Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Ankebût 21
Ankebût 23
Ankebût Suresine Dön

Ankebût العنكبوت

22. Ayet
22Ankebût
وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِۘ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ۟
Siz, yerde ve gökte (Allah’ın vaadini yerine getirmesine engel olup) O’nu aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’ın dışında ne bir dostunuz ne de bir yardımcınız vardır.

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

22- Siz yerde de, gökte de (Allah'ı) aciz bırakamazsınız.(34) Sizin Allah'ın dışında veliniz yoktur, yardım edeninizde yoktur.(35) AÇIKLAMA 30. Yani, "Eğer siz benim Tevhid'e davetimi kabul etmez, Rabbinize döndürülüp yaptıklarınızın hesabını vereceğiniz konusundaki mesajımı reddederseniz bu yeni bir olay olmayacak. İnsanlık tarihinde bir çok peygamber -Nuh, Hud, Salih (Allah'ın selam'ı hepsinin üzerine olsun) gibi- bundan önce de aynı tebliğleri getirmiş ve kavimleri de onları aynı şekilde reddetmişlerdi. Şimdi siz onların Peygamberlere mi, yoksa kendilerine mi zarar verdikleri konusunda hükmümüzü verin." 31. Buradan itibaren 23. ayetin sonuna kadar olan bölüm, Hz. İbrahim (a.s) kıssası arasına sokulan ve Mekkeli müşriklere hitap eden bir parantez hükmündedir. Kafirleri uyarmak için anlatılan kıssanın arasına bu bölümün sokulmasının anlamı şudur: Onlar iki tür sapıklık içindedir. 1) Şirk ve puta-tapıcılık, 2) Ahireti inkâr etmeleri. Bunlardan birincisi yukarıda anlatıldığı şekilde Hz. İbrahim (a.s) tarafından reddedilmişti. İkincisi ise şimdi, Allah tarafından buradaki bir iki cümle ile reddedilmektedir. 32. Yani, "Bir taraftan sayılamayacak kadar çok şey yoktan varoluyor. Diğer taraftan her türü ölen üyelerinin yerini doldurmak üzere benzer yeni üyeler varolmaya devam ediyor. Müşrikler bunların tümünün Allah'ın yapma ve yaratmasıyla meydana geldiğini kabul etmişlerdir. Onlar, aynen bugünkü müşrikler gibi Allah'ın yaratıcı olduğu gerçeğini inkâr etmemişlerdir. Bu nedenle, ileri sürülen görüş onların gerçek olarak kabul ettikleri bir fikre dayandırılmakta ve şöyle denmektedir: "Nasıl oluyor da sizin inancınıza göre de her şeyi yoktan vareden, eşyayı sadece bir kez değil, ölülerinin yerine benzerlerini getirmek suretiyle gözlerinizin önünde sürekli yaratan Allah'ın, öldükten sonra sizi diriltmeye kadir olamayacağını düşünüyorsunuz?" (Ayrıntılı açıklama için bkz. Neml an: 80.) 33. Yani, "Eşyanın gözünüzün önünde Allah'ın marifet ve iktidarı ile yaratılıp durduğunu müşahede ettiğinize göre, tekrar yaratmanın da aynı marifet ve iktidar ile meydana getirileceğini de iyice anlamalısınız. Böyle bir şey O'nun kudreti dışında değildir, olamaz da." 34. Yani, "Nereye kaçarsanız kaçın Allah'ın yakalamasından kurtulamazsınız. Yerin derinliklerine de saklansanız, göğün yükseklerine de tırmansanız her halükârda yakalanıp Rabbinizin huzuruna götürüleceksiniz." Aynı şey insanlara ve cinlere bir meydan okuma olarak Rahman Suresinde de ifade edilmiştir: Ey cin ve insan toplulukları! Eğer göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama geçemezsiniz, çünkü o büyük bir güç (sultan) ister. (Rahman an: 33) 35. Yani, "Ne sizin kendinizin Allah'ın yakalamasından kurtulmaya gücünüz yeter, ne de dostlarınız, yardımcılarınız ve destekleyicileriniz sizi Allah'tan koruyup O'nun azabından kurtaracak kadar güçlüdürler. Kainatta hiç kimse; şirk ve küfre sapan, ilâhî emirlere boyun eğmeyi reddeden, küstahça Allah'a isyanı seçen ve yeryüzünde günah ve fitne fırtınaları estiren kimselere arka çıkmaya ve ilâhî azabı kendi üzerlerine çekmeye veya Allah'ın mahkemesinde: "Bunlar bana uyan kimseler, bu nedenle onların yaptıkları affedilmeli" demeye cesaret edip güç yetiremez."
Önceki AyetAnkebût 21
Sonraki AyetAnkebût 23
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Ankebût 21Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Ankebût 23