7. “Eğer inkâr ederseniz bilin ki Allah sizden müstağnîdir. Kulların inkârından hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz sizden hoşnut olur. Hiç bir günâhkâr diğerinin günâhını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir; yaptıklarınızı o zaman size haber verir; çünkü O, kalplerde olanı bilir.” Eğer küfrederseniz, eğer Rabbinizin rahmeti gereği size anlattığı bütün bu âyetleri, bütün bu gerçekleri örtbas ederseniz, Rabbi-nizin sizden istediği bir kulluğu, bir hayatı Allah’ın mülkünde yaşamaya yanaşmaz, keyfinize göre bir dünya yaşamaya kalkışırsanız, bilesiniz ki Allah sizden müstağnîdir. Allah’ın ne namazlarınıza, ne oruçlarınıza, ne secdelerinize, ne kıyamlarınıza, ne kulluklarınıza, hiçbir şeyinize ihtiyacı yoktur. Allah size, sizin yapacaklarınıza muhtaç değildir. Yeryüzündeki tüm kullar, melekler gibi, peygamberler gibi Allah’a kulluk yapsalar bile bu Allah’ın mülküne bir şey ilave etmeyeceği gibi, hepiniz, tüm insanlar Firavun gibi Rabbinize düşmanlık etseniz, O’nunla savaşa tutuşsanız da bunun bir sineğin kanadı kadarı kadar Allah’a bir zararı olmaz, olamaz. Tüm kâinatın bir sinek kanadı kadar Allah yanında bir değeri yoktur. Allah’ın hiçbir zaman kullarından bir beklentisi, bir haceti yoktur. Rabbimiz burada benim size bir ihtiyacım yoktur, bir hacetim yoktur buyururken, böylece bir tavır ortaya koyarken, aynı zamanda gönülleri kendisine ısındırarak buyuruyor ki: O kulları için asla küfre razı değildir. Kullarının küfrüne asla rızası yoktur O’nun. Bunu hiç bir zaman unutmasın insanlar. O sizin hidâyetinizden yanadır, hidâyetinizden razıdır. Hepiniz O’nun kullarısınız ve sizin hakkınızda hidâyetten hoşlanmaktadır. Mü’minleriniz, kâfirlerinizle top yekûn olarak bunu unutmayın. Sizi sizden çok düşünen, sizi sizden çok seven, size sizden çok merhamet edendir o Allah. Eğer şükrederseniz şükürlerinizden razı olur. Küfürlerinizden hoşnut olmaz, ama şükürlerinizden hoşnut olur. İşte sizin için razı olduğu budur. Şükrünüzü kabul eder, şükrünüzden memnun olur, ama şükür yerine küfrü tercih edenlerinizden de asla bir çekinme, bir eziklik, bir mağlubiyet acısı tatmaz. Çünkü tüm âlemlerden müstağnîdir o Allah. Tüm âlemler, tüm kullar O’na muhtaç, ama O kimseye muhtaç değildir. Çünkü bizim kulluğumuzun, şükrümüzün menfaati kendimize, küfrümüzün, nankörlüğümüzün zararı da kendi aleyhimizedir. Küfredip O’na karşı nankörlük yaptığımız zaman bunun bize iki defa zararı olur. İki defa kaybetmiş oluruz. Birincisi, Rabbimizin gazabına maruz oluruz, ikincisi de, dünyamızı da âhiretimizi de kaybetmiş oluruz. Ama küfür yerine şükrü tercih ettiğimiz zaman yine iki defa kazanmış oluruz. Hem yaratıcımıza karşı kendi kulluk görevimizi yap-mış oluruz, hem de karşılığında Allah’ın rızasını kazanmış oluruz. Buraya kadar kendisini ortaya koyan Rabbimiz buyuruyor ki, “ey kullarım ne bu haliniz? Nereye döndürülüyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Benden başka kimi bulmaya çalışıyorsunuz? Kimi razı et-meye, kime kulluk etmeye çalışıyorsunuz? Kimin ekmeğini yiyip, kimin kılıcını sallamaya çalışıyorsunuz? Kimin arzında yaşayıp kimi din-lemeye çalışıyorsunuz? Bu haliniz ne böyle? Kiminiz fenâ fil para olmuş, kiminiz fenâ fi’d-dükkan olmuş, kiminiz fenâ fi’l-makam