Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
En'âm 160
En'âm 162
En'âm Suresine Dön

En'âm الأنعام

161. Ayet
161En'âm
قُلْ اِنَّن۪ي هَدٰين۪ي رَبّ۪ٓي اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۚ د۪ينًا قِيَمًا مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفًاۚ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ
De ki: “Şüphesiz ki Rabbim, beni dosdoğru yola iletti. Dimdik/Güçlü ve hanîf olan İbrâhîm’in dinine. O, müşriklerden değildi.”
Dipnot

İbrahim’in milleti için bk. 60/Mümtehine, 4

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

161- De ki: "Rabbim gerçekten beni doğru bir yola iletti, dimdik duran bir dine, İbrahim'in hanif (muvahhid) dinine...(142) O müşriklerden değildi." AÇIKLAMA 137. Yani, "Yahudiler ve Hıristiyanlar." 138. Burada 'ayetler', Allah'ın Kur'an'da sunulan vahyi, Rasûlü'nün (s.a.) soylu karakteri, müminlerin kendilerini kâfirlerden ayıran temiz yaşantıları ve Kur'an'ın mesajının gerçekliğine delil olarak ileri sürdüğü tabiattaki harika olgulardır. 139. Buradaki 'ayetler'den kasıt, kıyamet gününün alâmetleri veya hemen geliverecek bir azap da hakkında hiçbir kuşku duyulmayacak ve kendisinden sonra deneme ve imtihan için artık hiçbir şans kalmayacak şekilde gerçekliği açığa vuran bir başka işarettir. 140. Bu tür ayetlerden sonra küfründen tevbe edip imanını ikrar eden bir kâfirin imanının, hiçbir anlamı olmayacaktır; aynı şekilde, inandığını söylediği halde, itaatsızlık yolunu benimseyene de inançsız gözüyle bakılacaktır. Çünkü, İman ve İtaat ancak gerçekliğin perde gerisinde gizli kaldığı, ileride yaşanacak uzun bir hayatın bulunduğu ve dünyanın tüm çekicilikleriyle 'Allah yok, ahiret yok' diye aldanıp, 'ye, iç ve neşelen' diye de kötülüklere sürüklemediği sürece bir değer sahibi olabilir. 141. Burada hitap Hz. Peygaber'e (s.a) ise de, onun kanalıyla tüm müminler de bu hitabın muhatabıdırlar. Dindar kişiler, ilk günden beri aynı olan ve bugün de aynılığını devam ettiren Gerçek Din'de parçalanmalara yol açarak bölük bölük olanların yoluna uymamalıdırlar. Gerçek Din'in temel ilkeleri şunlardır: 1) Yalnızca Allah tüm Kâinatın İlâhı ve Rabbidir. 2) Sıfatlarında, güç ve kudretinde ve haklarında kimse O'nun dengi ve ortağı tutulamaz. 3) Tüm insanların dünyada yaptıklarının hesabını vereceği bir başka alem kurulacaktır. İnsanlar hayatlarını, Allah'ın elçileri ve kitapları aracılığıyla öğrettiği bu temel ilkeler çerçevesinde düzenlemelidirler. İnsanın yeryüzü hayatına başlayışında bugüne, insanlığa verilegelen Gerçek Din budur. Sonradan ortaya çıkan farklı dinler ve mezhepler ise çeşitli zamanlarda çeşitli toplulukların Gerçek din'de yaptığı değişikliklerin sonucudur. Bu topluluklardan bazıları bu Din'e 'orijinalite' adına eklemelerde bulunmuş; bazıları tutkuların doyurmak için onda değişiklikler yapmış, daha başkaları ise aşırı saygılarından dolayı ona değişik şeyler katmışlardır. Sonra, kendi vehim, düşünce ve felselerini karıştırarak bu Din'in itikadî özünü bozmuşlardır. Hükümlerine kendi uydurmalarını (bid'at) ve kendi yaptıkları kanunları katarak, kılı kırk yarma ve ayrıntılardaki farklılıklarını büyütmekle kurallarını bulandırarak ve önemli yanlarını önemsizleştirip daha az önemli yanlarına ise gereğinden fazla önem vererek de değiştirmişlerdir onu. İki aşırı uca (ifrat ve tefrit) kaçmışlar; bazı peygamberlere âdeta tapınırken, bazılarından nefretle uzaklaşmışlardır. Böyle böyle sayısız yeni dinler ve mezhepler türemiş ve insanlık birbirine düşman gruplara bölünmüştür. Bu bakımdan, Gerçek Din'in izleyicisinin bu mezheplerden hiçbiriyle her hangi bir ilgisinin olmaması ve kendi pâk yolunda yürümesi gerekir. 142. 'İbrahim Milleti': 'Her zaman gerçek inancın bir diğer ayırıcı özelliği de budur. 'Musa Milleti' veya 'İsa Milleti'ne tercih edilmiştir bu; çünkü, Musa ve İsa'nın izleyicileri bu 'Millete yanlış olarak 'Yahudilik' ve 'Hıristiyanlık' adlarını takmışlardır. Öte yandan hem Yahudiler, hem de Hıristiyanlar İbrahim'i gerçek peygamber olarak tanıdıklarından 'İbrahim Milleti' ifadesi kullanılmıştır. Arap müşrikleri de bu 'Millet'in (Yol'un) Doğru Yol olduğunu inkâr edemiyorlardı. Çünkü İbrahim'in doğru bir insan olduğuna inanıyorlar ve cehaletlerine rağmen Kâbe'yi yapanın bir putperest değil, Allah'ın dindar bir kulu olduğunu itiraf etmek zorunda kalıyorlardı.
Önceki AyetEn'âm 160
Sonraki AyetEn'âm 162
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: En'âm 160Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: En'âm 162