Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
En'âm 135
En'âm 137
En'âm Suresine Dön

En'âm الأنعام

136. Ayet
136En'âm
وَجَعَلُوا لِلّٰهِ مِمَّا ذَرَاَ مِنَ الْحَرْثِ وَالْاَنْعَامِ نَص۪يبًا فَقَالُوا هٰذَا لِلّٰهِ بِزَعْمِهِمْ وَهٰذَا لِشُرَكَٓائِنَاۚ فَمَا كَانَ لِشُرَكَٓائِهِمْ فَلَا يَصِلُ اِلَى اللّٰهِۚ وَمَا كَانَ لِلّٰهِ فَهُوَ يَصِلُ اِلٰى شُرَكَٓائِهِمْۜ سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ
Allah’ın yarattığı ekin ve hayvanlardan Allah’a bir pay ayırdılar. Sonra da zanlarınca, “Bu Allah’ın, bu da ortaklarımızın hissesidir.” dediler. Ortaklarına ait olan hisse Allah’ın tarafına geçmez, Allah’a ait olan ise ortaklarına geçer. Ne kötü hüküm veriyorlar!
Dipnot

Müşrikler ekinlerin ortasına bir çizgi çeker, bir taraf için: “Bu Allah’ındır.”, diğeri için: “Bu ilahlarımızındır.” derlerdi. Hasat zamanı Allah’a (cc) ayırdıkları paydan bir ürün putların payına ayrılan bölüme geçse: “İlahlarımız muhtaçtır.” der, geri almazlardı. Putlara ayrılan bir ürün Allah’a (cc) ayırdıkları kısma düşse alır, yerine koyarlardı. Bir ihtiyaçları olduğunda Allah’a (cc) ayırdıklarından alır, misafire, yoksula veya yolda kalana verirlerdi. Ancak putlara ayırdıklarına hiçbir surette dokunmazlardı. Allah’a (cc) adadıkları hayvanlar için de durum aynıydı. İhtiyaç hâlinde bir bahane bulur, Allah’a adanan hayvanları kesip yerlerdi. Putlar için adanmış olanlara ise dokunmazlardı. (İbni Ebi Hatim, 7911-7916; Taberi, 13899-13907)

Bu, her dönemde farklı tezahürleri olan bir inanç problemidir. Temelinde ise müşriklerin ortak özelliği olan “ortaklarını Allah’tan (cc) daha fazla yüceltme ve kendilerine yakın görme” anlayışı vardır.

Günümüzde bu anlayışa, Allah’a (cc) küfredildiğinde hikmet ve hoşgörüden söz edenlerin, tabi oldukları liderler eleştirildiğinde öfke nöbeti geçirmelerini örnek verebiliriz. Allah (cc) adına verilen yeminleri rahatlıkla çiğneyip bozanların, kutsal kabul ettikleri varlıklar adına yemin ederken yaşadıkları trans hâli ve bu yeminlerini bozmamak için yoğun çaba harcamaları da bir başka örnektir.

Hac ve umreye gitmek konusunda türlü mazeretler sıralayanların, dünyanın bir ucundan öbür ucuna yapılan yıllık “feyiz” ziyaretlerini aksatmamaları da bu bağlamda verilebilecek örneklerdendir.

