Âl-i İmrân آل عمران
İlim iddiasında olan her insan, resûllerin mirasçısı olacağına ve Kitap’ta apaçık bir şekilde açıklanan hakikatleri gizlemeden insanlara ulaştıracağına dair Allah’a (cc) söz vermiştir.
Âlimler, dinî kurumlar, fetva komisyonları ve topluma din öğreten cemaatler bu söz karşısında ikiye ayrılmışlardır:
1. Hakka şahitlik vazifesini yerine getiren, her durum ve şartta Allah’a (cc) verdiği söze bağlı kalanlar. (bk. 3/Âl-i İmran, 18; 33/Ahzâb, 23)
2. Bu yolda karşılaşacakları eziyetleri göze alamayan, Allah’ın (cc) rızasından ziyade toplumun ve yöneticilerin takdirine talip olan ve Allah’ın (cc) dinini gizleyenler. Yaşadıkları çağın putları olan demokrasi, laiklik, modernizm, komünizm, kapitalizm, hümanizm, kabirperestlik ve deistlik gibi yolları din adına meşrulaştıranlar.
Birçoğu, ebedî ahiret hayatını ve nimetlerin en büyüğü olan Allah (cc) rızasını maaş, akademik ünvan, çoğunluğun iltifat ve beğenisine değişmişlerdir. (bk. 2/Bakara, 159, 174; 5/Mâide, 63)
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân