57,58. “Veya, “Allah beni doğru yola eriştirseydi sa-kınanlardan olurdum” diyeceği, yahut, azabı gördüğün-de: “Keşke benim için dönüş imkânı bulunsa da iyilerden olsam” diyeceği günden sakının.” Veya kendinizi Allah’a karşı savunmaya kalkışarak, eğer Rab-bim beni hidâyete eriştirmiş olsaydı, bana hidâyet etmiş, doğru yolunu göstermiş olsaydı, elbette ben sakınanlardan olurdum diyeceğiniz gün gelmezden önce, yahut keşke dünyaya tekrar geri dönmem mümkün olsaydı da muhsinlerden olsaydım diyeceğiniz gün gelmez-den önce, Rabbinize yönelin. Rabbinize kulluğa yönelin, her şeyinizle Rabbinize teslim olun. Bunlar birer savunma mekânizmasıdır. İnsanın bunları aslında bu dünyada demesi, bu dünyada anlaması gerekir. Allah’ın rahmetini celbedebilmek, Allah’ın yardımını, desteğini kazanabilmek için, bunları bu dünyada gerçekleştirmek gerekecektir. Kişi burada şunu demelidir: Allah bana bu dünyada, şu anda hidâyet etmiştir, hidâyetini ulaştırmıştır. Allah bana bir kitap göndererek hidâyetini sunmuştur. Bu kitabın pratiği olarak peygamber göndererek bana yol açmıştır. Öy-leyse bu kitap ve peygamber rehberliğinde ben muttakîlerden olmak zorundayım. Allah bana hak yolu, doğru yolu, teslimiyet yolunu göstermiştir. Öyleyse ben de Rabbimin gösterdiği bu yola tâbi olmak zorundayım. Bunu burada demek zorundadır kişi. Öyle değil mi? Rab-bimiz bizim önümüze bir kitap koymamış mıdır? Peygamber göndermemiş midir? Şu anda herkesin karşısında bu kitap açık değil midir? Hepimizin bu kitap ve peygambere ulaşma imkânımız yok mudur? Öyleyse yarın azabı görünce, eğer Rabbim bana hidâyet etmiş olsaydı ben de hidâyette olurdum veya keşke dünyaya tekrar bir daha dön-dürülseydim muttakîlerden olurdum, demenin ne anlamı var ki? İşte şimdi şu anda Allah’ın hidâyeti var, Allah’ın kitabı, Allah’ın peygamberi var ve sen şu anda dünyadasın. Sen şu anda hayattasın ve muh-sinlerden olma imkânı da elindedir. Bu imkânı kullanmak istemeyen insanların bir gün gelip böyle diyeceklerini, hiçbir değer ifade etmeyen mâzeretlerin arkasına saklanmaya çalışacaklarını haber veriyor Rabbimiz. Rahmeti gereği yarın olacakları bugünden haber vererek bizi uyarıyor ve diyor ki, ey kullarım, gelin aklınızı başınıza alın. Bunu söylemek için, bunu anlamak için illa o günü mü bekleyeceksiniz? O gün diyeceğinizi bugünden deyin ki kurtulasınız!