Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Âl-i İmrân 94
Âl-i İmrân 96
Âl-i İmrân Suresine Dön

Âl-i İmrân آل عمران

95. Ayet
95Âl-i İmrân
قُلْ صَدَقَ اللّٰهُ فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفًاۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ
De ki: “Allah doğru söyledi. Hanîf olarak İbrâhîm’in dinine uyun. O, müşriklerden değildi.”
Dipnot

İbrahim’in milleti için bk. 60/Mümtehine, 4

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

95- De ki: "Allah doğru söyledi. Öyleyse Allah'ı bir tanıyan (Hanif) ler olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi."(78) AÇIKLAMA 75. Bundan kasıt, Yahudilerin fazilet konusundaki yanlış anlayışlarını ortadan kaldırmaktır. Onlara göre en büyük fazilet, yüzyıllardan beri ataları tarafından uygulanan gelenekleri dış görünüşlerinde sergilemekti. Bunun yanısıra onlar, fazileti (birr) , bilginlerinin ortaya koyduğu legal sistemin standartlarıyla ölçüyorlardı. Dıştan çok dindar görünmelerine rağmen en "muttaki"leri bile bağnaz, açgözlü ve cimri idi. Bunun da ötesinde onlar Hakk'ı satmakta veya Ona ihanet etmekte tereddüt etmiyorlardı. Yine de sıradan insanlar onları faziletli olarak tanıyorlardı. Burada onların gerçek fazilete (birr) , sadece dışta kendi icat ettikeri bazı ibadetleri yapar görünmekle sahip olamayacakları; ancak Allah'ı sevip, O'nun dileğini her şeyden üstün tutarak birr'e erebileceklerinin söylenmesinin nedeni işte budur. Herhangi dünyevi bir şeyi Allah'tan çok seven bir kişi için fazilet kapısı kapalı olduğundan, Allah aşkı için sevdiği şeyleri feda etmeye hazır olmayan bir kimse gerçek iyiliğe (birr) ulaşamaz. Bu sevgi ruhu olmaksızın yapılan ibadetler, kurtlar tarafından yenmiş bir tahta üzerine çekilen boya gibidir. Bir insanın bu dıştaki boya ile aldatılması mümkündür; fakat, Allah'ı bu tür düzenlerle aldatmak imkânsızdır. 76. 93. ayet bir itiraza cevap vermektedir. Yahudiler, Kur'an'ın ve Hz. Peygamber'in (s.a) talimatlarının esas noktalarında bir hata bulamayınca -çünkü bu din ile daha önceki peygamberlerin getirdiği din arasında fark yoktu- fıkıhla ilgili itirazlarda bulunmaya başladılar. İtirazlardan biri de Hz. Peygamber'in (s.a) diğer peygamberler zamanında helâl olan şeyleri haram kıldığı konusu idi. 77. Eğer İsrail kelimesi İsrailoğulları'nı kastediyorsa, onların Tevrat'ın indirilmesinden önce, geleneksel olarak yasak olan bazı şeyleri kendilerine yasakladıkları anlaşılır. Fakat eğer kelime Hz. Yakub'u (a.s) kastediyorsa (ki bu ihtimal daha kuvvetlidir) , o zaman Onun bazı şeyleri sevmediği için veya bazı hastalıklara neden olduklarından dolayı yemediği, fakat Onun soyundan gelenlerin bunları yasak olarak kabul ettikleri anlaşılır. Bunu izleyen ayet, Kitab-ı Mukaddes'te devenin, yabanî tavşanın, vs. haram olduğunu bildiren hükmün Tevrat'ta olmadığını, fakat sonradan Yahudi bilginleri tarafından Tevrat'a sokulduklarını gösterir. (Bkz. Enam an: 122) . 78. Burada onlara şu ders anlatılmak isteniyor: Hz. İbrahim (a.s) tarafından öğretilen yalnız Allah'a itaat ilkesi gerçek imanın köküdür. Fakat siz bunu terkettiniz ve O'nun yanısıra başka ilâhlar edindiniz. Bundan başka, yüzyıllar süren sürgün hayatınız boyunca Hz. İbrahim'in (a.s) dinini bıraktıktan sonra, bilginleriniz tarafından ortaya konulan küçük meselelerle uğraşmaya daldınız.
Önceki AyetÂl-i İmrân 94
Sonraki AyetÂl-i İmrân 96
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Âl-i İmrân 94Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Âl-i İmrân 96