14. “De ki: “Ben, dinimi Allah’a ihlâs kılarak O’na kulluk ederim.” Öyleyse görün bizi, duyun bizi ey insanlar. Ben dinimi, ben ha-yatımı, hayat programımı sadece Allah’a ait kılarak, samimiyetle Allah’ı tek Rabbim bilerek, tüm hayatımda O’ndan başka hiç kimseyi memnun etme gibi bir yamukluğun, O’ndan başkalarının emirlerini uy-gulama gibi bir hesabın içine girmeden sadece Rabbime kulluk yapıyorum. Sadece O’nu dinliyor, sadece O’nun çektiği yere gidiyorum. Artık ben işte böyle bir inancın, böyle bir teslimiyetin, böyle kulluk ha-yatının insanıyım. Sizler dilediğinize kulluk yapabilirsiniz. Ama beni gördünüz işte. Ben buyum, ben Müslümanım. Ben Rabbime teslim olanım. Ben tercihimi Rabbime teslimiyetten yana kullandım. Eğer sizler benim bu tercihimin aksini yapmaya kalkışır, Rab-bimden başkalarını Rab, Melik, İlâh makamında görür, tercihlerinizi onlardan yana kullanır, onları razı etmeye yönelir, hayatınızı onlar kaynaklı yaşamaya kalkışırsanız benimle hiç bir ilginiz kalmamıştır. Evet bizler dinde muhlisler olarak sadece kulluğumuzu, duamızı, dâvetiyemizi, Allah’a yapacağız. Hâlis bir din sahibi, katışıksız bir din sahibi olacağız. Daha önce de söyledim, din kişinin hayat programıdır. Din kişinin yaşam biçimidir. Hayatımızın bazı bölümlerinde Allah’ı, bazı bölümlerinde de başkalarını dinleyerek, hayatımızın bazı bölümlerinde Allah’ın yasalarını, bazı bölümlerinde de başkalarının yasalarını uygulayarak katışıklı bir din içinde bir hayat yaşamayız. Yirmi dört saatimizin tümünü Allah’a ait kılarak, sadece O’nu dinler ve sadece O’na kulluk yaparız. Bundan sonra da her yerde, her konumda sadece Allah’ı dinleyeceğiz. Hayatımızın her bir birimini Allah’ın istediği şekilde düzenleyeceğiz. Hayatımızın her anında yüzümüzü, aklımızı, fikrimizi, düşüncemizi, benliğimizi Allah’a döndüreceğiz. Kazanırken, harcarken Allah’ın istediklerine riâyet ederek secdemizi, kulluğumuzu Allah’a yapacak, severken, küserken O’nu dinleyecek ve secdemizi Allah’a yapacağız. Tüm hayatımızda yönümüzü, yüzümüzü Allah’a doğru çevirecek, O’nun istediklerini ön plana alacak, O’nun rızasını tercih edecek, O’nu hesaba katacak ve O’nun istediği gibi inanıp O’nun istediği gibi hareket edeceğiz. Her an O’nun huzurunda olduğumuzu ve her an O’na hesap vermek durumunda olduğumuzu unutmayacağız. Camide Allah’ın dediklerini, caminin dışında başkalarının dediklerini icrâ ederek asla şirke düşmeyeceğiz. Gönlümüzde Allah korkusu gözümüzde başkalarının korkusu olmayacak.