Âl-i İmrân آل عمران
68. Ayet
اِنَّ اَوْلَى النَّاسِ بِاِبْرٰه۪يمَ لَلَّذ۪ينَ اتَّبَعُوهُ وَهٰذَا النَّبِيُّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ وَاللّٰهُ وَلِيُّ الْمُؤْمِن۪ينَ
Şüphesiz ki insanlar arasından İbrâhîm’e en yakın olanlar, (tevhid konusunda) onun (yoluna) uyanlar; bu nebi ve (ona) iman edenlerdir. Allah, müminlerin velisidir/dostudur.
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
68- Doğrusu, insanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamberle iman edenlerdir. Allah, mü'minlerin velisidir. AÇIKLAMA 56. Buradan itibaren üçüncü bölüm başlar. Burada ele alınan konu bu bölümün Bedir ve Uhud Savaşları arasınaki süre içinde nazil olduğunu göstermektedir. Üç bölümün muhtevası da kendi içine o kadar bağlantılıdır ki, hiçbir yerde tutarsızlığa rastlanmaz. Bu nedenle bazı tefsirciler bu bölümün de Necran heyetine hitaben nazil oluduğu gibi yanlış bir düşünceye kapılmışlardı. Fakat buradan itibaren yer alan bölümün dile getiriliş biçimi, onun Yahudilere hitaben nazil olduğunu açıkça göstermektedir. 57.Yani, "Bizim kabul ettiğimiz ve sizin de kendi kitaplarınızın öğretileri ile desteklendiği ve tasdik edildiği için, 'yanlış' diye reddedemediğiniz inancımızda bize katılın." 58. Yani, "Sizin Yahudiliğiniz ve Hıristiyanlığınız, Tevrat ve İncil indirildikten çok uzun zaman sonra ortaya çıktı. Oysa Hz. İbrahim (a.s) bu kitaplar gönderilmeden çok önce yaşadı. Şimdi, sıradan bir adam bile Hz. İbrahim'in (a.s) dininin hiçbir şekilde Yahudilik veya Hıristiyanlık olmayacağını kolayca anlayabilir. O halde eğer Hz. İbrahim (a.s) sizin de inandığınız gibi, doğru yolda ve kurtuluşa erenlerden ise, doğru yolda olmak ve kurtuluşa ermek için, Yahudilik veya Hıristiyanlığa uymanın şart olmadığı ortaya çıkıyor." (Bkz. Bakara an: 135, 141) 59. Arapça hanîf kelimesi, diğer bütün yolları reddettikten sonra, bir tek belirli yola uymayı seçen kişi için kullanılır. Biz bu anlamı "Müslüman, imanında samimi olan" diye ifade ettik.