Zumer Suresine Dön

Zumerالزمر

41. Ayet

41Zumer Suresi

اِنَّٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ لِلنَّاسِ بِالْحَقِّۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَلِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۚ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَك۪يلٍ۟

Şüphesiz ki sana Kitab’ı, insanlar için hak ile indirdik. Kim hidayet bulursa kendi lehine hidayet bulmuştur. Kim de sapıtırsa kendi aleyhine sapıtmış olur. Sen, onların üzerine vekil değilsin.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

41. “Ey Muhammed! Doğrusu Biz, insanlar için Kitabı gerçekle sana indirdik; kim doğru yolda ise bu kendi lehinedir; sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Sen onlara vekil değilsin.” Ey peygamberim, biz kitabı insanlar için sana hakla indirdik. Bu kitabın içinde hak var, hukuk var; bâtıl yok, yalan dolan yoktur. Ki-tabın indirilişi haktır, kitap hak olarak, hukuk olarak, tüm hakları, hukukları belirleyici olarak indirilmiştir ve de haklı olarak indirilmiştir. Hak Allah’ın indirdiğidir, hak Allah’tan gelendir. Allah’tan gelen bu hakka istinat etmeyen her şey bâtıldır, her şey zulümdür. İnsanlar arasındaki hak değer yargıları bu kitabın değer yargılarıdır. Kim doğrudur, kim yanlıştır, kim üstündür, kim alçaktır, kim Azîzdir, kim zelildir, kim şereflidir, kim şerefsizdir, kim iyidir, kim kötüdür, bunun ölçüsü, kriteri bu kitaptır. İnsanlar arasındaki tüm ihtilâflar bu kitapla çözümlenecek, tüm hakları bu kitap belirleyecektir. Kimin mü’min, kimin kâfir olduğunu, kimin Allah, kimin şirk yolunda olduğunu bu kitap belirleyecektir. İnsan kendi tavırlarını da bu kitaba göre değerlendirecektir. Her konuda kitap ölçü olacaktır. Peygamber ve onun yolunun yolcuları bu kitapla hükmedecekler, bu kitaba sarılacaklar, hayatlarının her bir biriminde kitapsız bir hayat sürmeleri, kitabı ellerine almadan bir hayat yaşamaları, kitaptan habersiz hüküm vermeleri, kitabın ortaya koyduğu hakların dışında herhangi bir hak belirlemesine gitmeleri kesinlikle mümkün olmayacaktır. Peygamber ve Müslümanlar kitapla hükmedecekler, kitapla ka-rar verecekler. Kitapsız Müslümanların başarıya ulaşmaları, huzur i-çinde bir hayat yaşamaları asla mümkün değildir. Kitapsız problemlerin çözümü mümkün değildir. İşte Allah bu kitabı peygambere bunun için göndermiştir. Peygamber ve Müslümanlar yaşadıkları hayatın hangi problemiyle karşı karşıya bulunurlarsa bulunsunlar, ister ekonomik bir kavganın, ekonomik bir problemin çözümüyle, ister eğitim problemi, ister hukuk problemi, ister siyasal bir problem hangi ortamda, hangi problemin çözümüyle karşı karşıya olurlarsa olsunlar, problemlerini ancak Allah’ın kitabıyla çözecekler, Allah’ın kitabıyla hükmedecekler ve başarıya ulaşacaklardır. Allah bu kitabı işte bunun için göndermiştir. Kim ihtidâ etmişse, küfürden, şirkten geçiş ihtidâsıyla, yanlıştan doğruya, bâtıldan hakka, günâhtan sevaba doğru gidiş ihtidâsıyla ihtidâ etmişse, yönelmişse… İhtidâ, yollanmak, yola girmek, yola koyulmak ve yol üzerinde devam etmek anlamlarına gelmektedir. Kim ki Allah’ın gösterdiği, kitabın tarif ettiği hidâyet yoluna girmiş, Allah’a kulluk yolunu tercih etmişse bu tercihi onun kendi lehinedir. Ama kim de sapmış, sapıklığı tercih etmiş, Allah yolunu terk etmişse, bu da onun kendi aleyhinedir. Allah’ın belirlediği yolun, sınırların dışına çıkan kişi yoldan sapmış demektir. Ama çiğnediği Allah sınırlarının çokluğuna göre o kadar dalâleti yoğunlaşmış, o kadar artmıştır. İtikat noktasında, inanç noktasında dalâlete düşen kişi kâfirdir. Amel noktasında dalâlete düşenler de bid’atçı ve günâhkârdırlar. Bu âyetlerde insanlar için iki konum belirleniyor. Bunlardan birincisi hidâyette olmak, ikincisi de dalâlet, sapıklık. Mühtedî olup hi-dâyeti tercih eden kendisi için mühtedî olmuş, dalâleti tercih eden de kendi aleyhine sapmıştır. Ey peygamberim, sen onlar üzerinde vekil değilsin. Senin böyle bir görevin ve sorumluluğun yoktur. Onları zorlamaya, onları hidâyete ulaştırmaya, hidâyette tutmaya, onların kalplerine hükmetmeye, tasarrufta bulunmaya senin yetkin yoktur. Veya sen onların özgür iradeleriyle seçtikleri, Rabbinin de onayladığı hidâyetlerinden de dalâletlerinden de sorumlu değilsin. Onların dalâleti tercih edip cehenneme yuvarlanışlarının hesabı sana sorulmayacak. Senin görevin sadece Allah’ın dinini, Allah’ın âyetlerini tebliğdir. Sen onları Allah âyetleriyle uyardığın zaman vazifen bitmiştir. Dileyen hidâyeti, dileyen de dalâleti tercih edebilir, sonucuna kendileri katlanmak şartıyla. Çünkü hidâyetin de dalâletin de sahibi Allah’tır.