Ankebût العنكبوت
58. Ayet
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ نِعْمَ اَجْرُ الْعَامِل۪ينَۗ
İman edip salih amel işleyenleri altından ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları, (özel misafirler için hazırlanmış) odalara yerleştiririz. (Salih) amel işleyenlerin mükâfatı ne güzeldir.
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
58- İman edip salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedî kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir.(96) AÇIKLAMA 93. Yani, "Onlar sana tekrar şu teklifi yapıyorlar: Eğer sen gerçekten peygambersen ve biz de Hakkı inkâr ediyorsak, o zaman bize, tehdit ettiğin azabı geciktirip erteleme." 94. Burada üstü kapalı bir şekilde hicret ima edilmektedir: "Eğer Mekke'de Allah'a ibadet etmenin zorlaştığını hissediyorsanız, orayı terkedip, Allah'a ibadet eden kullar olarak yaşabileceğiniz başka bir yere gidebilirsiniz. Çünkü Allah'ın arzı geniştir. Yurdunuza, ulusunuza değil, Allah'a ibadet etmelisiniz." Bu, gerçek olanın, ulus, vatan ve ülke değil Allah'a ibadet olduğunu göstermektedir. Eğer belirli bir dönemde vatan, millet sevgisi ile Allah'a ibadet çatışırsa, işte bu mümin için bir imtihan başlangıcıdır. Böyle bir durumda gerçek mümin vatan, millet, ülke sevgisini bir kenara bırakıp Allah'a ibadeti seçecektir. Gerçekten iman etmediği halde mümin olduğunu söyleyen kimse ise, inancını bir tarafa atıp vatanına, milletine ve ülkesine bağlı kalacaktır. Bu ayet açıkça gerçekten Allah'a ibadet eden bir kulun bir esir olabileceğini, ama asla belirli bir vatana veya ulusa tapan bir kimse olamayacağını göstermektedir. Onun için Allah'a ibadet, hayatının; uğrunda herşeyini feda edebileceği ve fakat onu hiçbir şeye feda edemeyeceği en değerli gayesidir. 95. Yani, "Dünya hayatına fazla heves etmeyin, çünkü herkes er veya geç ölecektir. Hiç kimse bu dünyaya ebedi yaşamak için gelmemiştir. Bu nedenle, asıl gayeniz, hayatı kurtarmak değil, imanınızı nasıl koruyacağınız ve Allah'a ibadetin gereklerini nasıl yerine getireceğinizi öğrenmek olmalıdır. Sonunda mutlaka bize döneceksiniz. Eğer hayatınızı kurtarmak için imanınızı kaybetmişseniz, o zaman ahiretteki akıbetiniz biraz farklı olacaktır. Fakat tam aksine eğer imanınızı korumak için hayatınızı kaybetmişseniz, sonuçta bunun tam tersi olacaktır. Bu nedenle sadece bize döndüğünüzde yanınızda ne getireceğiniz konusunda çaba ve gayret sarfetmelisiniz. Yanınızda yaşamak için feda ettiğiniz bir iman mı, yoksa inancınız için feda ettiğiniz bir hayat mı getireceksiniz." 96. Yani, "Eğer inancınız ve doğruluğunuz nedeniyle bütün dünya nimetlerinden mahrum kalmışsanız ve dünyevî açıdan bakıldığında hayatınız tam bir kayıptan ibaretse bile, bunların karşılığını alacağınızdan, hatta daha da fazlasıyla mükafatlandırılacağınızdan emin olun."