’tan alan ve asla kendisinin zalimi ve mazlumu konumuna düşmeyen insandır. Bu haliyle de Müslüman, hem dünyada hem de âhirette kendisini kurtaracaktır. Ama kendilerine ve çevrelerine zulmedenler, Allah’ın azabından kendilerini kurtaramayacaklardır. Aslında cehenneme yuvarlanan bu insanlara Allah zulmetmi-yor, bunlar kendi kendilerine zulmediyorlar. Çünkü o zalimler Rabb-lerini tanımamışlar, Rabblerinin hayat programıyla ilgilenmemişler, hattâ kendilerini Rabb bilmişlerdi. Şimdi elbette inkâr ettikleri o Rabb onları kendi yaptıklarıyla hesaba çekecektir. Halbuki dünya hayatında bu zalimlerin Allah’tan da, Allah’ın yasalarından da, Allah’ın kitabından da haberleri yoktu. Haram-helâl aramamışlardı hayatlarında. Zul-metmişler, haksızlık etmişler, inkâr etmişler, duymazdan gelmişler, müstekbirce davranmışlardı. Ne yapmışlarsa tüm amellerini karşılarında buluyorlar. Amellerinden dolayı değerlendirilecekler şimdi. Hani dünyadayken bu zalimler, amellerimizden dolayı bizi değerlendirmeye çalışmıyorlar mıydı? Hani mü'minleri dosyalıyorlardı ya. Şimdi de onların dosyaları alabildiğine kabarıktır. Zulmettikleri insan sayısınca dosyaları kabarık olacaktır. Bir milyona zulmedenlerin bir milyonluk, beş milyona zulmedenlerin dosyaları beş milyonluk, tüm yeryüzü insanlığına zulmedenlerin dosyaları da o kadar kabarık ola-caktır. Dünyada Müslümanları dosyalamaya çalışan, Müslümanlara dosyalar hazırlayanlara, orada dosyalar hazırlanmıştır. Dosyaladığı Müslüman sayısınca onlara dosyalar açılmıştır. Dosyalar birer birer açılacaktır. Zulmettikleri, haklarını yedikleri, bombaladıkları, aç bıraktıkları, sömürdükleri insanların dosyaları birer birer açılmaya başlamıştır. Ya da kitap açılmıştır. Onların kendisiyle yargılanacakları Allah’ın kitabı açılmış ve onunla yargılanma başlamıştır. Her bir dosya açıldıkça, zalimler amellerini ve amellerinin karşılığını orada hazır bulacaklardır. Allah hiç kimseye zulmetmemektedir. Bu amelleri kendileri işlemiştir. Kendi amellerinin karşılığıdır bunlar. Değilse yapmadıkları, işlemedikleri suçlardan ötürü Allah hiç kimseyi cezalandırarak zul-metmez. Ya da başkalarının günâhlarını yanlışlıkla bir adamın defterine yazarak, işlemediği günâhlardan ötürü ona zulmetmez. Yaptıklarının bir kısmını zâyi etmek sûretiyle Allah kimseye zulmetmez. Hayır hayır, Allah hiçbir haksızlık yapmaz; bunlar, bizzat dünyadayken kendi elleriyle işledikleri amellerin değerlendirilmesidir. Bakın bundan sonraki âyetinde Rabbimiz yaptıklarının karşılığı olarak yuvarlandıkları cehennemin içinde, azabın içinde bu zalimlerin acı acı feryatlarının yükselişini anlatıyor. Ama bu feryatlar, onların bu azaptan kurtuluş isteyişlerinin ya da yardım dileyişlerinin feryatları değildir. Zaten isteseler de bu azaptan kurtuluşun olmadığını, olamayacağını anladıkları için, olmayacak şeyi istemiyorlar hainler. Bu feryatların konusu, ölüm talebidir. Yok olmayı istiyor, ölümü temenni ediyorlar.