A'râf الأعراف
36. Ayet
وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
Ayetlerimizi yalanlayan ve ona karşı büyüklenenlere gelince, bunlar ateşin ehlidir ve orada ebedî kalırlar.
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
36- Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, işte onlar ateşin arkadaşlarıdır; onda sonsuzca kalacaklardır.(28) AÇIKLAMA 27. "Her ümmete belli bir süre verilmiştir" ifadesi; yıl, ay ve gün şeklinde sınırlanmış bir zaman biriminin sonunda, derhal sırası gelmiş bir topluluğun ortadan kaldırılması, helâk edilmesi demek değildir. Fakat bu, muteber bir toplum olarak gücünü göstermesi için, her bir topluluğa verilmiş olan imkânların bir ahlakî sınırının bulunduğunu belirtir. Bu sınır, iyi ameller ile kötü amellerin nisbetine göre belirlenir. Allah Teala bir topluluğa, iyi işleri kötü işlerine nisbetle daha aşağı seviyeye düşünceye kadar müsamaha eder. Ve bu sınır da aşılınca, o günahkâr ve rezil topluluğa artık hiç bir mühlet verilmez. (Daha iyi kavrayabilmek için bkz. Nuh Suresi, 4, 10 ve 12. ayetler) . 28. Kur'an, Adem ile Havva'nın cennetten çıkarılışı ile ilgili bahsin geçtiği her yerde 36. ayette mündemiç olan meseleyi tekrarlamaktadır. (Lütfen bkz. Bakara: 38-39 ve Taha: 123-124) . Bu nedenle, burada da aynı olayla ilgili şeyler gözönüne alınacaktır. Yani, beşeriyetin bidayetinde, bu şey insana net bir şekilde açıklanmıştır. (Bkz. Ali-İmran: 69) .