Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
A'râf 191
A'râf 193
A'râf Suresine Dön

A'râf الأعراف

192. Ayet
192A'râf
وَلَا يَسْتَط۪يعُونَ لَهُمْ نَصْرًا وَلَٓا اَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ
(Oysa) bu varlıklar, ne onlara ne de kendilerine yardım etmeye güç yetiremezler.

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

192- Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeğe. AÇIKLAMA 146. Bu bölüm, çocuklarının doğumu olayında, putperest Arapların Allah'a ortak koşuşlarını tenkit etmektedir. İlk insan ve eşinin, Allah tarafından var edildiği hatırlatıldığında, onlar bunu reddedemediler. Ayrıca bu ilk çiftten sonra da insanların doğumlarını düzenleyenin yine O olduğunu ve yine Onun iradesiyle kadının hamile kaldığını, en mükemmel biçimde ana rahminde çocuğu beslediğini ve vakti gelince de onu sağlam bir vücut ve çeşitli kabiliyetlerle mücehhez kılarak sağlam bir akıl ve sağlıklı bir vücutla dünyaya getirenin yine o Allah olduğunu biliyorlardı. Bütün bunların, sadece Allah'ın güç ve kudretiyle meydana geldiğini inkâr etmiyorlardı. Eğer Allah dilerse kadının rahminde bir maymun, bir yılan yada başka bir hayvan yaratabilirdi. Rahimdeki çocuğun şeklini bozar, akıl ve beden bakımından eksik ve sakat yaratabilirdi. Ayrıca da onlar, Allah'ın yaratıklarında herhangi bir değişiklik yapacak güce sahip hiçbir varlığın olmadığını da biliyorlardı. Bu nedenle hamilelik devri süresinde beslenen bütün umutlar ve eli ayağı düzgün bir çocuğun doğması için yapılan bütün dualar hep Allah'a müteveccihti. Fakat ne kötü bir tesadüftür ki, putperestler olduğu kadar müminler de, çocuk dünyaya geldikten sonra, bu tutumlarını değiştirirler ve Allah'a şükür edeceklerine, teşekkürlerini bazı tanrılara veya tanrıçalara veya azizlere veya benzerlerine sundular ve yeni doğan çocuklarına şirk kokusu bulunan "Hüseyin Bahş" (Hüseyin'in bahşettiği) , "Pir Bahş" (Pirin bahşettiği) " veya "Abdur-Rasûl" (Rasûlun kulu) "Abdul-Uzza" (Uzza'nın kulu) , "Abduş-Şems" (Güneşin kulu) ve benzeri adlar verdiler. Bu kısmın olabildiğince açık olmasına rağmen, zayıf rivayetlerin desteklediği yanlış bazı anlayışlar ortaya çıkmıştır. Başlangıçtaki ilk erkek ve dişinin (Hz. Adem ve Havva) zikri ve hemen ardından da başka bir erkek ve bir kadının mevzu bahis oluşu her iki çiftin de aynı çift oldukları şeklinde bir karışıklık doğurmuştur. Bundan dolayı, bazı müfessirler, bahsi geçen erkeğin Adem, hamile kalan kadının da Havva olduğunu ve rahimde iken çocuk için Allah'a duada bulunduklarını, fakat çocuk dünyaya gelince bu lütuf hususunda başkalarını Allah'a ortak koştuklarını söylemektedirler. Sonra da, zayıf hadislerin yardımıyla bu konuda bütün bir hikâye icat etmişlerdir. "Hz. Havva'nın birkaç çocuğu doğumdan hemen az sonra ölünce, Şeytan, çocuklardan birinin doğumu anında O'na yaklaşarak "Eğer doğacak çocuğa, "Abdul-Haris" (Şeytan'ın kulu) ismini verirsen o kurtulacak' diyerek Hz. Havva'yı kandırdı." Bu tür bazı rivayetleri Yüce Peygamber'e (s.a) dayandırmaları tümüyle esef vericidir. Fakat gerçek şu ki; bütün bu hadisler sahih olmayıp ne yer aldıkları metin içinde ve ne de Kur'an ifadesiyle desteklenmektedirler. Kur'an-ı Kerim, bir erkek ve bir kadının beraberliğinin bir neticesi olarak dünyaya gelen çocuklarının gerçek yaratıcısının Allah olduğunu bizzat bildikleri halde, doğumda başka şeyleri Allah'a ortak koşan putperestleri eleştirmektedir. İşte bu sebeple, onlar doğacak çocuğun kusursuzluğundan emin olmadıkları için, çocuğun sağ-salim doğması noktasında Allah'tan yardım isterler, fakat, sağlam bir çocuğun rahatça dünyaya gelişinden sonra da minnettarlık hisleri ve ikramlarla başka şeylere yönelirlerdi. Böylece, burada davranışlarından dolayı sadece belli bir erkek ve kadın değil, aksine benzer şekilde davranan (bunlara putperest erkek ve kadınlar da dahil) bütün erkek ve kadınlar kınanmış olmaktadır. Bu bağlamda, yeri gelmişken şunu de maalesef belirtmemiz gerekir ki, bu konuda, günümüz müslümanlarının durumu, Kur'an'ın bu bölümde aşağıladığı putperest Arapların durumundan bile kötüdür. Putperestler, bir çocuk için Allah'a duada bulunmalarına rağmen, çocuğun doğumundan sonra O'na şirk koşmaktaydılar. Fakat "Tevhid" inancına şahedat getirdiklerini iddia eden günümüz müslümanları ise bundan daha da ileri gitmekteler. Bu zavallılar, çocuğun doğması için bile başka şeylere dua ediyor, hamilelik süresince başka şeylere adak adıyor ve çocuğun dünyaya gelişinden sonra da Allah'a eş koştukları şeylere şükranlarını yöneltiyorlar. Üstelik de bu kimseler, bu Arapları "cehennemlik" putperestler olarak görürlerken, heyhat kendilerini de maşallah "cenneti" garantilemiş müminler olarak görüyorlar. Ayrıca kendilerinin tenkit edilmesine de tahammül edemedikleri gibi, bu kimselere ateş püskürürler. Müslümanların bu acıklı haline, ıslahatçı şairimiz Mevlâna Hali: "Museddes" inde şöyle dile getirmekte: "Eğer birisi putlara tapsa deriz ona kafir Allah'a oğul isnat etse ona da deriz kafir Eğer birisi ateşin önünde başını eğip secde etse o da kafir Yıldızlar da bir güç görse o da kafir Ama bize gelince, bütün yollar açıktır Heyhat, dilediğine kul ol! Kâh gelir Nebî'yi tanrı yaparız. Kâh gelir İmamları Nebî'den üstün tutarız Kabirlere gider, adaklar eder Şühedanın ruhlarından yardım dileriz, Ve, ne Tevhid inancımıza bir halel gelir. Ne İslam'ımıza bir kusur ne de imanımıza futür!"
Önceki AyetA'râf 191
Sonraki AyetA'râf 193
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: A'râf 191Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: A'râf 193