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

136- O'nun(104) üretip-türettiği ekin ve hayvanlardan Allah için de bir pay ayırdılar, sonra kendi zanlarınca: "Bu Allah'ındır, bu da ortaklarımızındır" dediler.(105) Kendi ortakları için olan (pay) , Allah tarafına geçmez, ama Allah'a aid olan kendi ortaklarının tarafına (payına) geçer.(106) Ne kötü hüküm veriyorlar? AÇIKLAMA 104. Önceki bölüm anlam olarak şu sözlerle bitmişti (ayet-135) : "Eğer bu kişiler senin uyarılarını kabul etmek istemiyor ve bilgisizliklerinde ısrar ediyorlarsa, söyle onlara istedikleri gibi davransınlar ve sen de kendi yolunca git. Hüküm Günü mutlaka gelecek ve onlar yaptıklarının sonucunu göreceklerdir. Zulmedenler orada kurtulanlardan olmayacaktır." Buradan itibaren (136-146) işlemekte ısrar edip durdukları helâke götürücü zulümler ve kötülükler açıklanıyor ve böylece bilgisizliklerinin örnekleri sergileniyor. 105. Tüm toprağın ürünlerini bitiren Allah olduğuna inandıklarından dolayı şükürlerinin bir işareti olarak tarım ürünlerinin bir kısmını Allah'a ayırıyorladı; aynı şekilde, kendilerine büyük yararı dokunan hayvanlardan belli miktarı da, yine onların yaratıcısı olan Allah için bir kenara koyuyorlardı. Fakat bunun yanısıra, bir bölümü de putlarınca temsil edilen aile veya kabile tanrılarına sunuyorlardı. Çünkü, tanrılarının, tanrıçalarının, melekler, cinler, yıldızlar ve ölmüş atalarının ruhlarının Allah yanında kendileri için şefaatte bulundukları inancıyla, Allah'ın onlara karşı çok yumuşak ve lûtufkâr olduğunu kabul ediyorlardı. Böylece, tüm bu şefaatçilerin de kendilerine karşı iyi davranacaklarını ummaktaydılar. İşte işledikleri bu türlü zulümler nedeniyle Allah kendilerini azarlamakta ve şöyle demektedir: "Yaratıp, rahmet ve merhametimden size verdiğim şeyleri başkalarına sunmanız tam bir nankörlüktür. Nasıl olur da, Bana şükür olarak sunduklarınızda ortaklar tanırsınız? Benim bütün bunları başkalarının payı olsun diye mi size verdiğimi sanıyorsunuz?" Sonra, kendisiyle O'na koştukları ortaklar arasında yaptıkları paylaştırmadan dolayı yine Allah gizliden gizliye müşrikleri paylamaktadır. Gerçekte herşeyi veren Allah'ken, kendi kendilerine yasa koyup uygun gördükleri payı Allah'a ve daha başkalarına ayırdıklarındandır bu. Oysa, Allah tek yasa koyucu olarak alınmalı ve şükür olarak O'na ayrılan payı, yine daha başka hak sahiplerinin paylarını da tesbit etmesi gereken Allah'ın Kanunu belirlemelidir. Bu durumda, keyfî olarak Allah için ayırıp yoksulara ve mahrumlara dağıttıkları pay bile hiçbir kıymete lâyık görülmemekte ve Allah tarafından kabul edilmesi için ortada hiçbir neden bulunmamaktadır. 106. Burada acı bir alay ve azar vardır. Tanrılarına ayırdıkları payı çoğaltmak ve Allah için işaretlediklerini azaltmak amacıyla buşvurdukları hileli yollardan dolayı terslenmektedirler. Kendi yaptıkları tanrıların paylarına çok daha büyük ilgi gösteriyordu onlar. Sözgelimi, Allah'a ayrılan paydan bir tek meyve veya tane karşı tarafa geçecek olsa buna hiç aldırmıyorlar, ama tanrılarının payından en ufak bir şey Allah'ın payına karışsa bunu hemen geri alıyorlardı. Yine kıtlık zamanlarında kutsanmış ürünü kullanmak zorunda kalsalar Allah için işaretlenene el atıyor ve başlarına bir felâket gelir korkusuyla tanrılarının payına dokunmuyorlardı. Bunun da ötesinde, tanrılarının payında bir eksiklik meydana gelse, bunu Allah'a ayrılan paydan gideriyorlar, fakat tersi durumda Allah'ın payındaki eksikliği gidermek için tanrılarının payından en ufak bir şey bile almıyorlardı. Bütün yaptıkları için pek akla yatkın özürler de uyduruyorlardı tabii. Örneğin, "Allah zengindir ve payındaki her türlü eksikliği giderebilir. Fakat, tanrılar aynısını yapamaz. Çünkü onlar Allah gibi zengin değildir. Dolayısıyla paylarındaki en ufak bir eksiklik nedeniyle bizi cezalandırabilirler" diyorlardı. Bu tür uygulamaların kökünde yatan neden, her iki kutsanmış ürünün farklı yollarıydı. Allah'ın payı dilencilere, yoksullara, yolculara, yetimlere vb. dağıtılırken, tanrılara ayrılan pay tapınaklarda sunulduğundan doğrudan ve dolaylı olarak din adamlarına gidiyordu. Bu nedenledir ki, bencil dinî liderler, Allah'ın sevgilileri olan tanrılarının payında eksilme olmaması gerektiği konusunda cahil izleyicilerine yüzyıllardır baskı yapıyorlardı. Hattâ, tanrılarının payı artarsa bu daha iyiydi.
Önceki AyetEn'âm 135
Sonraki AyetEn'âm 137
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: En'âm 135Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: En'âm 137