Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Âl-i İmrân 75
Âl-i İmrân 77
Âl-i İmrân Suresine Dön

Âl-i İmrân آل عمران

76. Ayet
76Âl-i İmrân
بَلٰى مَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِه۪ وَاتَّقٰى فَاِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ
(Hayır, öyle değil!) Kim sözünü tutar ve (Allah’tan) sakınıp korkarsa Allah, muttaki olanları sever.

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

76- Hayır; kim ahdine vefa eder ve sakınırsa şüphesiz Allah da muttaki olanları sever. AÇIKLAMA 60. Bu cümle "Siz kendiniz şehadet edip dururken" şeklinde de anlaşılabilir. Fakat iki durumda da ifadenin anlamında bir değişiklik olmaz. Hz. Peygamber'in (s.a) temiz hayatı, O'nun ashabı üzerinde görülen derin etkisi, Kur'an'ın yüce öğretileri, o kadar açık ayetlerdir ki, peygamberlerin hayatlarına ve ilâhî kitapların tabiatına aşina olan hiç kimse O'nun peygamberliğini reddedemezdi. O kadar ki, ehl-i kitap bazı zamanlarda apaçık Hakk'a karşı çıkamıyor ve ister istemez Kur'an'ın onları tekrar tekrar inatçılık ve Allah'ın apaçık ayetlerini görüp kalplerinde tamamen ikna olduktan sonra, bile bile Hakk'ı reddetmekle suçlamasının nedeni budur. 61. Bu, Medine'nin hemen dışında yaşayan Yahudi âlimlerinin ve liderlerinin İslâm Hareketi'nin gücünü zayıflatmak için kurdukları tuzaklardan biriydi. Onlar, sadece, gizli düzenlerle bazı müslümanları kandırmak için İslâm'a ilgi duyar görünüyorlardı. Amaçları müslümanların cesaretini kırmak ve yığınlar arasında Hz. Peygamber'in (s.a) söyledikleri ve öğrettikleri ile ilgili şüpheler uyandırmaktı. Bu amaçla Medine'ye müslüman olduğunu ilân eden, fakat daha sonra müslümanlar arasında ve onların Peygamber'inde şu şu kötülükleri gördüğü için İslâm'dan çıktığını açıklayan adamlar göndermeye başlamışlardı. 61/a Onların bu zavallı oyuna girmelerinin nedeni, İslâm'ı kıskanmaları ve ataların dinine bağlı olmalarıdır. Onlar şu sözlerle azarlanıyorlar: "Allah sizin önyargılarınızla sınırlı değildir; bilâkis, O kime dilerse hidayetini (doğru yol) verir. Şimdi de O, size verilen hidayetin bir benzerini, rahmeti nedeniyle, müslümanlara vermiştir. Sizin kurnazca tuzaklarınızın, hidayeti onlardan gideremeyeceğini veya onun yerine sapık yolu getiremeyeceğini, bilâkis bu tuzakların Rabbiniz katında sizin aleyhinize bir kanıt olacağını çok iyi anlamalısınız." Allah bununla onların önyargılarından vazgeçip, başka birine (Hz. Muhammed (s.a) ) indirilmiş de olsa Hakk'a tâbi olmayı mı; yoksa inatlarında direnip müslümanların, Rableri önünde kendi aleyhlerinde kullanabilecekleri deliller ortaya koymaya devam etmesine rağmen, sadece inatçı ve önyargılı oluşları nedeniyle Hakk'ı reddetmeyi mi seçeceklerini görmek istemiştir. 62. Arapça "Vâsi" Her şeyi kaplayan kelimesi genellikle Kur'an'da şu üç durumda geçer: 1) Bir topluluğun dar görüşlülükle uyarıldığı ve onlara Allah'ın kendileri gibi olmadığı hatırlatıldığında, 2) Birisi cimrilik ve hasisliği nedeniyle azarlandığı ve Allah'ın onun gibi cimri olmadığı söylendiği zaman, 3) İnsanlar, kendi tahayyül kapasitelerinin sınırlı olması nedeniyle Allah'ın sonlu olduğuna inandıklarında, onlara Allah'ın sonsuz ve sınırsız olduğu söylenir. (Bkz. Bakara an: 116) . 63. Yani, "Allah, kimin şerefli ve daha faziletli olmayı hakettiğini bilir." 64. Yani, "Onlardan sadece Yahudilerle olan ilişkilerinde adaletli olmaları isteniyor ve Yahudi olmayan birinin mülkünü gaspetmekte bir beis görülmüyordu. Bu inanç sadece cahil Yahudi yığınları arasında yaygın değildi. Bilâkis bütün dinî sistem, İsrailliler ve İsrailli olmayanlarla kurulan ilişkilerde tamamen farklı davranmaya müsaade edecek bir şekilde yoğrulmuştu. Onların ahlâkî değerleri belli bir tür davranışı İsrailoğulları'ndan birine karşı yapmayı yasaklıyor, fakat Yahudi olmayan birine karşı o şekilde davranmaya izin veriyordu. Aynı şey bir İsrailli için doğru oluyor; fakat İsrailli olmayan biri için ise yanlış kabul ediliyordu. Örneğin Kitab-ı Mukaddes şöyle der: "Her yedi yılın sonunda... komşusuna bir şey ödünç veren kişi onu bağışlasın...", fakat "eğer bir yabancı(ya borç vermiş) iseniz onu geri isteyebilirsiniz." (Tesniye, 15;1-3) . Başka bir yerde de tefecilikle (faiz) ilgili kanun şu şekilde ifade edilmiştir: "Bir yabancıya faizle borç verebilirsiniz, fakat kardeşinize faizle borç vermemelisiniz." (Tesniye, 23;20) . "Eğer bir adam İsrailoğulları'ndan birinin bir şeyini çalsa, onunla ticaret yapsa veya onu satsa, bu kişi öldürülür." (Tesniye, 24:7) . Talmud'da denilmektedir ki: "Şayet bir İsrailli'nin boğasını İsrailli olmayan bir kimsenin boğası yaralarsa, İsrailli'ye tazminat vermek zorundadır. Eğer İsrailli'nin boğası İsrailli olmayanın boğasını yaralarsa, İsrailli tazminat vermek zorunda değildir. Bir kimse kaybolmuş bir şey bulursa ve bulduğu şey İsraillilerin yerleşim bölgesindeyse, bulduğu şeyi sahibine vermek için ilân etsin. Şayet, İsrailli olmayanların bölgesinde bulunmuşsa, ilân etmeye gerek yoktur. İsmail'in Rabbi diyor ki: Eğer bir ümmi ile bir İsrailli arasında anlaşmazlık çıkmışsa, mahkemedeki hâkim, kardeşinin lehine bitmesi için uğraşsın. Mümkün değilse ümmilerin kanunlarına göre, kardeşinin lehine bir sonuç almaya çalışsın. Ve "Bu sizin kanununuza göredir" desin. Her iki kanundan da yararlanamıyorsa, hangi yolla olursa olsun, İsrailli kardeşini kazandırsın. İsmail'in Rabbi, "İsrailli olmayanların zaaflarından yararlanın" diyor." (Talmudic Mıscelleny. Paul İsaac Hershum. 1880, London. Sh. 37, 210-221) .
Önceki AyetÂl-i İmrân 75
Sonraki AyetÂl-i İmrân 77
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Âl-i İmrân 75Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Âl-i İmrân 77