olmuş, kiminiz fenâ fi’s-spor olmuş, kiminiz fenâ fi’l-moda, kiminiz fenâ fi’t-tâğut olmuş. Ne bu vaziyetiniz böyle? Rabbiniz kim sizin? Hayat programı belirleyiciniz, rızık vericiniz kim sizin? Eğer Rabbinizin size lütfettiği bunca nîmetlerini O’na küfürde, O’nu örtmede, O’nun kitabını, O’nun âyetlerini örtbas etmede kullanırsanız, bilesiniz ki Allah bundan hoşlanmayacak ve bunun faturası kendinize kesilecektir. Ama yok Allah’ın size verdiği nîmetlerle o nîmetler cinsinden hareketlerde, hayırlı amellerde bulunursanız, Rab-biniz sizden razı olacak ve bu tavrınızın mükâfatını kendiniz alacaksınız. Herkes kendi vizrini, kendi yükünü kendisi yüklenecek. Herkes kendi vizrini kendisi ödeyecek. Herkes kendi yaptıklarının karşılığını kendisi görecek. Kimse kimsenin yükünü yüklenmeyecek. Kimsenin hesabı kimseden sorulmayacak. Hiçbir günâh sahibi, hiçbir vizr sahibi bir başkasının yükünü yüklenmeyecek. Ne babanın evlâdına, ne evlâdın babasına, ne kadının kocasına, ne kocanın hanımına bir hayrı, bir faydası olmayacak. Hiçbir dostun hiçbir dosta sıcak bir kucak açması mümkün olmayacak. Şu anda birbirlerine güvenenler, birbirlerini kurtarıcı görüp, birbirlerinin eteğinden yapışmaya çalışanlar, yarın birbirlerinden kaçacak, birbirlerini tanımayacak. Herkes kendi yükünün, kendi vizrinin karşılığıyla bir hesap vermenin sıkıntısıyla Rab-binin huzuruna çıkacak. Öyleyse, “biz sizin yüklerinizi yükleniriz, biz sizleri kurtarırız, siz bize güvenin, gerisini düşünmeyin,” diyenlerin ta-mamı yalancıdır. Tabii âyetin ifadesiyle bir insanın sadece kendisinden, kendi yaptıklarından sorumlu olması, kendi yükünü sadece kendisinin çekmesi demek, başkalarına karşı sorumluluğu sebebiyle hesaba çekilmemesi anlamına gelmeyecektir. Rasulullah Efendimizin çığır açma hadisinden anlıyoruz ki, iyi ya da kötü çığır açanlara, o çığırdan gidenlerin günâhları ve sevapları eksilmeksizin bir misli yüklenecektir. Meselâ çocuklarımızın namazından, namazsızlığından, tesettüründen, tesettürsüzlüğünden, içkisinden, kumarından sorumluyuz. Ben sadece benden sorumluyum ama, onlardan da sorumluyum. On-lara namazı öğretip öğretmediğimden, namaz eğitimi verip vermediğimden, namaz ortamı hazırlayıp hazırlamadığımdan da sorumlu tutulacağım. Ama ben onlara karşı bu görevlerimi yerine getirmişsem, on-ların yaptıklarından sorumlu tutulmayacağım. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. Rabbinize döneceksiniz ve yaptıklarınızın tümünü O size haber verecektir. Gece yaptıklarınızı, gündüz yaptıklarınızı, insanlardan gizli yaptıklarınızı, alenî yaptıklarınızı, kendinize gizlediklerinizi, açıkladıklarınızı her şeyi her şeyi size haber verecek Rabbinizdir. Yükünüzü yüklenip yüklenmediğinizi, sorumluluklarınızı yerine getirip getirmediğinizi size haber verecek. Kitap yükünü yüklenip yüklenmediğinizi, amellerinizle, gözünüzle, kulağınızla, kalbinizle Allah âyetlerinin gereğini yerine getirip getirmediğinizi size haber verecek. Kitap dilinizde mi, kalbinizde mi? Dünyanızda kitap var mı, yok mu? Hayatınızda peygamber var mı, yok mu? Rab-biniz size haber verecek. Bırakın sadece yapıp ettiklerinizi, O Allah sadırlarınızda olanları da bilmektedir. Ve sizi onlarla da hesaba çekecektir. Bundan sonra Rabbimiz karşımıza iki insan tipi çıkaracak: